HaberlerSEN DOROTHEOS'U BİLİR MİSİN EFENDİ?

SEN DOROTHEOS'U BİLİR MİSİN EFENDİ?

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara kaleme aldı...

+
-
SEN DOROTHEOS'U BİLİR MİSİN EFENDİ?

Nereden bileceksin, demeyeceğim. Belki bilirsin! Senden bir asır önce gelmiş dünyaya ve ağır sözlerle dikilmiş Türk Milletinin karşısına. Asırlarca cepheden cepheye koşmaktan yorgun ve savaşmaktan yoksul düşmüş bir büyük millet son vatan topraklarında son mücadelesini verirken o Dorotheos Efendi bak neler diyor, neler yazıyormuş Parislerde. Aslında senin hemşerin, o da Bursalı, Bursa metropoliti ve İstanbul patrik vekili.
“Türkiye yok oluyor, onun tarihten silinme zamanı geldi… Medeni açıdan onlardan çok daha üstün olan halklar artık Türk boyunduruğu altında yaşamak istemiyor. Artık hiçbir söz, hiçbir kontrol etkili olamaz. Bugün Türkiye Rumları yaşama haklarını, özgürlüklerini, ellerinden alınan anavatanlarını ve çalıştıklarının meyvelerini talep ediyor.”
Sen Bursa belediye başkanısın, o Bursa metropoliti. Şurası kesin, o tarihinin farkında ama sen değilsin. O milliyetinin de farkında. Sen de farkında mısın acaba?
Dorotheos Efendi, Bursa’dan kalmış Paris’e gitmiş. Birinci Dünya Savaşı bitmiş, biz yenilmişiz. Dünyanın efendileri(!) dünyanın kaderini belirleyecekler, daha doğrusu dünyayı paylaşacaklar, aslan payını kendileri alacak, kemikleri de köpeklerinin önüne atacaklar. Rumlar ve Ermeniler ve saireler sofradan kemik kapma derdinde.
Sen Dorotheos’u bilir misin, bilmez misin bilmem ve sanırım sen Kostantinidis’i de bilmezsin. Hani şu 1881’den 1906’a kadar tam 25 sene Giresun Belediye başkanlığı yapan Kaptan Kara Yorgi’nin oğlu var ya işte ondan bahsediyorum. Hani şu 4 Şubat 1919’da Marsilya’da Pontus Kongresi düzenleyen Kostantinidis. O da senin şu “30 Ağustos milletin bütününü ilgilendirmiyor” dediğin tarihi zaferle taçlanan Türk Milli Mücadelesinin karşısında ve bambaşka hayallerin peşinde. Şu sözler de onun:
“Artık biz Pontuslular için memleketimizin ta ezelden beri uğradığı felaketten kurtarılması ve düşmanlarımızdan intikam almak vakti gelmiştir. Sovyet Hükümetinin ilkelerine dayanılarak hür ve bağımsız bir cumhuriyet sayesinde kurtuluşa ve mutluluğa erişmek istiyoruz…”
Of, bu ne kader, ya da bu ne kadersizlik böyle? Hep, besleyip büyüttüklerimiz, adam ettiklerimiz ya da adam yerine koyduklarımız vuruyor en kritik anda o kanlı hançeri bağrımıza…
Bir de biraz daha yakından, şu üzerinde yaşadığımız Samsun’dan bir örnek verelim. Samsun-Amasya Metropoliti Germanos da bizim besleyip büyüttüğümüz ama Milli Mücadelenin o zor günlerinde bizi arkadan vuranlardan. Konstantinidis’e yazdığı mektupta Avrupa İttifakından “suç makinesi” diye tanımladığı “Türkleri cezalandırmasını” istiyor ve “Haydi benim kardeşlerim ağlayın, protesto edin, büyük güçlerin kapılarını çalın, talep edin, etkileyin, gerekirse vatanımız için hemşerilerimizi gibi ölün…”diyor.
Onlar kanlarının gereğini yaptılar; sen neyin gereğini yapıyorsun?
30 Ağustos Dorotheosların, Kosantinidislerin, Germanosların ortak acısıdır, bizimse ortak sevincimiz, ortak zaferimiz, ortak gururumuz ve bu topraklara vurulmuş son Türk mührümüzdür. 30 Ağustos hepimizin, her Türk’ün, Türk olmaktan rahatsızlık duymayan, “Ne Mutlu Türküm” diyebilen herkesin ortak değeridir.



SIRADAKİ HABER
}