HaberlerSAMSUN'UN VEBALİ YÖNETENLERİN ÜZERİNDE

SAMSUN'UN VEBALİ YÖNETENLERİN ÜZERİNDE

İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, Samsun'un potansiyelinin iyi değerlendirilemediğini, kentin zincirlerini kıramamasının vebalinin öncelikle kenti yönetenlerin üzerinde olduğunu söyledi

+
-
SAMSUN'UN VEBALİ YÖNETENLERİN ÜZERİNDE

İyi Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, Samsun Haber TV’yi ziyaret ederek Genel Yayın Yönetmenimiz Osman Kara’nın hazırlayıp sunduğu Farklı Bakış programına konuk oldu. Yaşar, programda Batı Trakya gezisini, Samsun’un ekonomisini, belediyeleri ve fındığı değerlendirdi.

KARA’YA ÖVGÜ 

Yaşar, ziyaretinde Genel Yayın Yönetmenimiz Osman Kara’nın halkın doğru bilgilendirilmesine bir ekol olduğunu belirterek, “Öncelikle Samsun haber TV'nin Samsunumuza, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.  Siz uzun yıllardır Samsun'da hepimizin ağabeyi olarak halkımızın doğru bilgilendirilmesi konusunda bir ekolsünüz. Yeni yayın hayatına başladığınız için tebrik ediyorum, başarılar diliyorum” dedi.

 

TÜRK’Ü YOK ETMEYE ÇALIŞIYORLAR 

TBMM’nce düzenlenen Batı Trakya gezisine değinen İYİ Parti Samsun Milletvekili  Bedri Yaşar, Yunanistan’ın Batı Trakyla Türkleri’nin Lozan’dan kaynaklanan haklarını kullanmasında zorluk çıkardığını söyledi. Yaşar, “Batı Trakya bir Türk Dünyası. Karaman'dan Konya'dan gönderdiklerimiz var, kabul ettiklerimiz ve bir de orada bıraktıklarımız var. Batı Trakya duygu dolu, insanın konuşmaya mecali olmaz ya, siz susarsınız onlar konuşur, coğrafya konuşur,  tabiat konuşur konuşur, minareler, camiler, minberler konuşur. Her bir köşesinde hatıralar var Gümülcine’de. Samsun'dan bir farkı yok, hala tütün işiyle uğraşıyorlar. Anadolu'nun saflığını, zarafetini ve Rumeli Türklerinin nezaketini bulursunuz orada.  Tabi çok duygulandık, devlet belli ölçülerde oralarda bir şeyler yapmaya çalışıyor ama özellikle batı Trakya’da, Gümülcine’de sorunlar bir hayli fazla. Biz onların papazlarını seçmelerine Türkiye’de izin verirken, orada hala bizim Lozan'dan kaynaklanan hak ve hukukları olmasına rağmen bunların kullanımı konusunda Yunan  devletinin çok ciddi engelleri var.  Orada Türk tabirinden daha çok  Müslüman tabiri  kullanılıyor, burada Türk yok Müslüman var gibi saçma sapan akla hayale sığmayan uygulamalar yapılıyor. Hâlbuki Lozan da Türk tabiri yer alıyor.  Milli kimliği, dini kimlik altında ezme taktiği kullanılıyor.  Bir süre  sonra burada Türk yok demek için çabalıyorlar.  Onlar onu söylüyor da coğrafya böyle söylemiyor” diye konuştu.

SAMSUN ASYA’NIN GÖREN GÖZÜDÜR 

Ülkenin Asya ile özellikle Türk Cumhuriyetleriyle ilişkilerini geliştirmesinde geç kaldığını savunan Yaşar, bu ilişkilerin geliştirilmesinde de odak noktanın Samsun olması gerektiğini dile getirdi. Yaşar, “Bizim hükümetimiz Asya’ya yeni bakar oldu.  Biz de onlara  'Günaydın' diyoruz. Tamam Dünyanın her tarafında olalım ama Türk dünyası olmazsa olmazdır.  Adriyatik’ten Çin seddine  kadar Türk var. Büyükelçilerin Samsun ziyaretinde onu söyledim, siz Asya'yı görmek istiyorsanız, seçimlerde de söylemiştim, Asya'nın gören gözü Samsun'dur. Asya'ya bakmak istiyorsanız, Samsun'dan bakarsanız  Asya'nın her tarafını görürsünüz. Biz Asya ile irtibat kurmaya çalışırken bir irtibat noktası, nirengi noktası gerekir. Eğer siz Asya' ya bir şeyler yapmak istiyorsanız gerek kara, gerek deniz,  gerek hava yolu, gerek demiryolu ile ulaşırsınız ve bunu da ancak Samsun üzerinden yaparsınız. Tespitlerimle  bunu söylüyorum, Samsun Asya'nın gören gözüdür.  Buradan her alan ulaşmak mümkün” ifadelerini kullandı.

SAMSUN'UN VEBALİ YÖNETENLERİN ÜZERİNDE 

Samsun'un potansiyelinin iyi değerlendirilemediğini savunan Yaşar şunları söyledi: “Çünkü bunu rakamlarda söylüyor.  Gelişmişlik sıralamasında 10'dan 36'lara düştüğümüz  ortada. Rakamlar da yalan söylemez.  Sizin  gönül ilişkiniz, hamasetiniz, biz buraya kaçtık, buraya uçtuk diyorsunuz  ama rakamlar bunu söylemiyor. Devletin bir ön açma görevi var.  Küçük, orta ve büyük işletmeler  yatırımı planlar, kurgular ama devlet ona bir yol gösterir. Mesela medikalciler Samsun'da kümelenmişler , devletin bununla - ilgili bir çıkış noktası g2östermesi lazım. Veyahut tarım arazisi bakımından  Samsun'un çok ciddi potansiyeli var, devletin buradan çok ciddi bir çıkış yolu  göstermesi gerekir. bunun alt yapısını  devlet kurar, sanayinin alt yapısını hiç bir zaman yatırımcılar kurmaz. Ben işadamı olarak bir sürü memleket dolaştım, her gittiğimiz yerde şunu söylerler,  gelin alt yapınız hazır. Ben her zaman pozitif bakan bir insanım, Samsun'dan üzüntülü beyanlar duyuyorum.  Samsun'da yatırım yapmaya arsa olmadığı ifade ediliyor.  Ne demek Samsun'da arsa problemi var. Yatırım yapacak insan için Samsun'da arsa yok denilmesi bana zül gelir.  Yani bu derken yerel yöneticilerin oturup trilyonlarca kez düşünmesi gerekir.  Türkiye'de herkes yangın var diyor, herkes yangın var diye bağırıyor ama kimse müdahale etmeye çalışmıyor. Yangın her yerde ama bizim yöneticilerimiz hala yangın var diye bağırmaya devam ediyor.  Yatırımda, istihdamda, tarımda, lojistikte her yerde yangın var. Ama / biz bunun önünü açmak yerine sadece şikâyet ediyoruz.  Çözüm üretme, karar verme makamında olan insanların şikâyet etmelerini ben anlayamıyorum. Bunu çözmek de zor değil.  Samsun'un arazi problemi yok ki,. Havza'ya doğru gidin her yerde yatırım alanı var. Samsun'da öyle bir sorun ama demek ki bu iş için ortaya irade konulamıyor. Yani özellikle geniş alanlar, büyük yerler açılmış olsa herkese yetecek kadar yer olsa sorun kalmaz. Devletin sahiplendiği her şeyde sorun var. Samsun'da OSB gibi hep dar alanlar açıldığı için adamın ihtiyacı olsa da olmasa da saldırıyor. Hâlbuki daha geniş alanlar yatırıma açılmış olsa bu iş kökten çözülür.    Samsun OSB'de parseller depo olarak kullanılıyor, bir başka yerde işyeri var. Sanayi parsellerinden devlet ücret almamalıdır.  Ama arsanın tahsis edildiği kişinin de oraya o yatırımı yapma mecburiyeti olmalıdır.  Yapmıyorsa elinden almalıdır. OSB'lerde, Sanayideki yatırım alanları rant alanı olamaz.

Gaziantep'teki fırsatların en az 10 katı Samsun'da var.  Samsun resmen geri bırakılıyor. Bir türlü zincirini kıramıyor. Bugün bu ülkeyi,  Samsun'u kim yönetiyorsa bunun vebali onların üzerinedir.”

BELEDİYELER İSRAF EKONOMİSİ UYGULADI 

İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, önceki belediye yöneticilerinin israf ekonomisi uyguladığını, yeni seçilen belediye başkanlarının AB’ye yönelik proje üretmekten başka çaresinin olmadığını vurguladı. Yaşar, “Bizim meşhur israf ekonomisi diye bir kültürümüz vardır. Bir de verim ekonomisi vardır. Şuanda siyasi partilerin uyguladığı daha çok israf ekonomisi.  Şimdi verim ekonomisi üretime yönelik ekonomidir,  israf  ekonomisi de  reklama, şuna buna, yedik, içtik eğlendik, kalktık ekonomisidir.  Tüketime yönelik ekonomidir aynı zamanda emperyalizminde en temel ögelerinden biridir tüketim toplumu oluşturmak. Şimdi ben aynı zamanda KİTK komisyonu üyesiyim.  Belediyelerin yani yerel yönetimlerin en büyük gelir kapısı da  İller Bankası. İllerden toplanan vergileri nüfusları oranında yerel yönetimlere dağıtırlar. İller Bankası yöneticilerinin hepsinin de söylediği şey ‘Kaynak sıfır’ yani hangi belediye giderse gitsin kaynak sıfır. 17  yıllık iktidar döneminde belli kaynaklar belediyelere aktarılmış.  Dünyadaki finans bolluğundan kaynaklanan paralar belediyelere bol miktarda krediler sağlanmış. İşte bizim İlkadım Belediye Başkanlığı  Saray gibi, küllüye gibi. Ama bu sarayda oturmanın da bir bedeli var. O saray orada duruyor, onun borcunu ödemek için bugün iktidara gelen İYİ Partili İlkadım belediye  başkanı  kendisi de dahil maaşlarını  yarım alıyor.  Sizin daha çok israf ekonomisine yönelik faaliyetleriniz olursa  sonuç da bu. Her belediye  boğazına kadar borç batağının içerisinde.  Samsun Büyükşehir Belediyesi de farklı değil. O da Türkiye'deki en borçlu 8 belediyeden biri. Bundan sonra belediye başkanlarının yapacağı bir şey var, proje üretmek.  Hem finansmanı bulacak, hem işi bulacak bunları bir araya getirerek hizmet yapmaya çalışacak.  Yani belediye başkanlığı İller Bankası'ndan nüfusu oranında gelen parayı borçlar düştükten sonra en adil ve adaletli şekilde dağıtma makamı değil, olamayacak. Çünkü o rakamlar çalışanların maaşlarını ya karşılar, ya da karşılamaz. Bugün Samsun'daki Atakum, İlkadım, Canik belediyeleri de bu durumdadır.  Belediye başkanları oturacaklar proje üretecekler. Bugün AB fonlarında Türkiye'nin katkısı var, parası var ama biz proje üretip bu paraları alamıyoruz. Oturup  proje üretim birimi oluşturacaklar ama lafla değil,  kızağa çektikleri adamlardan oluşan birimler değil gerçekten işlevsel bir birim oluşturun. Halka, üretime dokunan, insanların hayatlarını kolaylaştıran projeler geliştirin. Belediyelerin projeler üretmesi lazım bunun dışında gelen paralarla hizmet etme imkânları yok” dedi.

TMO ÜRETİCİYİ YORMAMALI 

İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, fındığın fiyatının bayramdan önce açıklanmasını olumlu karşıladıklarını, TMO’nun vatandaşı yormadan fındığı teslim alıp üreticinin parasını vermesi gerektiğini belirterek, açıklamalarını şöyle tamamladı: “Geçmiş dönemde fındık fiyatları geç açıklanmıştı ben de parlamento da hem bir basın toplantısı/ düzenleyerek, hem de genel kurulda konuşarak fındık fiyatlarının biran önce  tespit edilmesini, vatandaşın da buna göre bir yön belirlemesini gündeme getirmiştim. Ben  her zaman olumlu işlere pozitif bakan bir gelenekten geliyorum.  Dolayısıyla  hükümetin bayramdan önce fiyatları açıklaması doğru ve yerinde bir karar. tabi bundan sonrasına bakacağız, fiyatlar da ortada,  bizim önerdiğimiz fiyatlar 20 lira civarındaydı, ancak ülkenin içinde bulunduğu durum nedeniyle 16,5-17 lira fiyat verildi. Bundan daha önemlisi randevu sistemiyle  fındıklar teslime başlıyor. Yani  biran önce üreticiyi yormadan, 3-5 ay sonra  gel diye yormadan fındık teslimatlarının bir an önce yapılması - ve  üreticiye bu paranın ödenmesi önemli. Bayram, bayramdan sonra okullar açılıyor, herkesin kendine göre  önceliklerdi var. Üreticinin ödemeleri var,  düğünleri, nişanları var... Bu nedenle  alımların biran önce başlaması ve ödemelerin de biran önce yapılması  gerekiyor. bunun paralelinde üretimden kaynaklanan ihracata ihtiyaç var. Fındığın bütün girdileri Türkiye'de. Fiskobirlik’in regülasyon görevi görmesi, soğuk hava depolarıyla  lisanslı depoculukla bu işi biraz daha renklendirerek, ihtiyaç olduğunda pazara sürerek, fındığın fiyatının düşmesi engellenmeli.  Biz parlamentoda bu konudaki her olumlu çalışmayı destekleriz, Samsun'da atılacak her adımın yanında oluruz.  Bunu da ayrıca takip edeceğim.”

 

 

 

 

 

 

 



SIRADAKİ HABER
}