HaberlerBAYRAMDA ÇALIŞIRIZ BAYRAMLAR İÇİN

BAYRAMDA ÇALIŞIRIZ BAYRAMLAR İÇİN

Yazarımız Vedat Çınaroğlu kaleme aldı...

+
-
BAYRAMDA ÇALIŞIRIZ BAYRAMLAR İÇİN

       Günlerdir Kaz Dağlarındaki kıyımı tartışıyoruz. Konuyu Gezi Direnişiyle eşleştirerek “Mesele ağaç meselesi değil”e getirenler de oldu, kıyıma karşı çıkarak bölgeye giden ve dağdaki taşları eline alan yurttaşları “Altın arıyorlar” diyerek aşağılamaya çalışanlar da oldu. Bu benzetmeleri yaparak konuyu “sulandırmak” isteyenlerin iktidarın dalkavukları olması tanıdıktı.

      Oysa İsmail Ören isimli yurttaş sosyal iletişim ağlarından gerçek amaçlarını duyurmaya çalıştı; Anlamak isteyenlere! Kısaca diyor ki; “ Bizim savaşımımız 2004 yılında başladı. Kaz Dağlarında 43 tane arama ruhsatlı maden alanı var. Biz, ‘Vicdanlı Su Nöbeti Derneği’ olarak, devletimiz maden çıkarmasın demiyoruz. Karşı çıktığımız ‘Ekolojik Sistemin’ bozulması ve Balaban Tepe’de siyanürle arama yapılmasıdır. Balaban Tepe’ye 10 Km. mesafede Atikhisar Barajı var ve bu barajdan Çanakkale’nin içme ve kullanma suyu karşılanıyor. Yani Çanakkale’deki tüm yaratılmışların sağlığı içindir çabalarımız.”

       Yurdumuzdaki değerli madenlerin çıkarılarak işlenmesine ve ulusumuzun her alanda gönencine katkı sağlamalarına akıl ve vicdan sahibi yurtseverler neden karşı çıksınlar ki? Ancak bu madenler yabancılara veya yandaşlara peşkeş çekiliyorsa akıl ve vicdan sahibi yurtseverler neden karşı çıkmasınlar ki? Doğu Akdeniz’deki haklı ve başarılı çalışmalarımıza karşı çıkan var mı? 

       Başka bir bölgede madencilik yapan bir arkadaşım aradı ve şu kaygılarını paylaştı; “ Kazdağları’ndaki kıyım sömürülerek tüm maden aramaları ile ilgili gri bir yaymaca(propaganda) yapılıyor. Maden arama ruhsatları yeni yönetim düzeni ile Cumhurbaşkanlığı onayına bağlandı. Bu yaymacadan yararlanılarak tüm maden arama alanları ‘Varlık Fonuna’ alınabilir!” Toplumda tartışılmayan bu kaygı gerçekleşirse maden arama çalışmaları denetim dışında kalabilir. Hangi yayılmacı(emperyalist) şirketlerin yüklenicisi(taşeron) Araplara verileceği de tek kişinin istencine(irade) kalır. Günümüzdeki “Vekalet Savaşları” yalnızca silahlı çatışma alanlarında olmuyor, ekonomik alandaki savaşlarda da vekalet var ve bu, gerçekleri toplumdan gizlemek için kullanılan sinsice bir yöntemdir .

       Bayram olarak kutlanılan bu günlerde ben değerli okurlara bayram kutlaması yazmayacağım. Çünkü Türk Ekini(Kültür) ve inancında bayramlar var ancak “Kurban Bayramı” yok. Kırk yıllık araştırmalarımın sonucunda, özünden kopan ulusların önce kimliklerini sonra bağımsızlıklarını ve sonunda varlıklarını kaybettiklerini anladım. Herkesin inancına saygı duymakla birlikte tek başıma kalsam da bu gerçeklikten ödün vermeyeceğim. Türk varlığını korumak için öz değerlerimize kavuşmamız kaçınılmazdır. Çoğumuzun adları bile Türkçe değil; Bu acı veren bir durumdur! Bu yazımı gazeteme gönderdikten sonra bahçemde çalışmaya devam edeceğim. Artık çokça bilinen, Talip Apaydın’ın “Karanlığın Kuvveti” adlı, Çifteler Köy Enstitüsü anılarını yazdığı eserindeki o güzel betimlemeyi gerçekleştireceğim; “ Bayramda çalışırız bayramlar için.” 

      EK BİLGİ:  Bu yazı 10 Ağustos 2019 Tarihinde yazılmış, gazetemin bayram dinlencesi hakkını kullanması nedeniyle gecikmeli yayınlanmıştır. Yazıldıktan bir gün sonra Murat Bardakçı tarafından “Atatürk’ün 1931 yılında, Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’a, dini bayram kutlamalarına karşılık verilmemesine ilişkin talimatı” belge olarak Haber Türk Gazetesinde yayınlanmıştır.



SIRADAKİ HABER
}