Haberler'ÇATIRDILAR GELİYOR KARANLIK KUBBEMİZDEN'

'ÇATIRDILAR GELİYOR KARANLIK KUBBEMİZDEN'

Yazarımız M. Halistin Kukul kaleme aldı...

+
-
'ÇATIRDILAR GELİYOR KARANLIK KUBBEMİZDEN'

     Son Şâirler Sultanı Necip Fâzıl Kısakürek, içinde, “Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden” mısrâsının da bulunduğu ve 1947’de yazdığı “Destan” başlıklı şiirinde, o zamanın geniş panoramalı sosyolojik bir analizini yapar.

    O’na göre, o dönemde; “Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç”tır.

    Anlaşılan o ki, senelerin geçmesi fazla bir şeyi değiştir(e)memiş, “siyâset”te, “ilim”de ve “san’at”ta aynı hâl sürüp gelmiştir.

       Tabiî ki, “çatırdı” değil...”Çatırdılar!..”

       İşin vahim olan tarafı da budur!..Yâni, bir değil, birçok!..Fakat, başta geleni; siyâset, ilim ve  san’attaki çatırdılardır!..

      Meselâ, ormanlarımız çatırdıyor...İki sene öncesinde, T(ı)rabzon Sürmene Çamburnu’nda  yanan ağaçların yerinde, şimdilerde  fidanlar (!) gibi binalar yeşermiş(!)tir...

      Kısa bir süre önce, Muğla/Dalaman’dan Göcek’e kadar ulaşan korkunç orman yangını, ilgili Bakan’ın, “Çok şükür mal ve can kaybı olmadı” tesellisiyle tatlıya (!) bağlanmış gözüküyor. Basından öğrendiğimize göre “üçyüz hektar” ormanımız yandı kül oldu...

      Demek ki, onca ağaç “mal”dan da, “can”dan da sayılmıyor!!!

      Sâdece çeşit çeşit ağaçlar yanmadı; kaç türden kaç hayvan yandı...Yüreğimiz yandı!..Ciğerimiz yandı!..Yine de, mal neymiş, can neymiş anlayabilmiş değiliz!..

      Çatırdılar bir türlü durmak bilmiyor...

      PKK’lı teröristlerin öldürdüğü çocuklar, askerler, polisler...Her günün her ânında bir şehit haberi, yine ciğerimizi yakıyor...

      Zînânın serbest bırakılmasıyla tahrib edilen âile mukaddesatı, artan ahlâksızlık!..”Örtüsüz kadın, penceresiz eve benzer” diyen müstehzî ve kaba idrâkin bizi getirdiği seviyesizlik!..

      Etrafımız, yakından uzağa düşman/hasım dolu!..Fetö elebaşılarının kaçışları/kaçırılışları,”siyâsî ayakları”nın değil, ‘siyâsî kuyrukları’nın belirsizliği de, cemiyet nizâmını çatırdatıyor...Çatırdamalara öyle yükseten bir ses de yok! Herkes, sus-pus!..Sus, başka!..Pus, başka!..Sus-pus, başka!..Puslu hava, insana,  hiç de hoş gelmez değil mi!?

       Çatırdıların en mühim ve en vahimlerinden biri de târihî eser tahribatı!..

       Yâni; “tâmir’ adı altında tahribat!..Meselâ; Elâzığ’da, muhteşem Harput Kalesi’nde kullanılan taşlar...Meselâ; Antalya Kumluca’da Rhodiapolis Antik Kenti’nde Likyalı Opramaos adına yapılan anıttaki p(ı)lâstik malzemeyle kapatılan ârızaların fırtına ile ortaya çıkışı!..Kimin parası hebâ oldu dersiniz?..Meselâ; Döğer Kervansarayı’nın hâli!..Meselâ; Samsun Büyük Câmi’nin hâli!..Hangi eser olursa olsun çatırdılar devam ediyor!..

     Meselâ; Samsun’daki “Amazon heykeli”, “Amazon köyü”...gibi uydurma târih inşâsı!..Sanıyorum ki, Samsun’un büyük şehir oluşundan sonra bütün köyleri mahalle oldu ammâ “köy” olarak sâdece bu kaldı!..

     Çatırdılar geliyor, şehirleşemememizden...Evet...Bir türlü şehirleşemiyoruz....Kelime uzun ammâ doğru...Türkçe’nin ihtişamından geliyor bu söyleyiş!..

       Şehirleşemememizden ve şehirlileşemememizden dolayı dehşetli üzüntü içindeyim!..Şehirleşmek, medenîleşmek ise, ki öyledir, bizdeki nedir, bir îzah eden çıksa da anlasak!...Cehâletin kendisi, dik-âlâsı!..

     İstanbul’u geçtik...O, anlatıldı ammâ anlatanlar’ın kendileri  de İstanbul’u bir türlü hâlâ anlamadı!..Çünkü; Fâtih’in İstanbul’una başkan olabilmek ve birkaç oy daha fazla alabilmek için “Osmanlı’da Kürdistan, Lâzistan eyâleti vardı” deyip PKK ağzı kullanıldı ve tarih çatırdadı, samimiyet çatırdadı, ilim çatırdadı.  Ne yazık ki, aynı Fâtih’in emâneti olan T(ı)rabzon da, “pontus”a havale edildi!..Yazık, günâh ve ayıp!..

     Ben, sizi Karadeniz’e getirmek istiyorum: T(ı)rabzon’a!...Meselâ; T(ı)rabzon’un Yomra’sına, Beşikdüzü’süne, Vakfıkebir’ine!..

     Ordu’nun Fatsa’sına, Ünye’sine...Giresun’un Tirebolu’suna!..

     Ben, sizi, buraların yaylalarında gezdirmek isterdim ammâ kıyılan ağaçlar ne yazık ki, hep çatırdıyorlar!.. Vatandaşlık verilmek için ikiyüz elli bin dolara satılan yemyeşil VATAN toprakları çatırdıyor, çatlıyor, çıldırıyor...

      Deniz çatırdıyor!..Dereler çatırdıyor!..Denize sıfır mekânlarda yirmi-otuz-kırk katlı binalar yükseliyor!..Çakıllar, kumlar çatırdıyor!..

     Okullarımız tâtil ammâ isterseniz, istatistiklere bir bakınız, dünyanın neresindeyiz!...Maârifimizdeki  çatırdamayı hissetmiyorsanız vay hâlinize!..

     Cinâyetler, her köşe başında pusu kurmuş her geçen gün artış gösteriyor...Tıpkı, enflasyonun artıp çatırdadığı gibi!..Vuranın elinde kalıyor her şey!..Kaatile müebbet hapis!..Ne olacak yâni!..Adam, takır takır birilerini katlediyor, k(ı)ravat taktı mı efendi(!)leşiyor, bir de indirim aldı mı ağırlaştırılmış birdenbire gevşeyiveriyor!..

      Îdâm mı, dediniz?

      Meclis, en selâhiyetlinin önüne getirecek ki, kanunlaşsın-Mış ve uygulansın-Mış!..

     Yâni; asayiş çatırdıyor, ahlâk çatırdıyor, an’ane çatırdıyor, adâlet çatırdıyor, hüsnüniyet çatırdıyor, hoşgörü çatırdıyor, ilim çatırdıyor, fiyatlar çatırdıyor...

      Yalan, kolbaşı olmuş; iltimas, vicdânları ihâta etmiş... İz’an çatırdıyor!..

     Bolluk-bereket, mahalle yapılan köylerdedir de, gel gör ki, köy köylükten çıkarılalı çok zaman oldu!..Çatırdıyor!..

     Yolunmuş tavuğa-kaz’a değil, yangın yerine-çöle çevrilmiş, oksijen deposu, o güzeller güzeli yemyeşil Kaz Dağları kavur kavur çatırdıyor!..Çatırdatılıyor!..

     Çocuklar, dolmuşlarla okullara ve okullardan da evlere taşınalıberi köyde köylük kalmadı. Köyler çatırdıyor!..Hem de çatır çatır!..

     Gençler ümitsiz ve hedefsizlik içinde kıvranıyor...Dörtte biri işsiz!..Yol aranıyor, yol!.. Bulabilene aşkolsun!

      Beyin göçü korku salıyor da, ondan korkan kim?!

      Beyin göçü dendi mi, durup düşüneceksin!..Bin defa, milyon kere, tirilyon sefer!..Düşüneceksin!..

      Bu azîz vatana kimlerin girdiğini ve kimlerin çıktığının hesabını çok iyi yapacaksın!..Bin defa, milyon kere, tirilyon sefer!..Yapmazsan, yapamazsan mı? Vay hâlimize ki, vay hâlimize!..

      Dört milyonu bulan Suriyeli kaçkın sayısı da her geçen gün artarak çatırdamaya ilâve değer (!) katıyor!..Adamların çocukları bile okullara parasız taşınıyor-MUŞ!..

      Kimileri, birbirini, şerefsizlikle, hâinlikle ve alçaklıkla suçlayıp sonra sarmaş-dolaş oluveriyorlar da, denmiyor ki, ar-damarları çatırdıyor!..

      Bir şeyler ve birileri, ‘uyanın! diyor ve îkaz ediyor, çırpınıyor ammâ anlayan, dinleyen kim!?.

      Her yolsuzluk, kendine bir yol buluveriyor!..Tabiî ki, yollar çeşit çeşit, kimilerine kıvrımsız, dümdüz ve asla eğik-bükük değil!...Kimilerinin önünde ya bir dağ var ya da bir uçurum!..



SIRADAKİ HABER
}