HaberlerGençliğimin Samsun'u

Gençliğimin Samsun'u

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara yazdı...

+
-
Gençliğimin Samsun'u

Yücel Tanyeri Hocamız bu sitede yayınlanan 18 Haziran 2019 tarihli yazısında çocukluğunun Samsun'unu o kendisine has son derece zarif üslubuyla anlatmıştı.

İkimizin Samsun'da kesişen yolculuğunun başlangıç noktası Sivas. Yücel Hoca 1952'de gelmiş Samsun'a. Benim Samsunlu oluşum çok daha sonradır, 1968 sonu 69 başıdır. O babasının tayini nedeniyle ailece gelmişti Samsun'a. Bense bir sevdanın peşinde koşarak ve de babaocağını terkederek Samsunlu olmuştum. 

Yücel Tanyeri Hocamız "çocukluğunun Samsun'unu" anlatmıştı o harika üslubuyla. Ben gençliğimin Samsun'undan bir şeyler aktarmaya çalışacağım Hoca'mın üslubun yanında çok cılız kalan üslubumla.

Yaşlandıkça daha mı müşkülpesent oluyoruz ya da eskinin çirkinlerini, acılarını, yanlışlarını unutup sadece güzelliklerini, doğrularını ve sevinçlerini mi hatırlıyoruz da ondan mıdır bilmem, ben o eski Samsun'u çok özlüyorum.

O Samsun benim için her şeyden önce "zarafet ve letafet" demekti. Nezaket demekti. Hoş "nezaket" ikisini de kapsar ya, yine de üçünü de yazdım. Çünkü gerçekten o günlerin Samsun'u tam da buydu. Yabancı gözlere taşradan nasıl görünürdü bilmem ama benim gözümde "bir başka letafet" kentiydi Samsun. Hafızamda da halâ öyledir ya...

Hanımefendiler, beyefendiler, yakışıklı ağabeyler, güzel ve vakur ablalar kentiydi. Belki pek marka giyinmezlerdi, hatta bilmezlerdi bile ama pek şıktılar, tiril tirildi kıyafetleri, tek kelimeyle tirendezdiler. Selam verir selam alırlardı. Zira bizim artık unuttuğumuz o kadim kültürde "selam kelamdan önde" gelirdi.

Yolun da adabını bilirlerdi yolculuğun da. Büyüklere ve bayanlara yol da verirlerdi yer de. Erkekler yiğitçe yürürlerdi serserice değil. Kızlar, ablalar asilce yürürlerdi hafifçe değil. Ve kimse kentinin caddelerine, sokaklarına, kısacası kentin içine tükürmezdi. Çünkü hem edeplerine sığdıramazlardı hem de kentlerine kıyamazlardı.

Sokak ve cadde adları bile sevgi doluydu, şefkat ve zarafet doluydu. Hala yaşar bu kentin sokak tabelalarında o güzel isimler ama kaçımız o mananın farkındayız ve kaçımız o manaya layığız? 

Bahariye, Şevketiye, Teyfikiye, Saadet, Letafet o yıllardan kalma ve o özellikleri ifade eden sokak isimleri. Başkaları da var; Mecidiye, Aziziye, Osmaniye gibi; bunlar da Osmanlının son dönem izleri. Ve de İlkadım kentine yakışır Gazi ve İstiklal Caddeleri ve de Atatürk Bulvarı...

Zarafetin vefa ve şükranla süslenmesi de ayrı bir nezaket, ayrı bir letafet.  Sanat Sokağı, Bağ Sokak, İnce Sokak, Selvi Sokak...

Yücel Hocam o yazısında "Hemen çoğu ahşap olan bir-iki katlı evlerin tümü bahçe içerisinde idi. Bahçelerde manolya, palmiye, akasya ve incir ağaçları çoğunlukta idi. Narenciye başta olmak üzere her çeşit meyve ağacı baharda çiçeklerini açar zamanı gelince de meyvelerini verirdi" diyordu.

Gençliğimin Samsun'u gül kokardı, hanımeli, manolya, mis kokardı. Zarafet, letafet, nezaket kokardı. Kısacası insan kokardı, insanlık kokardı...

Ben o kokuya hasretim uzun zamandır...

 



SIRADAKİ HABER
}