HaberlerDEVLET MALI DENİZ Mİ?

DEVLET MALI DENİZ Mİ?

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara kaleme aldı...

+
-
DEVLET MALI DENİZ Mİ?

Bir teşvik midir o söz yoksa bir ayıplama mı? Hani şu "devlet malı deniz, yemeyen domuz" lafı var ya işte o söz. "Teşvik" desek evlatları olmakla övündüğümüz atalarımıza yazık etmez miyiz? Ayıp ederiz ama niyeyse hep teşvik gibi algılarız. Ve de her kuruşunda "tüyü bitmedik yetimlerin hakkı" bulunan kamu hazinesini(beytülmali) fırsat buldukça adeta yağmalamaktan geri durmayız.

Yağma ya da çapul küffar diyarına yapılan cihat sonucu ise tamam da yöneticinin namusuna emanet edilmiş kamu malına yönelikse kim neyi nasıl savunabilir? Hangi ideoloji ya da cemaat mensubiyeti böyle bir yağmaya izin ve icazet verebilir? Kutsanan mensubiyetlerle hırsızlık ve beytülmali yağmalamak nasıl olur da bir araya gelebilir/getirilebilir. 

Kendi kişisel ya da zümresel savaşını idealize etmek ve adeta kutsamak, haksızlığı, hırsızlığı, ahlaksızlığı meşrulaştırabilir mi?

Belediye yönetimlerinin el değiştirmesi bir kısım kirli çamaşırların ortaya dökülmesine vesile oldu. Hem ülke genelinde hem Samsun özelinde ortaya çıkanlar ne yazık ki savurganlık ya da iş bilmezliğin çok ötesinde tam bir vurgun, tam bir soygun. Üstelik şimdiye kadar ortaya saçılanlar da bundan sonra saçılacakların yanında galiba devede kulak kalacak.

Kim kimi suçlayacak? Yapanlar yazanları mı, yoksa yazanlar yapanları mı? Ya da toplum hem yapanları hem de yazmayanları mı?  Dün bütün bu hukuksuzlukları ve de ahlaksızlıkları gördükleri halde, sırf, "yapan bizim çocuklar" diye ya da "bu yağmadan kendi payına da bir şeyler düşüyor" diye görmezden gelenler ve susanlar da hukuken olmasalar bile en azından ahlaken suçlu değiller mi?

Dünün hesabını görmek "düşene vurmak nadanlığı" değil, bugünden yarına mesaj vermektir. "Dün nasıl aşikar oldu ve nasıl hesap soruluyorsa, bugün de aşikar olur ve bugünün hesabı da yarın sorulur" titizliğinden -belki de korkusundan demek daha doğru olurdu- beslenen bir sorumluluk çizgisine davettir.

Bir deterjan firmasının reklamında "kirlenmek güzeldir" diye bir slogan var. Akıllara ziyan, tepeden tırnağa zararlı bir cümle. Güzel olan kirlenmek değil temizlenmektir. Tepeden tırnağa temizlenmek, sadece tende değil tinde de yani ruhta da temizlenmek. Çünkü sadece beden kirlenmez zaman zaman ruh da kirlenir. Banyo bedenin temizliğine araçtır, "tövbe" ise ruhun arınması için "olmazsa olmaz" ilk şarttır ama asla tek şart değildir. Tövbeyi sağlam bir iman ve sarsılmaz bir irade ile pekiştirilmiş bir dürüstlük izlemediği sürece hiç anlamı yoktur.

Umarım ki, yeni dönem, tüm kurum ve kuruluşlar, tüm ideolojik yapılanmalar, cemaat ve siyasi partiler ve başta bizim meslek olmak üzere tüm meslekler için bir arınma ve yeniden doğuş dönemi olur.

Sakın "olmaz" demeyiniz... Siz istedikten, biz istedikten ve onlar istedikten sonra niye olmasın?



SIRADAKİ HABER
}