HaberlerYALAKA

YALAKA

Yazarımız Avukat Tufan Akcagöz kaleme aldı...

+
-
YALAKA

Ne çok yalaka var değil mi?
Her milletten, her tıynetten..
Padişahın biri, patlıcanı çok severmiş. Ne zaman, 'Şu patlıcan musakkaya bir türlü doyamıyorum’ dese, dalkavuğu da, 'Aman padişahım, siz söyleyince ağzımın suyu akıyor. Akşam olsa da yesek’ dermiş. Padişah imambayıldıdan bahsedecek olsa, ‘Padişahım, şu imambayıldıyı icat edenin mekanı cennet olsun, nefis bir yemek. İnsan yemeye doyamıyor’ diye konuşurmuş.
Padişah; karnıyarıktan, patlıcan dolmasından, kızartmasından, kebabından, patlıcan salatasından, turşusundan ve reçelinden söz ettikçe, dalkavuk da göklere çıkarırmış...
Gel zaman git zaman, padişah patlıcandan nefret etmiş. Sofraya gelmesini yasaklamış.
'Şu patlıcan musakkanın neresini beğenirler de yerler, bir türlü anlamıyorum’ dediğinde, dalkavuk da padişahın sözünü tamamlarmış;
'Aman padişahım, bu musakkanın yenilmesini yasaklamak lazım...’
Padişah, bir başka gün;
‘Bu insanlara hayret ediyorum. O kadar güzel salata çeşidi varken akşam yemeğinde tutup patlıcan salatası yiyorlar. Anlamak mümkün değil!’ dediğinde, dalkavuk, sözünü kesercesine atılarak eklermiş:
'Padişahım, bu insanlarda damak zevki diye bir şey yok. En iyisi, patlıcanın yetiştirilmesini yasaklamalı. Adını bile duymaktan nefret ediyorum...’
Bu konuşmaları duyan biri dayanamamış ve padişahın olmadığı ortamda, dalkavuğa sormuş;
- Yahu! Sen bir zamanlar patlıcanı metheder ve adeta göklere çıkartırdın. Şimdi ise patlıcanı ve yemeklerini kötülüyorsun. Nasıl olur da bu kadar değişebilirsin, hayret!..’
Dalkavuk, hemen yanıtlamış;
'- Bana bak arkadaş! Ben patlıcanın değil, padişahın dalkavuğuyum. Anladın mı?'
Nerede bir yalaka görsem, aklıma bu fıkra gelir. Bugünün dalkavuklarına biz, yalaka diyoruz. Sanırım yalamaktan türemiş bir kelime. Her yerde tanırsınız yalakaları. Dik duramazlar. Yakakalık yapmaya müsait bir açıyla yürürler hep. Adam satarlar. Genellikle, yalaka çevresinden arkadaş edinemezler. Çünkü, yalaka yalakayı sevmez. Menfaatperesttirler. Karakterleri bozuktur. Kendi çıkarlarını düşünürler. Yakalarında her siyasi partinin rozetini görmek mümkündür. Kılıktan kılığa girerler. Bukalemun görse, şaşırır kalır. Beleşçidirler. Hayat felsefeleri, koltuk ve makam çevresinde dönmektir. Koltuğa kimin oturduğunun önemi yoktur. Büyük adamlar, yalakaların pohpohlamalarına gelmemeyi başararak büyük adam olabilmişlerdir. Küçük adamlarsa, bunların sözlerinden pek haz duyarlar.
Uzak durun bu pis adamlardan.

 



SIRADAKİ HABER
}