HaberlerDEMİREL VE DÜNYA -2-

DEMİREL VE DÜNYA -2-

Yazarımız Mehmet Ali Bayar kaleme aldı

+
-
DEMİREL VE DÜNYA -2-

Süleyman Demirel’in Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı dönemleri Soğuk
Savaşı ve bitişini kapsar. Bu dönemler, Ülkemizin içerde tarım toplumundan
çıkıp, endüstrileşme, kentleşme ve büyüme, dışarda da kendi kabuğundan
çıkıp, bir bölge gücü ve Dünya Devleti olma sürecinin başladığı ve şekillendiği
dönemlerdir. Demirel’in maiyetinde Başbakan Müsteşarı olarak görev yaptıktan
sonra önce Başbakanlığa, oradan da Cumhurbaşkanlığına yükselen Merhum
Özal da, Demirel’den devraldığı dış politika mirasının üzerine kendi damgasını
vuran bir dünya vizyonu sergilemiştir. 2000’li yıllara gelindiğinde, yani
Demirel’in Çankaya’daki 7 yıllık görevi tamamlandıktan sonra, o dönemin
bıraktığı uluslararası birikim, 2010’lara kadar Türkiye’nin dış politikasının temel
çizgisini ve yapılarını oluşturmuştur. Her vesileyle söylediğim gibi, 20.yüzyılın
ikinci yarısı ve 21.yüzyılın ilk on yılı Türk Dış politikası için Demirel Devridir.
Peki, yetişme çizgisi mühendislikten gelen, siyasete adeta zorla girmiş, ihtisası
olmayan dış politikayla çok genç yaşında yüzyüze gelmiş ve dönemleri büyük
çalkantılara şahit olmuş Süleyman Demirel’in bir siyasetçi, lider ve devlet
adamı olarak Dünya Vizyonu ve Dış Politikası nasıl şekillendi, nasıl bir miras
bıraktı? Bunu anlayabilmek için yetiştiği Dünya’ya ve hayat çizgisine iyi
bakmak lazım.
Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: Süleyman Demirel bir Dünya
Duayeni'ydi.. Görev süresinin başlangıcında dünyadaki en genç, nihayetinde
de en kıdemli devlet ve hükümet başkanıydı. Türkiye’nin Dünya’ya sunduğu
en önemli siyasi aktörlerin başında geliyordu.
Kolay değil, Demirel 1965 yılında 40 yaşında Başbakan olduğunda Dünyanın
en genç başbakanı olma sıfatına sahipti. Bu özelliği ve uzun yıllara yayılan
devlet ve siyaset hayatı kendisinin, dünyayı değiştiren, şekillendiren ve kalıcı
olarak etkileyen büyük hadiselere şahit olmasını, yönlendirmesini, içinde bilfiil
siyasal aktör olarak yer almasını mümkün kılmıştır.
Devlet ve siyaset hayatı boyunca İnönü’den, Bayar’a, Menderes’e, De
Gaulle’den Tito’ya, Enver Hoca’dan Jivkov’a, Karamanlis’ten Miçotakis’e,
Eisenhower’dan, Johnson’a, Nixon’a, Carter’a Bush’a ve Clinton’a;
Adenauer’dan Brandt’a, Schmidt’e, Kohl’e; Nasır’dan Sedat’a, Mübarek’e,
Elçibey’e, Haydar Aliyev’e; Şah Pehlevi’den Rafsancaniye, Mac Millan’dan
Harold Wilson’a, Blair’e; İndira Gandi’den Fidel Castro’ya; Mitterand’dan
Chirac’a, Kosigin’den Brejnev’e, Yeltsin’e; Aliya İzetbegovic’den Yaser Arafat’a;
Golda Meir’den Shimon Peres’e; Kral Faysal’dan Kral Fahd’a; Kral Hüseyin’den
Kral Abdullah’a; Yahya Han’dan Zülfikar Ali Bhutto’ya; Fazıl Küçük’ten Rauf
Denktaş’a kadar dünyaya ve tarihe yön ve şekil vermiş daha pek çok lider ve
devlet adamıyla birlikte aynı dönemde çalışmış, yanyana ya da karşı karşıya
gelmiş, birlikte kararlar almış, birlikte mücadele etmiş, işbirliği geliştirmiş, dost,
arkadaş olmuş gerçek mânâda bir Dünya Lideriydi.



SIRADAKİ HABER
}