HaberlerDemirel ve Dünya - 5-

Demirel ve Dünya - 5-

Yazarımız Mehmet Ali Bayar kaleme aldı...

+
-
Demirel ve Dünya - 5-

Çoğunun altında, temelinde ve uygulamasında imzası olan projelerin birer birer hayata geçmiş olması ve kalıcı hale gelmesi ve bu bağlamda kardeş ve dost ülkelerin refahına katkıda bulunması bu vizyonun isabetinin tescilidir.

Bu projeler sayesinde bu ülkelerin talebelerinin Türkiye'de eğitilmesi, alternatif ulaşım, ticaret ve enerji yollarıyla dünya pazarlarına açılmaları, bağımsızlıklarını pekiştirmeleri ve kendi ayakları üzerinde yükselmeleri mümkün hale gelebilmiştir. Özellikle bir proje vardır ki, hem Avrasya'nın talihini değiştirmiş, hem de tarihi yeniden yazma imkanı doğmuştur. O da Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı projesidir. Nasıl ki, 1970'lerde yine Başbakan sıfatıyla temellerini attığı Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı Türkiye'yi Orta Doğu'nun kaderine stratejik manada ortak etmiş ve bu zorlu coğrafyada ilk defa bir refah ortaklığı imkanını doğurmuş ise, Başbakan sıfatıyla 5 Mart 1993 tarihinde projesini imzaladığı, bilahare 18 Kasım 1999’da Cumhurbaşkanı olarak nihai anlaşmasına imza koyduğu Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı Projesi de Avrasya'da 21.yüzyılın ilk büyük barış projesi olmuştur. Demirel, Cumhurbaşkanı sıfatıyla bu anlaşmanın imza töreninde İstanbul Çırağın Sarayında yaptığı konuşmada, şu tarihi cümleleri sarfetti: 

  

‘’ Bugün burada, Asya ile Avrupa'nın birbirleriyle kucaklaştığı İstanbul'un kalbinde, dünyada emsali bulunmayan bir tabiat şaheseri olan Boğaziçi'nde yeni bir tarih yapmak üzere toplanmış bulunuyoruz. 
Bugün burada, yeni ve parlak bir geleceğe doğru birlikte yola çıkıyoruz.
Bugün burada, sadece Hazar ile Akdeniz'i değil, kaderlerimizi de birbirine bağlıyoruz. 
Bugün burada, ortak hülyalarımızı nihayet gerçeğe dönüştürüyoruz.
Biraz evvel altına imza koyduğumuz anlaşmalar barışa ve refaha hizmet edecektir.
Hazar havzasının petrol ve doğal gaz kaynaklarını güvenli, ekonomik ve çevreyle barışık şekilde dünya pazarlarına ulaştırma yönünde irademizi ortaya koyarken, aynı zamanda tarihin çağrısına cevap veriyoruz.
  

 

Türkiye, Bakü'den Kerkük'e uzanan havzada bir istikrar ve refah gücü olarak hem hayranlık, hem de kıskançlık uyandıran bir konuma bu büyük projelerin tarihin ortasına mühür gibi kazınmasıyla ulaşmıştır. Bir başka kazanım da Türk müteşebbislerinin bu coğrafyada gerçekleştirdikleri muhteşem işlerdir. Bu büyük coğrafya bir ucundan bir ucuna müteşebbislerimiz tarafından imar ve inşa edilmekte, Türk ekonomisi yepyeni kalkınma ve büyüme perspektiflerine sahip olmaktadır.

Keza, Bakü-Tiflis-Erzurum doğal gaz projesi, Mavi Akım, İran-Türkiye Doğal Gaz Boru hattı, Kars-Tiflis Demiryolu projesi, Marmaray Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak projelerinde, temellerinde ve gerçekleşmelerinde  Demirel’in imzası olan ve daha 3 Mayıs 1992'de Bakü'de yaptığı tarihi konuşmada söylediği gibi "Londra'dan Pekin'e uzanacak Büyük İpek Yolu'nun " temel taşları olarak Türkiye'yi Dünya'nın kalbinde yeni bir küresel güç olarak yükselten anıt eserlerdir. Avrasya Projemiz tarihin en kadim medeniyetlerinden olan Türk Dünyasının istikbalini parlatan en mühim idealizmidir.  Demirel bu projeyi gerçekleştirirken barıştan, kardeşlikten, birlikte yaşamak ve birlikte çalışmaktan başka bir niyetimiz, iddiamız, amacımız  olmadığını vurgular. Tek derdimiz, dili, ninnileri, türküleri, masalları, destanları, şiirleri, şarkıları, harsı, kültürü bir olan, aşina olan, akraba olan kardeş halkların, toplulukların uzun bir ayrılıktan sonra yeniden kucaklaşmaları ve yeni bir işbirliği ve dayanışma modeli oluşturmalarıdır. Demirel görev dönemlerinde Balkanlardan Çin Seddine, Orta Doğuya kadar uzanan kendi tabiriyle, “Magrib’ten Maşrik’e uzanan büyük coğrafyadaki manevi, kültürel ve tarihi eserlerimizin tamirine, korunmasına ve insanlığın ortak kültür mirasına hediye edilmesine özel önem vermiştir. Balkanlarda Kanuni’nin Türbesinden, Kazakistan’da manevi köklerimizin ulu mimarlarından Hoca Ahmed Yesevi’nin Türbesine, Hicaz’dan Fizan’a kadar şehitliklerimiz olmak üzere, sayısız anıt eser ve miras Demirel’in öncülüğünde yaşatılmış ve gelecek nesillere emanet edilmiştir.

 

Demirel’in, Orta Asya ve Kafkasya’daki bu tarihsel vakıaya başından itibaren sergilediği vizyon, uyguladığı siyaset ve temsil ettiği tarihsel misyon, en muhteşem tarifini, zamanın Kırgızistan Cumhurbaşkanı Asker Akayev’in, bir Türk Dilli Ülkeler Zirve toplantısı sırasında, söylediği şu sözlerde tarihe geçmiştir: “Süleyman Eke (Ağabey), Sen bizim medeniyetimizin Sokrat’ısın…” 



SIRADAKİ HABER
}