HaberlerBİR ÜMMETÇİNİN IRKÇILIK SUÇLAMASI

BİR ÜMMETÇİNİN IRKÇILIK SUÇLAMASI

Yazarımız Dr. Işık Özkefeli kaleme aldı...

+
-
BİR ÜMMETÇİNİN IRKÇILIK SUÇLAMASI

Çok sevdiğim bir internet kanalı var. İlave TV. Bu sitede geçenlerde bir sosyal deney yapıldı. Yolda durdurduğu yurttaşlara ‘’evinizi Suriyeli bir göçmene açar mısınız? Sorusu yöneltildi. Pek çok vatandaşımız ‘’tabii alırım cevabını’’ verdi. Devamında sunucu ‘’burada bir muhtaç Suriyeli erkek  arkadaş var alın öyle ise’’ diye önerince pek çok vatandaş birtakım mazeretler öne sürerek ret etti. Youtube kanalında küçük bir arama ile bu videoya ulaşabilirsiniz. Toplumumuzun özellikle muhafazakâr kanadının Suriyeli misafirlere bakış açısını anlamak açısından çok aydınlatıcı, Gülerken üzülmek ve kızmak arasında gidip geliyorsunuz.

Kendini muhafazakâr olarak tanımlayan bir gazetenin yine muhafazakâr olan bir kadın yazarı ’’Suriyeli konusu artık çözülmeli’’ başlıklı bir yazı kaleme aldı.[i] Yazısında Suriyeli göçmenlere karşı toplumda linç girişimlerine varan yükselen tepkiyi eleştirirken olayların sebebini ırkçılığa ve faşizme ve en nihayetinde Kemalizm’e, onun değimi ile ‘’Kemalist kafaya’’ bağladı.

Gel de şaşırma; Bu ‘’gerici kafanın’’ artık FETÖ’den devraldığı askeri vesayet, derin devlet, Kemalizm terennümlerini bir tarafa bırakıp kendine gelmesi ve sorunların nedenini sokma akıl ve önyargılar üzerinden tanımlamak yerine aydınlık bir kafa ile düşünmesi gerekmiyor mu? Ama sorgulama geleneği pek olmayınca bu zor tabii.

Ben başka bir gazetede bu konu ile ilgili uzunca bir yazı yazmıştım, takipçilerim benim bu konuya yaklaşımımı bilir. Gerekiyorsa bu sayfadan tekrar paylaşabilirim de. Ama benim üzerinde durmak istediğim şey Suriyeli sorunu değil, yazarın arkaik ve sığ yaklaşımı. Suriyeliler üzerinden yaşanılan sorunları onların Arap olmalarına ve Kemalizm’e bağlayan, 6-7 Eylül olaylarını da örnek diye sunan hastalıklı yaklaşım.

Değerli dostlar bakın genç Cumhuriyet 1923 yılında Lozan barış Antlaşması’na ek olarak yapılan sözleşme ile Yunanistan krallığı sınırları içinde kalan yurttaşlarını din esası  üzerine mübadele etti.[ii]

Mübadele kapsamına giren kişiler ile mübadele kapsamına girmeyen kişiler arasında ayırımın ana kıstası ırk ya da dil değil din olduğu  için Rum denilenlerin arasında Türkçeden başka dil bilmeyen ve konuşmayan Türk Ortodoks Hristiyan Gagavuzlar, Karamanlı Ortodokslar, Yunanistan’dan gelen Müslümanlar arasında da Türklerin yanında Bulgarca ve Makedonca konuşan Pomaklar, Rumence konuşan Ulahlar, Yunanca konuşan Patriyotlar ve kendi dillerinde konuşan Arnavutlarda bulunuyordu.

Türkiye’de konunun belli niyetlerle gündeme taşınmasında, mübadele ve genel olarak da azınlık konularında, Türkiye’yi suçlu gösterme gayretleri oldukça güçlü bir şekilde hissedilmektedir. “Sanki Lozan’dan sonra Türkiye kendi basına bir mübadele gerçekleştirmiş gibi ifadeler içeren söylemler medya ve sosyal medyada sıkça görülüyor. Hâlbuki İngiltere’yi temsil eden Lord Curzon’un deyimiyle ‘Halkların Ayrışması’ aslında 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nın ardından gerçekleşen görüşmelerde ortaya atılmış bir Avrupa fikridir”[iii]

Yine Cumhuriyetin ilk yıllarında Makedonya, Romanya, Bulgaristan, Doğu Türkistan ve Kıbrıs’tan çeşitli anlaşmalar veya serbest göçlerde binlerce insan Türkiye’ye göç etmiştir. Türkiye Cumhuriyetini kuran kadroyu ve onun ideolojik duruşunun takipçilerini faşistlikle suçlayanlar bu gerçeği lütfen bir daha incelesinler.

6-7 Eylül Olayları Türk tarihinin en acı en çirkin hatıralarındadır. Utanç kaynağıdır. Yağma, talan, cinayetle bezeli 6-7 Eylül olaylarını savunmak için insanlığımızı kaybetmiş olmamız gerekir. Aynı Sivas Madımak katliamını veya Çorum, Kahramanmaraş katliamlarını savunmak ile eşdeğerdir. Ancak bu acı hatırayı Kemalizm’e bağlamak için bir insanın ya hiç tarih bilmiyor olması ya da derdinin bağcıyı dövmek olduğunu bilmemiz gerekir. Kıbrıs görüşmelerinin sürdüğü ve Demokrat partinin iktidarında yaşanan bu vahşeti Kemalizm’e ve dolayısı ile göçmenlere yönelen tepkiler ile bağdaştırmak tam bir art niyet göstergesidir.

Kemalistleri faşistlikle suçlamadan önce hala Arapları yüceltme ve kavmi necip olarak görme alışkanlığı ile Türkü küçük gören, Türk tarihi yerine Arap tarihini yeğleyen, Arap geleneklerini kendi gelenekleriymiş gibi sahiplenen ve tüm bunları kurnazlık ve pişkinlikle ‘’İslam ve Osmanlı maskesi altında yapan ümmetçilerin önce din adına yaşanan bunca katliamlara, Müslümanların devamlı birbirlerini neden boğazladıklarına ve neden dünyada göçmen durumunda olan milyonlarca Müslümanın Avrupa’yı ve Türkiye’yi tercih ettiğine cevap vermesi gerekiyor.

Yazarın sorunun insani değerler bütünü içinde değil de sadece ümmetçi bir yaklaşımla ele alması ve  ‘islam hükmünce kardeş  perspektifinden çözümleme önerisi ise aslında içinde bulunduğu dünyanın anlaşılması açısından önemlidir. Öyle ya gelenler Müslüman veya Arap olmasa idi yazarımız aynı hassasiyeti göstermeyecekmiş anlaşılan.

Neyse değerli okurlar yazımın başında bahsettiğim internet kanalının muhabiri ile yapılan röportajdan öğrendiğim bir bilgi ile bitireyim yazımı. Meğer o sosyal deneyi tekrar yapmışlar. Ama bu sefer kadın bir göçmeni göstererek ‘’evinize alarmısınız ?’’ diye sormuşlar ve sonuç: Tabi ki pek çok yurttaş memnuniyetle kabul etmiş. Ah bu riyakârlıklarımız[iv]

 

[i] 03 Temmuz 2019 Yeni şafak gazetesi Özlem Albayrak yazısı 

[ii] Wikipedi Türkiye-Yunanistan mübadelesi 

[iii] Yücel Bozdalıoğlu Türk-Yunan mübadelesi ve sonuçları 

[iv] Diken haber sitesi 11.06.2019 



SIRADAKİ HABER
}