HaberlerLOZAN - CEHALET - İHANET

LOZAN - CEHALET - İHANET

Yazarımız Avukat Tufan Akcagöz kaleme aldı...

+
-
LOZAN - CEHALET - İHANET

 

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, 'Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir hal alır.' diyor. Nedense, her 24 Temmuz'da çıkar bir meczup, zırvalar ve bu nedenle hep bu söz aklıma gelir. Bugün, milli kurtuluş belgesi Lozan'ın yıl dönümü. Dünyada eşi menendi olmayan bir bağımsızlık mücadelesinden sonra elde edilen zafer, Lozan'la birlikte yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
Tarih yazan, tarih yapana sadık kalmalıdır ama nerde!
İsmet Paşa'nın Lozan'daki temsil kabiliyet ve dirayetinden bihaber olanlar, işkembe-i kübradan sallayadursunlar, anlı şanlı milli mücadele tarihimizin altın belgesi Lozan, tüm şerefiyle karşımızda duruyor.
Lozan'ı hezimet belgesi olarak niteleyenlerin, milli kurtuluş mücadelesini, Mondros'u ve Sevr'i bilmediğini düşünüyorum. Ya da, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlıklarını, İsmet Paşa ve Lozan üzerinden çıkarmaya çalışıyorlar. Yoksa, Lozan düşmanlığı ya cehalet ürünüdür, ya ihanet. Başka açıklaması yok.
'Burnumuzun dibindeki adaları verdik' diye şanlı bir geçmişi kötüleyenlerin, Anadolu'nun namusunu kurtarmak için kelle koltukta cephelerde savaşan İsmet Paşa'dan haberleri olsa, bu kadar acımasız olabilirler mi?
Ya da ihanet içindeler!
Bile bile hainlik yapıyorlar. Ki, o yıllarda da var oldukları için, en yadırgamadığım grup bunlardır. Kuvayı milliyecilerin katli vaciptir diye fetva verenler, bunlardır. Kurtuluş mücadelesinde, Yunan çetelerine yarenlik edenler, bunlardır. Hepten buhar olup uçmadıklarına göre, bugünün Mustafa Sabri'lerinden, Dürrizade'lerinden de aynı ihanet tavrını göstermeleri beklenir ki görüyoruz bir çoğu bu görevi ifa ediyor.
Lozan'dan rahatsız olan iki grup vardır. Biri emperyalist batı. Çünkü, Sevr planları ellerinde patlamıştır. Diğeri de, içimizdeki kimileri. Bunların da bir kısmının alnında işbirlikçi dedelerinin bıraktığı kara leke duruyor.
Hepsini bir tarafa bırakıp, Lozan'ı bir İngiliz'den dinlemek ister misiniz? Lord Curzon, görüşmeler sırasında İsmet Paşa'nın uzlaşmaz tavrından oldukça rahatsızdır. Kesintiye uğrayan görüşmeler, yaklaşık 8 ay sürer. Görüşmelerin sonunda İngiliz tarafını temsilen Curzon şöyle der: 'Konferansta bir neticeye varacağız ama biz memnun ayrılmayacağız. Hiçbir işte bizi memnun etmiyorsunuz. Hiçbir dediğimizi, makul olduğuna, haklı olduğuna bakmaksızın kabul etmiyorsunuz. Hepsini reddediyorsunuz. En nihayet şu kanaate vardık ki, ne reddederseniz hepsini cebimize atıyoruz. Memleketiniz haraptır. İmar etmeyecek misiniz? Bunun için paraya ihtiyacınız olacaktır. Parayı nereden bulacaksınız? Para bugün dünyada bir bende var bir de bu yanımdakinde. ( ABD gözlemcisi Richard Washburn Child ) Unutmayın, ne reddederseniz hepsi cebimdedir. Nereden para bulacaksınız, Fransızlardan mı? Para kimsede yok. Ancak biz verebiliriz. Memnun olmazsak kimden alacaksınız? Harap bir memleketi nasıl kurtaracaksınız? İhtiyaç sebebiyle yarın para istemek için karşımıza gelip diz çöktüğünüz zaman, bugün reddettiklerinizi cebimizden birer birer çıkartıp size göstereceğiz!'
Paşa ise, "Şimdi meseleleri halledelim, para istemek için gelirsem o zaman gösterirsiniz!" diyerek görüşmeyi sonlandırır.
İşte, kurtuluş mücadelesinin şanlı Paşa'ları, Lord Curzon'un bu tehditkar sözlerini asla unutmadılar ve görev başındayken, hiç bir yerden tek kuruş borç almadan memleketi kalkındırdılar. Bütün fabrikalar bu yıllarda yapıldı. Tüm önemli sanayi hamlelerine, hep bu yokluk yıllarında girişildi. Batıdan tek delikli kuruş borç almadan kurulan bir devletin, cephe tozunun üzerine alın teriyle yoğrulan bir Cumhuriyet'in kıymetini bilmeyenler, varsın konuşadursunlar. Varsın, küçük Amerika olacağız hayalleri ile Curzon'ların kucağına düşmek pahasına ülkeyi borç batağına sürükleyen Menderes'leri savunadursunlar.
Kıymet bilen her yaştan milyonlarca genç, Cumhuriyet'i de, Lozan'ı da, şanlı kurtuluş mücadelesi tarihini de el üstünde tutmaya devam ediyor.
Kurtuluş mücadelesi verip memleketin namusunu kurtaranları; Atatürk'ü, İsmet İnönü'yü; 'Ya istiklal ya ölüm' çağrısına uyup, vatan toprağı için canını feda edenleri, bize bağımsız ve başı dik bir Cumhuriyeti armağan bırakanları, Lozan'ın 96. yılında saygı ve minnetle anıyorum.
Ruhları şad, mekanları cennet olsun.



SIRADAKİ HABER
}