HaberlerERDOĞAN SİZE NE GİBİ GELİYOR?

ERDOĞAN SİZE NE GİBİ GELİYOR?

Yazarımız Tufan Akcagöz kaleme aldı...

+
-
ERDOĞAN SİZE NE GİBİ GELİYOR?

Mısır’da, Nasır döneminde muhalif fıkra üreten bir adam varmış. Adamı yakalayıp Nasır’ın huzuruna getirmişler. Tek tek fıkraları anlatıp “Bu fıkrayı sen mi uydurdun?” diye sormuş. Adam her seferinde “evet” demiş. Nasır adama sempati duymaya başlamış. Arayı yumuşatmak, adamı kazanmak istemiş. Bu duygularla adama “Sen de Mısırlısın ben de. Sen de bu ülkeyi seviyorsun ben de. Ben bu ülkenin büyük, saygın ve güçlü bir ülke olmasını sağladım. Niye buna rağmen bana karşı tavır alıyorsun?” deyince adam, “Sayın Nasır, diğer fıkraları ben uydurdum ancak bunu ben uydurmadım” cevabını vermiş.
Biz de Türkiye'de, fıkralardan beter durumdayız. Güya AK Parti ile ülke şaha kalkmış. Siz böyle bir şahlanış görüyor musunuz? Memleket, sömürüle sömürüle ne hallere geldi! Artık hiç bir şeye şaşırmıyoruz. Memlekette olan biten herşey bize normal geliyor. Bundan, çok değil onbeş yirmi yıl önce garipseyeceğimiz olaylar, artık vakayı adiyeden sayılıyor. İstanbul İzmir arasını kısalttık, yol yaptık diyorlar; milletin cebinde o yolu kullanacak metelik bırakmadılar. Eğitimin içini boşalttılar. Güya, muhafazakar nesil yetiştireceklerdi. Kendi ağızlarından itiraf ediyorlar ki, helâl bira diye bir şey uyduran, after umre partilerinde buluşan insanlarla aynı toplum içinde yaşıyoruz. 90'lı yıllarda, 'Başörtüsü zulmüne son diye slogan atarak cuma namazı çıkışlarında eylem yapanlar neredeler acaba? AK Partili vekil, 'Tayyip Erdoğan bize Allah gibi geliyor' dediğinde neden o cepheden tek bir kişi bile çıkıp bu müptezel ifadeye tepki göstermez?
İki siyasetçi her nedense geçinemiyorlarmış. Araları tamamen açıldığı için onları barıştırmak adına hatırı sayılır birine götürmüşler. Birinci siyasetçi “Bu ahlaksız yok mu..” deyip adamın tüm ayıplarını ortaya döküp onu rezil rüsva etmiş. Diğer siyasetçi de “Bu edepsiz, bu soysuz yok mu…” deyip ondan aşağı kalmamış. Dinleyenler hatırlı adama dönüp: “Her iki tarafı da dinlediniz. Söyleyecekleriniz yok mu?” diye sormuşlar. Adam gülümsemiş:
-Her ikisi de doğru söylüyor..
Siyaset, içinde uzlaşı kültürünü barındırmazsa, topluma zarar verir. Hoşgörü, siyasetin merkezinde olmalıdır. Bu uğraşın içinde olan insanların, temsil ettiği fikirler, gruplar, klikler, partiler söz konusudur. Hangi açıdan bakarsanız bakın, siyasetin mutedil işlemesinin temel esası karşılıklı saygıdır. Tokalaşamayan, diyalog da kuramaz, orta yolu da bulamaz. Karşısındakine koyun diyenle, ayyaş diyen, hiç tartışmasız aynı meşreptendir. Her ikisinin de memlekete tek kuruşluk faydası olmaz. Tayyip Erdoğan'ın ülkeye yaptığı en büyük kötülük, öfke diline ağırlık verip, kutuplaştırarak siyasi rant elde etmek istemesi oldu. O nedenledir ki, bir kesimin içinden kıymet verdiği biri vefat etse diğer kesim, 'Geberdi!' naraları atıyor. Biz bu hallere nasıl geldik diye düşünen yok. Çıkmaz bir sokağın ortasındayız. Burnumuzun dikine ilerlersek, yolumuzun bir yere çıkacağı da yok. Bir kurtuluş yolu var. O da, statükocu desinler, ne derlerse desinler; 1923 devriminin felsefesine inanıp, o yoldan ve Atatürk devrimlerinin ışığında ilerlemektir.



SIRADAKİ HABER
}