HaberlerDOĞU AKDENİZ KRİZİNİN HATIRLATTIKLARI

DOĞU AKDENİZ KRİZİNİN HATIRLATTIKLARI

Yazarımız Prof. Dr. Erdal Ağar kaleme aldı...

+
-
DOĞU AKDENİZ KRİZİNİN HATIRLATTIKLARI

            Doğu Akdeniz’de uzunca süredir bir kriz yaşanmaktadır. Bu krizin altında yer altı zenginliklerinin paylaşılması hususunun yattığını biliyoruz. Doğu Akdeniz’de var olan enerji kaynakları dünyayı sömürmeye alışan büyük güçleri buraya getirmekte ve çok iyi tanıdığımız/bildiğimiz işbirliği, Türkiye’yi bu denklemin dışına itmektedir. Türkiye’de uluslararası hukuk ve ahlak kuralları gereği, bu duruma itiraz etmektedir. Türkiye’nin bu haklı itirazı dikkate alınmayınca Türkiye sondaj gemilerini Doğu Akdeniz’e gönderdi. Ne yazık ki Türkiye’nin haklılığına rağmen, arkasında uluslararası bir güç yoktur. Şartlar ne olursa olsun, Türkiye bedeli neyse ödemeye razı olarak, haklı olduğu bu davadan vazgeçmemelidir. Çünkü Doğu Akdeniz gerçek anlamda bir “beka” meselesidir. Bu yazıda amacım, Doğu Akdeniz krizini tartışmak değil, bu krizin bana hatırlattıklarını sizinle paylaşmaktır.

            Yılını tam hatırlamıyorum ama 2000 yılından önce, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş, Samsun’a gelmişti. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde konferans verdikten sonra, kendisini o zamanki Büyük Samsun Oteli’nde 4 -5 öğretim üyesi ziyaret ettik. Uzunca bir sohbetin sonunda, kalkarken ben cumhurbaşkanının mütevazı kişiliğinden cesaret alarak kendisine bir soru sordum. Sorumu detaylı bir biçimde cevapladıktan sonra eklediği “Kıbrıs meselesi öncelikli olarak Kuzey Kıbrıs Türklerinin değil, Türkiye’nin meselesidir. Üç tarafı denizle çevrili olan Türkiye’nin açık denizlere çıkabileceği tek yer Akdeniz’dir. Burnunun dibinde bulunan adadaki haklarından vazgeçerse, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anadolu’ya hapsedilmiş olur. Bu yüzden Türkiye, yalnızca Kıbrıslı Türklerin güzel hatırı için değil, kendi geleceği için “Kıbrıs Davasına” sahip çıkmak zorundadır. Bu, Türkiye için büyük devlet olmak ya da olmamak meselesidir aslında” cümleleri hiç unutmam. Bu sözlerin, gerçek anlamda devlet adamı olmanın bir sonucu olduğunu, bugün daha iyi anlıyorum. Bu vesile ile Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş’ı rahmet ve saygıyla anıyorum. 2000 yılından sonra ülkenin bazı aydınlarının, Kıbrıs meselesi ve Sayın Denktaş ile ilgili tutumlarını da yazdıklarını da çok iyi hatırlıyorum. Kıbrıs’ın Türkiye’nin kamburu olduğu tezleri, yabancı güçlerin çıkarları için bu milletin değerlerine saldırmayı ideoloji olarak benimseyen Ver-Kurtul’cuları kesmiyordu. Daha da ileri giderek, duruşundan taviz vermeyen Sayın Denktaş’ın zamanında TMT üyesi olduğu hatırlatılıp illegal bir kişi olduğu algısı yaratılmaya çalışılıyordu. Tüm plan hazırdı aslında “Türkiye Kıbrıs’taki haklarından vazgeçmelidir”. Bu gün, yaklaşık 20 yıl önce altyapısı hazırlanmaya çalışılan şeyin, gerçekte ne ile ilgili olduğunu daha iyi anlıyoruz. Eğer 15-20 yıl önce Türkiye, bu haklarından vazgeçmiş olsaydı, bu gün bırakın Doğu Akdeniz’e sondaj gemileri göndermeyi, filika bile indiremezdi. Doğu Akdeniz’deki kriz, şüphesiz birçok önemli gelişmeye gebedir ve bu ülkenin yarınını sağlıklı bir biçimde şekillendirebilmemiz adına, krizin hatırlattıkları da bir o kadar önemlidir.

 



SIRADAKİ HABER
}