HaberlerÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER

ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER

Yazarımız Dr. Işık Özkefeli kaleme aldı...

+
-
ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER

Nermin Divovic. Henüz yedi yaşında bir erkek çocuktu, BM barış kuvvetlerinin gözü önünde Sırp bir keskin nişancı tarafından, sırf eğlence olsun diye vurulup öldürüldüğünde.

 Savaşın tüm çirkinliğine ve kuralsızlığına rağmen o yaya geçidinden geçiyordu. Tek isteği önde yürüyen annesine yetişerek,  karşıdan karşıya geçmekti. Vurulduğunda üzerinde olan, aralarına beyaz şeritler örülmüş mavi kanlı kazağı bugün bir utanç abidesi olarak Bosna Hersek tarih müzesinde sergileniyor.(Adı Samsun’da bir parka verilmişti. Ne yazık ki ne o park var şimdi, nede adı.)

Emel Hüseyin. O’da yedi yaşında idi Nermin gibi. Mezhep taassubunun peşine düşen kardeşlerin birbirini öldürdüğü, vekâlet savaşlarının ortasında kalan ve açlıktan ölen 85 bin Yemenli çocuktan biriydi. New York Times’da çıkmasaydı resmi hiç bilmeyecektik onu.

Alan Kurdi. Öldüğünde henüz üç yaşında idi. İŞİD vahşetinden kaçarken ölmüştü. Bodrum açıklarında teknelerinin alabora olması sonucu bitmişti umuda yolculuğu. Aynı Nermin gibi uzanmıştı, yüz üstü, ıslak kumsala. Bir sivil toplum örgütünce Akdeniz’de düzensiz göçmenleri kurtaran bir gemiye verildi adı. Kendi gibi çocuklar ölmesin diye.

Ve bu güzel vatanın güzel çocukları. Ne çok toprağa verdik sizi. Eren Bülbül gibi, Berkin Elvan gibi.

En son sekiz yaşında Ayaz ve dört yaşındaki kardeşi Nupelda Güloğlu’nu kahpece döşenmiş bir mayınla Tunceli Ovacık Çakılkaya mezrasında.

2017 yılı idi. Bir 23 Nisan etkinliğinde Cumhurbaşkanı Nazım Hikmetin ‘’Kız çocuğu’’ şiirini okuyordu.

Çalıyorum kapınız,

Teyze, amca, bir imza ver

Çocuklar öldürülmesin

Şekerde yiyebilsinler.

Telefon ile bağlandığı bir TV programında ‘çocuklar ölmesin’ diyen Ayşe öğretmen ise 2018 yılının, yine bir Nisan günü küçücük kızını geride bırakarak aldığı on beş aylık hapis cezasını çekmek üzere giriyordu hapishaneye.

Ve Afganistan’da kalkan Sam amcanın müttefik görünümlü uçakları, yanlışlıkla bombaladığında bir okulu yüz çocuk ölmüştü, her biri isimsiz.

İlk katilin ve maktullün adını biliyordu da Adem oğlu, bilmiyordu öldürülen ilk çocuğun adını..

Binlerce Nermin, Ayaz,Emel ve Aylan ölüyor her dakika Yemende, Libya’da, Irakta, Suriye’de, Filistin’de, Afganistan’da, Orta Afrika’da ve daha doğmadan öldürülüyor çocuklar Doğu Türkistan’da.

Doymadı firavunlar Musa’dan beri çocuk öldürmeye, doymadı her biri birer firavun olan insan kan dökmeye.

Oysaki Nazımın dediği gibi dünyayı verebilseydik hiç değilse bir günlüğüne, bir günlük de olsa öğrenseydi dünya arkadaşlığı ve çocuklar dikseydi ölümsüz ağaçları.

Ölen çocuklar bizim çocuklarımız. İnsanlık ailesinin evlatları. Her ırktan, milliyetten ve dinden insanın aynıdır gözyaşının rengi ve kokusu; Saydam ve tuzlu.

Öyle ise yaşarken sağlayamadığımız eşit, özgür ve kardeşçe yaşanılan dünya için af dileyerek her doğamamış çocuktan ve Esirgemeyelim en azından parasız dökebileceğimiz gözyaşlarımızı.

Koşuyor altı yaşında bir oğlan,

Uçurtması geçiyor ağaçlardan,

siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.

Çocuklara kıymayın efendiler.(N.Hikmet Ran Bulutlar Adam öldürmesin)

 



SIRADAKİ HABER
}