HaberlerBAKAN OLMADAN ÖNCE...

BAKAN OLMADAN ÖNCE...

Yazarımız Necmi Hatipoğlu kaleme aldı...

+
-
BAKAN OLMADAN ÖNCE...

Türkiye’de BAKAN  olmadan önce GÖREN  olmak lazımmış, son gelişmelerle bunu bir kez daha anladık.

Ankara Tren Garı  ve misafirhanesi  ile Atatürk Orman Çiftliği’nden 555 bin metrekare arazinin Medipol Üniversitesi tarafından kiralanmasıyla  gündeme gelen, kamu arazilerinin el değiştirmesi konusu, aslında meselenin özünde başka şeylerin olduğunu da anlattı bize.

Bu bina ve arazi kiralama işi sonuç değil, olsa olsa sebeptir. Yani zannediyorsanız ki; bir Çocuk Hastalıkları Profesörü Sağlık Bakanı oldu diye bu arazileri kiralıyor, yanılıyorsunuz..! 

Zira Medipol Üniversitesi’nin kuruluşu ta 1997 yılına uzanıyor. Fahrettin Hoca bir grup arkadaşıyla vakfı kuruyor ama üniversite olarak hizmet vermesi 2009 yılını buluyor. 

Ve ondan sonra Medipol’ün yükselişi akıl almaz bir hızla devam ediyor.

Mesela bizim evin orda yeni bir kampus kuruldu ki, akıllara ziyan, görmeniz lazım!

Kavacık Güney Kampusu  olarak adlandırılan binaların inşaatı henüz tam anlamıyla bitmedi. Halen genişleyerek devam ediyor.

Kısaca şu bilgiyi vereyim size; söz konusu yerleşkenin olduğu alan Karayolları 17’nci Bölge Müdürlüğü’ne aitti. 220 dönümlük arazi, imar planında yeşil alan olarak görüldüğünden, üzerine çivi bile çakılamıyordu. Fakat Üniversite’nin kurulmasının hemen ardından 2010 yılında söz konusu arazi önce Milli Emlâk’a devredildi. İBB tarafından yapılan imar tadilatıyla yeşil alan olmaktan çıkarılan araziye 10 kat inşaat izni de verilerek , oradan da Medipol’e 49 yıllığına kiralandı.

İnşaat devam ederken, bir çalışandan işittiğime göre, küçük ölçekli bir tepe görünümündeki araziyi düzleştirmek için 100 bin kamyon hafriyat çıkarılmıştı . Öylesine zahmetli bir yer anlayacağınız. Fakat bu devasa bina için mevcut yollar yeterli değildi elbette. Bunun üzerine İBB , Atatürk Caddesi olarak bilinen üniversitenin önündeki caddede yollar, viyadükler, alt geçitler, üst geçitler yapmak suretiyle  Medipol’e yakışır bir kavşağı İstanbulluların kullanımına sundu.

Gerçi her şeyi düşünen belediye bürokratları, kampusun hemen yanındaki binlerce konutun bulunduğu Göksu ve Hisar Evleri  sakinlerini düşünmemiş olacaklar ki, bir tek yaya geçidi yapmadılar buraya. Üniversiteye yaya olarak gidiş mümkünken, evinize gitmeniz maalesef imkânsız!

Bugün 30 binden fazla öğrencisi var ve üniversite çalışanlarından aldığımız bilgiye göre, bu yıl 40 bin, 5 yıl içinde de 70 bin öğrenciye okuyacak bu yerleşkede…

Bütün bunlar aslında güzel şeyler. Memleket bu girişimler sonucunda güzel bir eğitim yuvasına kavuştu. Üniversitenin akademik durumunu tartışacak değiliz elbette ama söylenen o ki Medipol pek yakın bir gelecekte uluslar arası akademik dünyada da söz sahibi olacakmış. Olsun tabi hiç itirazımız yok.

Bu başarılı girişimleri Fahrettin Hoca’yı da sonunda Sağlık Bakanlığı koltuğuna kadar taşıdı. Kendisi için bunca sorunu halledip ortaya böyle devasa bir eser çıkarmayı başaran adam, devlet imkanları kendisinde olunca neler yapmaz kim bilir , demiş olacak ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fahrettin Koca’yı bir de siyaseten taltif etmiş oldu.

Bomboş duran kamu arazilerini keşke böyle girişimci ruhu taşıyan insanlar kiralasa, satın alsa ve üzerlerine eserler kondursa ama bu istemezükçüler  yüzünden insanlar iş yapmaktan çekinir hale de geldiler.

Allah bütün girişimcilere Fahrettin Hoca’nınki kadar cesaret versin. Böylece metruk hale gelmek üzere olan tarihi miraslarımıza sahip çıkılmış, boş duran kamu arazileri değerlendirilmiş, memleketin envanterine de büyük eserler kaydedilmiş olur.

Bir de kabineye bakan aranırken, meclisten mebus seçilmiş isimleri istifa ettirip bakan yapmak yerine, girişimci ve iş bitirici isimleri değerlendirerek, BAKAN bulma sıkıntısının da önüne geçilmiş olmaz mı?

Çok da güzel olur vallahi…



SIRADAKİ HABER
}