Haberler KENDİNİ TANIMAYAN TEŞKİLÂT: MAÂRİF

 KENDİNİ TANIMAYAN TEŞKİLÂT: MAÂRİF

Yazarımız M. Halistin Kukul kaleme aldı...

+
-
 KENDİNİ TANIMAYAN TEŞKİLÂT: MAÂRİF

     Maksadım-hedefim, kimse/kimseler değildir...Hiçbir zümre, parti veya kuruluş da değildir!..Umûmî olarak maârife bakışımızdır. Bir bakıma, kısa da olsa, yaşadıklarım, gördüklerim, duyduklarımdır.

     Târihî derinliklere inmeye çok da gerek yoktur!..Biz, “maârifin temelini” teşkil eden “öğretmen okulları”nın lise’ye dönüştürülerek hedefinden uzaklaştırılmasını da, topyekûn “öğretmen liseleri”nin kaldırılışını da, bu memlekette “üç ayda sınıf geçirilerek öğretmenlik yüksek okul diploması”nın verilişini de çok iyi biliyoruz.

      Çünkü, hepsini, gördük ve bizzat yaşadık. Hepsi de, kademe kademe, “öğretmenlik mesleğini” çökertmiştir.

      Şimdi, ne Tanzimat’a gidelim, ne Osmanlı’nın bilmem hangi dönemine...Ve ne de Cumhuriyet’in kuruluşundan demokratik sisteme geçişimiz olan 1950’lere, ne de “hızlandırılmış öğretime” gidelim!..

     Çok yakınımızdan, yâni son onbeş-onaltı yılda yaşadığımız ve çoğu p(u)rofesör tam yedi Millî Eğitim Bakanı’yla geçirdiğimiz ve geçirmekte olduğumuz zamana bakalım.

     Başkalarına nazaran, bu hususta da çok yazdım. Bu sebeple, tahlile girişmeyeceğim. PİSA’daki hâlimiz, çok sayıda üniversite açmamıza rağmen dünya üniversiteleri arasında arzu edilen yeri bulamayışımız, öğretmen ve öğretim üyesi yetiştirme usûlümüzdeki sistemsizlik ve kifayetsizlik, mes’elenin hulâsasıdır.

     Öyleyse, bir haberle başlayayım. “Eğitimde tercih edilen 36. Ülkeyiz” başlıklı haber şöyle devam ediyor: “Eğitim için tercih edilen en iyi ülkelerin belirlendiği rapor açıklandı. İngiltere, Amerika ve Kanada’nın ilk üçte yer aldığı rapora, Türkiye 36’ıncı sırada girdi. U. S News&World Report 2019 yılında eğitim için tercih edilen en iyi ülkelerin belirlendiği raporu yayımladı. Araştırma sonuçları, “Ülkede gelişmiş devlet okulları var mı?, Ülke üst düzey kaliteli eğitim sunuyor mu?, Yurt dışından öğrenciler bu ülkede üniversiteye girmeyi tercih ediyor mu?” başlıklarında 3 kategorinin değerlendirilmesiyle belirlendi. İlk 10’a İngiltere, Amerika, Kanada, Almanya, Fransa, Avustralya, İsviçre, İsveç, Japonya, Hollanda’nın yer aldığı raporda, Türkiye ise 36’ıncı sırada.””(DHA)” (Yeniçağ Gazetesi, 17 Temmuz 2019, Sf. 5)

      İlk bakışta, ikiyüze yakın devletin bulunduğu dünyada, iyi gibi görünen tabloda, kimlerden önde bulunduğumuzun değil, kimlerden geride bulunduğumuzun muhasebesinin yapılması lâzımdır.

     Yıllar yıllardır, bu ülkelerin hep gerisindeyiz, niçin? Bunları geçmek değil, yakalamak gibi bir hedefimiz, ‘elbirliği ve gönülbirliğiyle’ bir seferberliğimiz olmuş mudur? Hayırrrr!!!

       Bu da, hâlâ, maâriften bir şey anlamadığımızın, önemini idrâk edemediğimizin işâretidir.

       Kâğıt üzerinde çok da güzel hattâ hârika şeyler yazılıdır.

       Her mesleğin değerli ve mukaddes olduğuna inanırım. Ancak, bâzı meslekler vardır ki, toplumu diri tutarlar, devletlerin hamle gücü olurlar.

       Bâzı meslek mensupları için sakın yanlış bir şey söylemiş olmayayım. Elbette ki, doktor olmadan sağlık olmaz ve elbette ki, adâletsiz yaşamak zulümdür. Subay kadronuz yoksa, memleket savunmasını yapamazsınız, ibâdette de, imârda da, sağlıkta da, hukukta da kifâyetsiz olursunuz. Elbette ki, mühendis, soför, gemici, pilot, çok elzemdir. Fakat...

        Bunları yetiştirecek olan “ilim kadro”nuz yâni ‘vasıflı öğretmeniniz’ ve ‘öğretim üyeniz’ yoksa bir yere varamazsınız. Mümkün değildir!..

       Bütün bu sebeplerden dolayı; ne yazık ki,  hepsi “maârif sistemine bağlı olmak üzere”, Türkiye’de, üç meslek ‘alarm’ vermektedir ki, bunlardan biri “öğretmenlik/öğretim üyeliği; dîğeri, subaylık ve üçüncüsü de, dîn öğrenimi’dir. Fakat yine...

     Hepsinin önünde, hepsini yetiştirmekle mükellef bir “öğretmen-öğretim üyesi” kadrosunun varlığı şarttır.

      Peki, bizde, bunlar yok mudur?

     Ne münâsebet efendim, nasıl olmaz, elbette vardır!..Eeee!..

     E’si şu ki, hâlâ, dünyânın ismi yeni duyulmaya başlayan devletlerinden önde olmakla öğünüyoruz...En son, en tâze verilere bir bakalım. Yâni; Temmuz 2019’da yayınlanan Yüksek Öğrenim Kurumları (YKS) sonuçlarının bize neyi işâret ettiğini görelim.

      Türkiye ortalaması şöyle:

     “Temel Yeterlilik Testi (TYT): Matematik’te, 40 soruda 5.6; Fen’de, 20 soruda 2.2; Sosyal’de, 20 soruda 4.6; Türkçe’de, 40 soruda 14. 6.

       Alan Yeterlilik Testi (AYT): Matematik’te, 40 soruda 4.7; Fizik’te, 14 soruda 1; Kimya’da, 13 soruda 0.9; Biyoloji’de, 13 soruda 1.2; Edebiyat’ta, 24 soruda 4.9 ve Felsefe’de, 12 soruda 2.4”.

      Rakamların tartışılması, ancak emsâlleriyle mukayese edilebilir. Durum, Türkiye’deki hâlin fecaâtini resmediyor.

      Bakınız; biz, hâlâ ‘cilâ’ ile meşgûlüz. Adamlar, cilâlı taş devrini geçeli asırlar oldu...Kafalarımıza şunu sokalım/sokmalıyız ki, bir maârif sisteminin başarılı olması için şu unsurlara muhakkak dikkat etmemiz gerekir.

      Önce ve her şeyden evvel, ‘vasıflı öğretmen ve öğretim üyesi’; ikinci olarak, bu öğretmen ve öğretim üyesini yetiştirecek sarsılmayacak ‘millî ve ilmî bir sistem’; üçüncüsü, mükemmel hazırlanmış, konuşulan Türkçe’yle, anlaşılabilir cümlelerle yazılmış’ ders kitapları’ ve dördüncü olarak ise, maârifin vazgeçilmezi/olmazsa olmazı olan ‘zekâ, kaabiliyet ve zevklerine göre sisteme kaydedilecek olan öğrenciler’dir.

     Öğretmenlik; üniversiteye girişte, ilk sıralarda ‘tercih edilen’ bir meslek olmalıdır. “Hiçbir şey olamazsa öğretmen olsun” zihniyeti sona erdirilmelidir. Ona, ‘insan yetiştirmenin değeri’ne emsâl kıymet verilmelidir. Öğretmenlerin ve öğretim üyelerinin, çocuklarımızın ve gençlerimizin yâni istikbâlimizin inşâcıları olduğu bir ân olsun akıllardan çıkarılmamalıdır.

     Şu anda, sistem görünümlü bir hâl içinde bir sistemsizliğin yaşandığını görmemek için hiçbir şeyden anlamıyor olmak gerekir.

      Bu arada, taşımacı/dolmuşcu uygulamaya âcilen ve muhakkak son verilerek köy okullarına dönüş de sağlanmalıdır.

     Yirmibirinci asrın şu gününde, maârifinizde, hâlâ elbise tartışılıyor ise, hangi ilmin nesini konuşalım!..

       Bir de şu var: Devlet’i idâre edenler her türlü galîz sözü söyleyecekler, siz de, onlara emânet edilen çocuklardan ve gençlerden ahlâklılık bekleyeceksiniz!..Bu şartlarda, maârifin başına 7 değil, 77 p(u)rofesör getirin, nafiledir!..Tesâdüflerle hiçbir şeyin olması mümkün değildir!..

    

    

 

 

 

 

 



SIRADAKİ HABER
}