HaberlerLOZAN VE GEÇMİŞİ AŞAĞILAMA HASTALIĞI

LOZAN VE GEÇMİŞİ AŞAĞILAMA HASTALIĞI

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara kaleme aldı...

+
-
LOZAN VE GEÇMİŞİ AŞAĞILAMA HASTALIĞI

Kim alıştı kim alışamadı bilmem ama ben bir türlü alışamadım önüne gelenin bugünü öveceğim derken düne olur olmaz sövmesine. Cahilin sövmesi bile beni üzüyor ama bir de diplomalılar, üstelik aldıkları öğrenim gereği sövmemesi gerektiğini bilmek durumundakiler de küfür ve inkar kervanına katılmaz mı, işte o zaman tüylerim diken diken oluyor.

Bugünü övün, övebildiğiniz kadar övün, hem de isterseniz istediğiniz kadar abartarak övün ama ne olur dünü horlamayın, düne sövmeyin. Unutmayınız ki bugün de an gelecek dün olacak ve sizden geçmişe sövmeyi öğrenen evlatlarınız sizin öve öve bitiremediğiniz bugününüze sizden daha acımasız sövecekler.

Moda İsmet İnönü’ye vurmak, moda Lozan’a sövmek, moda Milli Mücadeleyi inkâr etmek ve moda Yunan’ın galip gelememesine hayıflanmak ya ve de günlerden 24 Temmuz ya, ”Bizim Hoca” da katılmış tarihi inkâr edenler, çarpıtanlar ve geçmişi horlayanlar kervanına.

“Bizim Hoca” dediğim Prof. Dr. Burhan Kuzu. “Bizim” deyişim özel bir hukukumuz oluşundan değil, tanımam ama aynı disiplinden gelişimizden. İkimizin de hukuk eğitimi alışından. O çok önlerde profesör, üstelik de anayasa hukuku profesörü. Yani bırakınız askeri tarihi vesaireyi ama hiç olmazsa kapitülasyonları, hele de adli ve idari kapitülasyonları herkesten iyi bilmesi gerekir.

“Bizim Hoca” sosyal medya hesabından iki paylaşım yapmış. Birincisinde “Bugün 24 Temmuz. Lozan’ın 96.yıl dönümü. Cephede tarihte örneğine pek az rastlanılan, destansı bir başarıyla sonuçlanmış İstiklal mücadelemizi, masada Lozan ile taçlandıramadık. 96 yıl önce bugün, hakkımız olan birçok toprağı İsmet İnönü sayesinde masada bıraktık” diyor.

Hoca, Lozan’a giden murahhas(delege), müşavir(danışman) ve mütercimler(tercümanlar) kimlerdir bilir. İçlerinde daha öncesinde ve sonrasında gerek Osmanlı devlet yönetiminde ve gerekse Cumhuriyet döneminde önemli roller üstlenmiş nice dev isimler olduğunu ve hele de Rıza Nur Bey’in ikinci murahhas olduğunu da bilir. En azından bilmesi gerekir. Ama niyeyse faturayı sadece İsmet Paşa’nın önüne kor.

“Bizim Hoca” Lozan’a giden heyete Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından verilen 14 maddelik talimatı da, o talimatta “inkıta-ı müzakere” yani görüşmelerin kesilmesi sebebi olacak iki maddeden birinin “Ermeni Yurdu” diğerinin de “Kapitülasyonlar” olduğunu ve bunlar masaya getirildiği anda Ankara’ya sormadan müzakerelerin kesileceğini de bilir ya da bilmesi gerekir. Ama niyeyse Ermeni hayallerinin tamamen tasfiye edilmesinden, Osmanlıyı mahveden kapitülasyonların ve Düyun-u Umumiye idaresinin kaldırılmasından hiç bahsetmez.

Bu yazı burada bitmeyecek. Madem girdik, devam etmek boynumuza borç oldu. Osmanlının mahkûm edildiği şu kapitülasyon kepazeliğini yazmadan bu yazı bitmez.

Bir de “Bizim Hoca’nın “ Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile beraber dış politikada daha başarılı, etkin, sözünü geçiren bir ülke olduk. Artık bize kimse Eski Türkiye’de olduğu gibi ‘Kafasına vur ekmeğini al’ gözüyle bakamıyor. Karşılarında güçlü, diplomasiyi bilen ve hakkını asla yedirtmeyen bir Türkiye var” demesi var ki, orayı da biraz deşmeden yine bitmez.



SIRADAKİ HABER
}