HaberlerSİYASETİN BİRLİK BERABERLİK VE SORUNLARA ETKİSİ

SİYASETİN BİRLİK BERABERLİK VE SORUNLARA ETKİSİ

Yazarımız Mustafa Keskin kaleme aldı...

+
-
SİYASETİN BİRLİK BERABERLİK VE SORUNLARA ETKİSİ

Görüldüğü üzere bugün 

Siyasi partiler arasındaki geçimsizlik, anlaşmazlık ve aralarının, ilişkilerinin bozukluğu, düşmanca tutum ülkenin sorunlarının başlıca nedenlerinden biridir. Çünkü bu durum yurttaşlarımıza da aynı biçimde yansımaktadır.

Bugünkü durumun sürüp gitmesi olasılığı ülkemizin başındaki en büyük sorundur.

Siyasi partiler kalkınmış, ileri gitmiş, mutlu ve güçlü ülke ve ulus ve onların çıkarları için yarışacaklarına, bugün aralarında savaş varmışçasına düşmanlıkta yarışıyorlar.

Ayrımcılık dorukta 

Siyasette çatışma ve yandaşlık o kadar derinlere ve ileri boyutlara ulaştı.

Kamu kurumları, bağımsız sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, basın yayın kuruluşları gibi her kesimin, bütün milletin yeri olan kuruluşlar bile iktidar yandaşı olmayanlara kapatılmış durumdalar. Neredeyse kendilerinden olmayana yaşam hakkı tanımayacaklar. Bütün akçeli işler yandaşlara yönlendirilmiş durumda.  Ayrımcı ve çıkarcı siyaset dorukta.

Hem din görevlileri hem de dini kurumlar siyasetin içinde en çok yer alan ve kullanılanlar. Bu durum din görevlilerine ve dini kurumlara inanç ve güveni bitiriyor.

Oysa 

Bu ülke bütün ulusun özverisi, güçlüklere göğüs germesi, sıkıntılara katlaması ve yazgı birliği, umut birliği ile kurtuluş savaşını kazandı, Türk yine Ergenekon’dan çıktı ve kutlu Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu. Yeryüzü Türk’ün bir büyük başarısına daha tanık oldu.

O büyük başarının gizemi, bütün Türk ulusunun tek yürek gibi çarpmasıdır. Türkçü duygudur.

Şimdi ne yapılmalı 

Ülke sorunlarının çözümü birbirine sıkı sıkıya bağlı. Hemen hemen birleşmiş kaplardaki su gibi. Bunun için iktidarı ve muhalefeti ile Türkiye’nin sosyal ve ekonomik sorunlarını aynı zamanda ele almak ve birbirleri ile ayarlı olarak çözüme götürmek gerekiyor.

İşe siyaset dili ve yaklaşımı düzeltilerek, iyileştirilerek başlanılmalıdır. Yönetim anlayışı, yaklaşımı düzeltilmeli, değiştirilmelidir. Toplumu ayrıştırıcı, ötekileştirici, dışlayıcı, yandaşcı uygulamalar hemen bırakılmalıdır.

Kişiye ve yandaşa çıkar sağlama, savurganlık tamamen ve hemen bırakılmalıdır.

Ordu ve dini kurumlar ve görevlileri tamamen siyasetin dışında olmalıdır. Aksi durumda yasal yaptırımlar uygulanmalıdır.

Kesinlikle eğitim ve bilime en yüksek yatırım yapılmalıdır.

Türkiye’de bu gün başlıca sorun yaygın işsizliktir. Toplumsal patlamalara yol açmadan, çözülmelidir.

En önemlisi iş gücümüzün seferber edilmesi ve değerlendirilmesidir. Ülke çapında bir üretim, yatırım ve iş seferberliği kurmak, gizli işsizliği yok etmek gerekir.

İş seferberliği üretim ve yatırım seferberliği ile beraber yürütülmelidir.

Bir ülkenin en iyi varlığı nüfusudur. Nüfusunu iyi değerlendiremeyen, kullanamayan bir ülkenin kalkınması söz konusu olamaz. Zengin devlet zengin milletten doğar.

Her alanda ve gelir dağılımında adalet sağlanmalıdır.

Bir çalışanın emeğinin karşılığı bedeli alabilmesi çok önemlidir ve kesinlikle sağlanmalıdır. Ancak işsizin işsizliği daha çok önemlidir. Öncelikle işsizlik sorunu çözüme kavuşturulmalıdır. Bu devletin en önemli işi, görevidir.

Anayasamız çalışma hak ve hürriyetinden söz eder. Çalışma olanağı olmadıkça, çalışma özgürlüğü yok demektir. Devlet çalışmak isteyen vatandaşlara çalışma olanağı sağlamakla yükümlüdür. Diğer hak ve hürriyetler hep buna bağlıdır.

Demokrasi, her türlü hak ve özgürlükler güvenceden yoksun oldukça, toplumsal sorunlar bitmez.

Ekonomik özgürlükler de hukuki özgürlükler kadar kutsaldır.

Önümüzdeki dönemin ana görevi geçim darlığının ve işsizliğin giderilmesi ve geri kalmışlıktan hızla kurtulmamız olmalıdır.

Sonuç olarak benimsenmesi ve göz önünde bulundurulması gereken ölçüt; “ulusal yarar ve çıkar, gönül, yürek ve ülkü birliği” dir.

Bizim; 

“Yolumuz dilde, fikirde, işte birlik yoludur. Bu yol, kutlu yoldur.” 

 



SIRADAKİ HABER
}