HaberlerSakıncalı yol

Sakıncalı yol

Yazarımız Mimar Sacit Acar, Yeşilkent kavşağını yazdı. Acar, bu kavşağın ben yaptım oldu düşüncesinin ürünü olduğunu, 'tehlikeli Kavşak' tabelasının da ülkemize özgü bir uygulama olduğunu kaleme aldı...

+
-
Sakıncalı yol

Yeni dönemdeki bu köşe yazımın konusu ile alakalı uzunca bir süre düşündüm ve epeydir kent gündemimizde olan, mesleki olarak da beni ayrıca rahatsız eden bir şehircilik problemimizi yeniden tartışmaya açmak veya hali hazırda var olan tartışmayı sürdürmek istedim. 

10/11 ay önce Mimarlar Odası ÇED Komisyonunda gündem üzerinde çalışırken, Yeşilkent Kavşağı öncelik sıralamamızda ilk sırada yer almıştı. Komisyonda, konunun teknik değerlendirmesi enine boyuna yapılmış ve sonuç olarak yapım kararının sağlıklı bir planlama neticesinde alınmadığı, risk analizinin yapılmadığı ve ilgili meslek gruplarının görüşlerine başvurulmaksızın uygulama kararının verildiği mütalaa edilmiş, hâlihazır düzenlemenin uzun yıllar kente hizmet etme şansının olmadığı kanaatine varılmıştı.

Ülkemiz coğrafyasına damga vurmuş mimarlık, mühendislik ve sanat yapılarının tarihsel kökenlerine baktığımızda, görsellik kadar fonksiyona ağırlık verildiği, yapım süreci kadar, planlama sürecinin önem arz ettiği görülmektedir. Biz; bundan neredeyse 5 yüzyıl önce camii tasarımında, kandil islerinden mürekkep yapmayı akıl eden ve planlayan teknik öngörüye sahip bir geleneğin mirasçıları olmamıza ve eldeki teknolojik imkânlar da katbekat artmış olmasına rağmen, nasıl geliştiğini bilemediğimiz bir planlama sürecinin sonunda, yazımıza konu olan kavşak gibi, insan hayatına mal olabilecek bir enkazın yapımına imza atabiliyoruz.

Bireysel kararların alınması sürecinde, farklı anlayışlara ve bakış açılarına sahip insanların fikirlerine başvurulması, en doğru kararın verilmesine nasıl katkı sağlıyorsa, toplumun genelini ilgilendiren karar süreçlerinde de kamuoyu oluşturulması, ilgili meslek disiplinlerinden oluşturulacak komisyonlar ile konunun istişare edilmesi gerekmektedir. Maalesef son dönemde ülke yönetimine de hakim olan “ Benim kararım veya Ben yaptım oldu” anlayışı, kanserli bir hücre gibi yerel inisiyatiflere de sirayet etmekte ve “ Güçlü Yönetim Anlayışı” gibi bireysel egoya endeksli ve hastalıklı bir ruh hali, toplumun parasıyla, toplum faydasına olmayan işlere imza atmaktadır. Söz konusu kavşak çalışmasının da bu ruh haliyle yapıldığını tahmin ediyorum.

Tarif etmeye çalışır isek; Ankara istikametinden gelen ve Atakum istikametine devam edecek olan bir vasıta, 180 derecelik dönüşü çok dar bir alanda yaptığından, özellikle süratli seyirlerde maddi hasarlı trafik kazaları yaşanmakta,  hayati risk taşımakta, ulaşım arterlerini avucunun içi gibi bilen kent yaşayanları için dahi ramak kala vakalarının yaşanması kaçınılmaz olmaktadır. Ayrıca; kavşak düzenlemesindeki trafik işaret levhalarının neyi işaret ettiğini anlamak ise büyük tecrübe ve uzmanlık gerektiriyor.

Konunun vehmi geç anlaşılmış olacak ki, kontrolsüz bir şekilde para harcanarak yapılan yanlışlığın; Yetkili Kurumlar tarafından Tehlikeli Kavşak, Yavaş  gibi uyarı levhaları ile minimize edilmeye çalışılması da; bizim ülkemize özgü bir durum olsa gerek.

Sonuç olarak; hayati risk taşımasının yanında, kent kimliğimiz ile de bağdaşmayan Kavşak düzenlemesinin, gereken Kamulaştırmaların yapılması suretiyle rehabilite edilmesine yönelik altyapının hazırlanmasına, konu ile ilgili kamuoyu oluşturulmasına ve şura yapılmasına ihtiyaç vardır.



SIRADAKİ HABER
}