HaberlerTARİKAT - TİCARET- SİYASET

TARİKAT - TİCARET- SİYASET

Yazarımız Avukat Tufan Akcagöz kaleme aldı...

+
-
TARİKAT - TİCARET- SİYASET

'Her şeyin sahtesi var. Paranın sahtesi var. Tablonun sahtesi var. Altının, gümüşün, elmasın sahteleri var. Var oğlu var! Peki, dinin ve ideolojilerin de sahteleri yok mu?' diye başlıyor rahmetli Uğur Mumcu, 'Tarikat, ticaret, siyâset' adlı kitabına ve devam ediyor; 'Olmaz olur mu hiç? Var. Dinin sahtesi, siyasete karışmış olanıdır.'
Uğur Mumcu, çağdaş bir kalem, sağlam bir Atatürkçü olmanın ötesinde, geleceği okuyabilecek tespitleri, sağlam donelerle destekleyen ve korkusuzca ortaya koyan bir yazar ve fikir adamıydı. Bu sebebten kıydılar.
Bir besmele çekenin, her türlü hırsızlığının görmezden gelindiği günlerden geçiyoruz. Bugünlerin yaşanacağı, çok uzun yıllar öncesinden belliydi. Maalesef, siyasete bulaştırılmış olan din, siyaset bezirgânının ağzındaki sakız olmaya devam ediyor.
Bir şirket kuruyorsunuz, evladı fatihan nidalarıyla açılışını gerçekleştiriyorsunuz. Vatandaşı tokatlayıp, soluğu yabancı bir ülkede alıyorsunuz. Ne kolay!
Tüm yaptığınız kanunsuz işlere, devlet protokolü de tanık oluyor. Çünkü, her yaptığımız işe bir kaç ayet ya da hadisle başlıyorsunuz. Konu halloluyor.
Yıllar önce, yurt dışında da faaliyet gösteren ve sizlerin de ismini yakından bildiğiniz sözde bir iyilik derneği tarafından dolandırılan hacı amca bana geldi de, dava açmaya kendisini ikna edemedim. 'Ben onlarla rûzu mahşerde hesaplaşacağım' dedi ve gitti.
Tüm bu yaşanan şaklabanlıklara gerçek dindarlar tepki göstermediği müddetçe, tarikat, ticaret ve siyaset sarmalında şekillenen kandırmaca operasyonları sürgit devam ediyor. Bu soytarılarla ruzı mahşerde değil de, bu dünyada hesaplaşmadan bu işler düzelmiyor. Vaziyet, öyle bir seyre giriyor ki, ticaret ayağıyla güçlenen tarikat, siyasete de direkt müdahale hakkını kendisinde buluyor. Oysaki bu memleketin temelinde, 'en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır' şiarı çakılıdır. Bunu hiç bir zaman unutmamak gerekir.
Bu nedenledir ki, her türlü bağnazlıktan uzak, bilimsel ve laik temellere oturtulmuş bir eğitim sistemini kurup, bilimde, sanatta ve toplumsal her alanda çağı aşmayı hedef alan politikaların ışığında yürümek zorundayız. Aksi halde yuvarlanacağımız lig, Arap ligi olacaktır ki; 1923 aydınlanma devriminin üzerine Türk milletine bunu yapmaya kimsenin hakkı yok. Millet de uyanık olmalı ki, üzerine giydirilmeye çalışılan deli gömleğini fark etsin. Aksi halde, insan hayatına gram faydası olmayan adamlar, sizi yönetmeye kalkarlar. Siz de onların karşısında boynu bükük durursunuz. Ki öyle de oluyor..

 



SIRADAKİ HABER
}