HaberlerZORUNLU EĞİTİM ZANAATKÂRIN VE ESNAFIN SONU OLMASIN

ZORUNLU EĞİTİM ZANAATKÂRIN VE ESNAFIN SONU OLMASIN

Yazarımız Mustafa Keskin kaleme aldı...

+
-
ZORUNLU EĞİTİM ZANAATKÂRIN VE ESNAFIN SONU OLMASIN

Zanaatkâr, el ustalığı isteyen, emeğe dayalı işler ve üretim yapan nitelikli kişidir. Usta-çırak eğitimi zanaatkârlığın olmazsa olmazıdır.

Baştan öngörülerek, düşünülerek, gerekli önlem alınmadığı için Türkiye’de uygulanan 12 yıllık zorunlu eğitim, zanaatkârı ve esnafı olumsuz etkiliyor.

Eğitimin niteliği, uygulaması ve durumu ayrı bir konu. O kısma değinmeyeceğim.

Bugün ne yazık ki saçımızı sakalımızı kestirdiğimiz berber, ekmeğimizi, pasta, börek ve simidimizi aldığımız fırıncı, giysilerimizi diken dikişçi, elektrikçi, tesisatçı, marangoz, fayansçı, seramikçi, kaloriferci, aşçı, çaycı, telefoncu, bilgisayarcı ustaları ile benzer işleri yapan zanaatkâr ve esnaf, yanına çırak bulup, yetiştiremiyor.

Ülkemizde zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması ile 6 yaşında okula başlayan bir çocuk 18 yaşında bir genç olarak mezun oluyor. 12 yıllık eğitim hayatının sonunda, üniversiteye giriş sınavlarında istediği yeri ve bölümü kazanamayan bir genç, iş yaşamına ya bu yaştan sonra çırak olarak başlamak istemiyor ya da başlasa bile usta-çırak ilişkisi içinde eğitilmesi ve beceri kazandırılması, esnaf yanında yardımcı olarak işe başlaması zor oluyor.

Bu nedenle zanaatkâr ve esnaf çok dertli, binbir güçlükle sevdalısı olduğu işini yaşatmaya çalışıyor.

Bilindiği gibi eğitimimiz; çocuklarımızı yönelmek istediği, yatkınlığının, yeteneğinin olduğu, sevdiği, yararlı olacağı alanda yoğunlaştıran, yetiştiren, derinlik kazandıran, uzmanlaştıran bir eğitim değil.

Ağaç yaşken eğilir. Bir gencin 18 yaşından sonra çıraklığa başlayıp iyi bir usta, zanaatkâr olması, esnaflık yapması çok zor.

Bu nedenle birçok lise mezunu genç usta çırak ilişkisi, kültürü ve eğitimi ile yetişmeyince gerçek ve iyi zanaatkâr olamıyor. Esnaflık yapamıyor.

Ne yazık ki niteliksiz birer kişi olarak ülkemizdeki işsizler ordusuna katılıyorlar.

Birçok zanaatkâr yanına çırak, kalfa bulamıyor. Böyle giderse birçok meslek kalmayacak, kişiler birçok hizmeti alamayacak.

Bu uygulama ile hem gençlerimize, hem zanaatkârlarımıza hem de yurttaşlarımıza yazık oluyor.

Bu durum ülke ekonomisini oldukça olumsuz etkiliyor.

Türkiye’nin içinde bulunduğu gittikçe ağırlaşan ekonomik kriz nedeniyle geçim sıkıntısı yaşayan, ayakta kalmaya, işini devam ettirmeye çalışan zanaatkâr ve esnaf bir de yanında çalıştıracak kişi bulamayınca sıkıntıları katlanıyor.

Zorunlu eğitim süresi 8 – 9 yıla mı indirilir, yoksa bu uygulama içinde mi çözüm bulunur, konu uzmanlarının işi. Ancak böyle giderse zanaatkârlık ölür, esnaflık çöker, çocuklarımızın geleceği kararır, eğitimimizdeki içler acısı gittikçe daha da kötüleşir, ülkemizin sosyo-ekonomik ve siyasi sorunları artarak devam eder.

Biliyoruz ki bugün sıkıntı yaşamaya başladığımız ara eleman ve zanaatkâr yetişmesi, zanaatkârlığın yaşaması ülkemiz sanayisi, ekonomisi ve ulusumuz için çok önemlidir. Bunun içinde eğitim süresinin yeniden belirlenmesi, nitelikli ve güçlü meslek liseleri ve çıraklık eğitim merkezlerinin çoğaltılması, özellikle yok olmakta olan zanaatlar başta olmak üzere zanaatkârların desteklenmesi ve geriden gelenlerin sağlanması gibi önlemler düşünülebilir. Yine ilgili okullara yetenekli, yatkın öğrencilerin yönelmesi ve bu alanın ilgilerini çekmesi için ülkemizin önde gelen sanayi ve ticaret kuruluşlarının desteği, iş güvencesi, öğrenim süresince maaş, yükseköğrenim görmek isteyenlere ek puan gibi çeşitli özendirici çalışma ve uygulamalara geçilebilir.



SIRADAKİ HABER
}