HaberlerAKRABA MESELESİ

AKRABA MESELESİ

Yazarımız Avukat Tufan Akcagöz kaleme aldı...

+
-
AKRABA MESELESİ

AK Partili Belediyelerin, tüm akraba, hemşehri, yandaş kim varsa Belediyelere doldurduğu, bunun artık sıradanlaştığı bir dönemde CHP, AK Parti'nin yerel iktidarını sarsınca olanlar oldu.
Önce, İstanbul seçimlerini hazmedemediler. İptal edilen seçim sonucunda Ekrem İmamoğlu daha güçlü geldi. Şimdiyse, CHP'li belediyeler üzerinden ahlak dersi vermeye kalkıyorlar ki, olacak iş değil. Sanki, akraba partisi diye anılan, liyakati bir tarafa bırakıp tüm atamaları neredeyse partizanlık güderek gerçekleştiren kendileri değil. Bunların atadığı Rektör değil mi eşini üniversitesine sekreter olarak atayan? Sanki rüşvet, yolsuzluk ve adam kayırmalarla anılan AK Parti iktidarları değil. Sanki, 'Elbette akrabalarımızı koruyup kollayacağız, dinimiz böyle emrediyor' diyen bunların Milletvekili değil!
Alemi kör, milleti sersem sanıyorlar.
Devletin kurumları adeta yandaş çiftliğine dönmüş durumda. AK Partili bakanların kardeşleri, çocukları, devletin önemli kurumlarında istihdam ediliyor. Damat Berat'ın kardeşi TÜBİTAK'ta yönetim kurulu üyesi. Önceki kabinede aile ve sosyal politikalar bakanı olarak görev yapan Fatma Betül Sayan Kaya’nın kardeşi Dr. Ömer Fatih Sayan, Türk Telekom’da başkan yardımcısı. Kız kardeşi Ayşe Hilal Sayan Koytak, Kuveyt Büyükelçisi. Diğer kardeşi Ömer Fatih Sayan, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı. Küçük kız kardeşi Nazmiye Sümeyye Sayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi Üyesi. Yengesi Ayşe Hilal Sayan Kotek, getirildiği BTK müsteşar yardımcılığından, tepkiler üzerine kerhen alındı.
AK Parti'nin adam kayırmacılığı bununla da sınırlı değil. Hepsini yazmaya kalksak sayfalar yetmez, yetmiyor.
Hal böyleyken, tutturmuşlar bir 'CHP'li belediye başkanları yakınlarına iltimas sağlıyor' türküsü, ağızlarından düşmüyor. İnsanda biraz utanma olur. İnsan biraz kendine bakar, sonra başkasını eleştirir. Hem ülkedeki sosyal ve bürokratik çürümenin tek sorumlusu olacaksın, hem de sureti haktan görünüp, adeta sütten çıkmış ak kaşık misali karşıya çamur atacaksın. Yemezler.
AK Partili belediyeler, adam akıllı denetlenmeyen belediyelerdir. Bu denetleme işi layıkıyla yapılsa, acaba kaç belediye başkanı koltuğunda oturabilir?
Öteki mahalledeyken Numan Kurtulmuş ne diyordu bunlara; 'Harun gibi geldiler, Karun gibi oldular' Sabit maaşla, harama, yolsuzluğa, hırsızlığa bulaşmadan Karun kadar zengin nasıl olunuyor bunu biri açıklayabilir mi?
Hasılı, AK Parti'nin elinde kul hakkı vebali vardır. Boynunda yetim hakkı sorumluluğu vardır. 17 yıldır ülkeyi yöneten bu siyasi iktidarın omzunda, işsizlik yüzünden intihar eden, canına kıyan gençlerin vebali vardır. Atanamayan gençler, emeklilikte yaşa takılanlar, haksız yere tutuklanan ve hatta hüküm giyenler, adaletin zerresine muhtaç olarak yaşayanlar, KHK furyası ile hukuksuz bir şekilde işlerine son verilenler, gazeteciler, cezaevlerinde annelerinin dizi dibinde çile dolduran bebekler.. Hepsi ama hepsi, AK Parti'den alacaklıdır.
AK Parti, gençlerin geleceğe dair ümitlerini tüketmiştir.
Sanki bunlar yokmuş gibi, elindeki medya gücüyle CHP'li belediyeleri linç etmeye kalkan AK Parti bilmeli ki, attığı her taşın üzerinde parmak izleri var. Bu parmak izinden yola çıkıp bulabileceklerimizin bir kısmını yukarıda saydım.
Şimdi gelelim madalyonun öbür tarafına.
CHP'li Belediye Başkanı, Belediye'ye bağlı şirkete kendisini Müdür olarak mı atamış?
Olmaz.
Bir de oradan maaş mı alıyormuş?
Asla kabul edilemez.
Yeğenini, kardeşini, kuzenini filan istihdam mı etmiş?
Olmaz.
Bir Belediye başkanının, yaptığı hizmetlerin dışında hiç bir adımı, kararı, yaklaşımı tartışılır hale gelmemelidir.
Belediyeler, akraba istihdam etme yeri değildir. Hizmet kurumunun asli görevi, vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bir işi, en iyi kim yaparsa iş ona verilmelidir. İyi de AK Parti öyle yapmıyor ve bunu siyasi ranta tahvil ediyor diyebilirsiniz. Olsun. Adam kayırmacılık AK Parti'ye yakışıyor olabilir, CHP'ye yakışmıyor.
Atatürk'ün, tek bir kişiye torpil yapmışlığı var mıdır? Döneminde, belli kurallar dairesinde tayin ettiği herkes, kendi alanında bu makama ne kadar layık olduğunu yaptığı işlerle göstermiştir.
Hakim olacaksın, torpil.
Kaymakam olacaksın, torpil.
Öğretmen olacaksın, mülakata gireceksin, torpil.
Askerden gelmişsin, işe gireceksin, torpil.
Âdeta torpil cennetine dönmüş durumdayız.
Bir makama torpille gelen adam için, bu kurum artık meşrudur.
Torpil demek, başka birinin hakkının yenilmesi demektir. Layık olanın dışlanması, işe yaramazın el üstünde tutulması anlamına gelir. Bunun, çürümeyi de beraberinde getireceği muhakkaktır. Ömrünü tamamlayan devletlere bakın, genelinde bu kötü örneklere rastlamak mümkündür. Torpil, adam kayırma, habis bir ur gibidir. Bünyeye girdi mi, hasta eder.
Dolayısıyla, CHP'nin kurucu unsur olma vasfı hâlâ devam etmektedir ki, 31 Mart galibiyetinden sonra yapacak olduğu şey, vatandaşa 'Siz de aynısınız' dedirtmemektir. Çaba, bu yönde olmalıdır. Vatandaş, 'Bunların hepsi aynı!' algısına kapılırsa, ortaya çıkacak hezimetin faturası herkes için ağır olacaktır.
CHP, hem yerelde, hem de genelde, başkalaşmadan, adil yönetim anlayışını esas alan, demokratik bir devlet idealinin peşinden bir milim bile ayrılmamalıdır. Akraba kayırma iddialarına çanak tutan kararlarından dönen CHP'li Belediye Başkanlarını kutluyorum. Erdem sahibi insan, yanlışı gören ve gerektiğinde geri adım atmasını da bilendir.



SIRADAKİ HABER
}