Haberler'FACEBOOK' ŞÂİRLİĞİ

'FACEBOOK' ŞÂİRLİĞİ

Yazarımız M. Halistin Kukul kaleme aldı...

+
-
'FACEBOOK' ŞÂİRLİĞİ

    Belki de, ‘yazarlığı’ demeliydim!..Yâni, facebook yazarlığı...Daha ihâta edici olurdu. Fakat, şâirlik, bana, daha yakın, daha uyarıcı ve daha dokunaklı geldi.

     Facebook ile, yeni bir yazarlık ve şâirlik anlayışı başladı. Bir bakıma, çok da iyi oldu. Kendini, yazılı basında ifade etme imkânı bulamayan binler değil, milyonlar, yazma, konuşma, hâlleşme fırsatı buldu. Bu bakımdan, “facebook”, çok önemli bir iş de yapmış oldu. Ancak...   

      Böylece; ortaya, intizamsız, disiplinsiz, savruk, yanyana ve altalta kelimelerin yığınından mürekkep bir tarz çıkıveriyor. Yanlışa düşmeyeyim veya yanlış da ifade ederek kimseyi zan altında bırakmayayım, umûmî bakış ve umûmî görünüş bu!..Elbette ki, yer yer iyiler de var!..Ancak, tekrar edeyim, umûmî manzara bu!..

     Yazan kişinin hayâllerinin istismarı bir yana, haklarında yazılanları okuyunca gerçekten üzülmemek elde değil!..Neler yazılı, neler!..Meselâ; “Var olasın,işte şiir bu!../ Sizin kalem çok güçlü. Var olunuz efendim!/Kalemine sağlık var olasınız”/ Yüreğinize, kaleminize, kelâmınıza  sağlık/Üstadımız değerli Hocam güzel yüreğinize  kaleminize sağlık/Kalemine sağlık yüreğin var ola üstadım/Harika/Muhteşem/Yüreğine sağlık mükemmel olmuş/Tebrikler...çok güzel../Çok güzeldi..Tebrikler/Harika...” ve daha neler, neler!..

    Şüphesiz ki, bu kadar övgüye mazhar olan kişi/şâir veya yazar, haklı olarak, yazdıklarının ne kadar makbûl ve mükemmel olduğunu düşünerek benzerlerini icrâ için gayrete gelecektir. Hani, “Mârifet iltifata tâbidir” derler ya, işte öyle!..Tabiî ki, hangi gayret!!!

       Peki ne yapılacaktır şimdi? Bilgisayarın başına geçilecek, hemencecik bir yenisi (!) yazılmaya başlanılacaktır.

      Aynı yerde sayarak, gayret etmenin bir ilerleme olmadığını bilmek gerekir. 

      Bu durumda, ne kadar uçurulursak uçurulalım, yerinde saydığımızın asla farkında olamayız. Çünkü, her yazdığından övgü alıyor, demek ki, isteniyor!..İdrâk bu hâle gelmiş ise, yapılacak başka bir şeyde mümkün değildir.

     Halbuki, hakîkat çok acıdır ve böyle değildir!

     Böylece; birkaç şiir(!) yayınlamakla “usta” veya “üstâd” diye hitabedilen kişi, ister istemez, bir de bakıyorsunuz ki, birkaç saat geçmeden bir yenisini yayınlıyor. Nasıl olsa, ona da, “hârika” veya “şahane” veya “Sen bir tanesin, senin gibisi yok!” diyecek çok sayıda dostu (!) vardır.

      Esâsında, bunlar, dostluk adına, belki de anlamadan, kurulmuş ‘tuzak’lardır. Aslında, bu tarz övgüler, dost dediği şahsa ihânettir. Sırf, arkadaşının gönlünü almak veya ona şirin görünmek için yapılan beyhûde  ve sâdece gösterişten ibâret tavırlardır.

     Anlamadığı hâlde, şiirden anlıyorum havası, görüntüsü vermektir.

      Ve sanki, şiiri, ilk defa onlar keşfetmişler...Vaziyet bu!..

      Tabiî ki, böyle olunca, kelimeler de çapraşıyor, tekrar üstüne tekrarlar geliyor ve tâbiri câizse, yüze-göze bulaşıyor!..Ortaya, öylesine gülünç ve anlaşılmaz ucûbeler çıkıyor ki, bunlara şiir değil hiçbir şey diyemezsiniz!..

       Bir insana, hele de böyle bir yola koyulmuş birine “Üstâd, tam da istediğim gibi yazmışsın..Zâten senden de bu beklenirdi...İşte şiir bu!..” gibi methiyeler düzülürse, olacağından hiç şüphe edilmeyen hezeyanlar yaşanır. O kişilere en büyük kötülük yapılır!..Bir deneyin, bakın, nelerle karşılaşacaksınız!..

      Bu büyük fakat azimsiz ve hedefsiz heves, ne yazık ki, yazanı da okuyanı da bir yere götürmüyor.  San’at denilen güzellik meyvasının tahakkuku için, emeli bulunmayan bu gayret, ‘ham bir tat’ sunmaktan başka bir vazife de yapmış olmuyor!..

     Fikir ve edebiyat dergilerimiz de, maalesef, bundan çok farklı değildir. Edebice’nin önümüzdeki sayısında yayınlanacak olan “Şiir Furyası” başlıklı makalemde bu duruma açıklık getirmeye çalışacağım.

      Şiir; ciddî, zor, külfetli fakat fazîletli ve keyifli bir iştir!..Tesâdüflerde aranmayacak kadar önemli, bir ömür verilecek kadar düşünmeye değerdir!..



SIRADAKİ HABER
}