HaberlerIĞDIR'IN AL ALMASI

IĞDIR'IN AL ALMASI

Yazarımız Vedat Çınaroğlu kaleme aldı...

+
-
IĞDIR'IN AL ALMASI

       Yazmak zorlaşır bazen. O anlarda Türk’ün halk türkülerine başvururum. Onlar yoldaş olur bana. Iğdır’ın Al Alması da onlardan biridir. Al Alma’nın Türkistan’daki yaygın adı Almıla’dır. Atsız Beğ, Almıla’nın anlamını Kızılelma olarak belirtmiştir ve kız çocuklarına ad olarak önermiştir. Atalarımızın din olarak İslamı yeğlemelerinden sonra her konuda olduğu gibi Arap ekininin(kültür) etkisiyle adlarımız da çoğunlukla Arapça konulmuştur. Türkünün ilk dörtlüğü şöyle;

                                                   Iğdır’ın Al Alması

                                                   Yemeye bal alması

                                                   Yar gelenden sonra

                                                   Yaremin sağalması.

        Türkülerin sözleri çoğunlukla çok anlamlıdır; Ne anlamak istediğinize göre anlam yükleyebilirsiniz. “Yar” sözünü “sevdiğiniz” olarak da, “öz devletiniz” olarak da anlamlandırabilirsiniz. Tabi sözlerdeki Türkçeyi de göz ardı etmemek gerek. “Sağaltma” Türkçedir ve Arapça “Tedavi”nin karşılığıdır. Iğdır, M.Ö. 4000’lerden günümüze çoğunlukla bir Türk yurdudur. Adını da Oğuz Kağan’ın en küçük oğlu Deniz Alphan’ın en büyük oğlu Iğdır Beğ’den almıştır. “İyidir” anlamı taşır.

         2005 yılında uçmağa(cennet) giden çok değerli Tarihçi- Türkolog Prof. M. Fahrettin Kırzıoğlu, 30 Ekim 1953’de, Diyarbakır’da, Ziya Gökalp Lisesi Tarih Öğretmeni iken yazdığı bir makalede, Kars’ın, İskit Türkleri’nden, yani M.Ö. 4000 yıllarından günümüze kadar Türk yurdu olduğunu ve adının Karsak Beğliğinden kaynaklandığını belirtmiştir. 1953 yılı basımı “Kars Tarihi”, incelenmesi gereken bilimlik bir eseridir. Kars, 1855 yılında Rus ordularına karşı gösterdiği alpçe(kahraman) savunma nedeniyle Anadolu’da “Gazilik Madalyası” verilen ilk ilimizdir. 6 Ekim 1924 tarihinde Atatürk’ün İl’e gelişi onuruna, trenden inince, Azerbaycanlı besteci Mehmet Türkel tarafından yazılmış, “Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa” marşı-türküsü ilk kez halk tarafından okunmuştur. Bugün de çok severek dinlenilmekte ve okunmaktadır. “Kiziroğlu” da bir Kars türküsüdür ve Susuz İlçesi’ndeki bir Muhtarın oğlu olan Mustafa Beğ ile Köroğlu arasında yaşanan bir alplik öyküsüdür. Türk ekin değerlerinin yüceliğini betimlemesi bakımından da önemlidir.

          Diyarbakır türküleri de her yörede olduğu gibi çoğunlukla doğa kaynaklıdır ve Türk ekin değerleriyle bezelidir; “Haydi gidak toyuna” türküsünde olduğu gibi. “Eğlence”nin adı, yalnızca Türk dilinde “Toy”dur. Diyarbakır; M.Ö. Akad, Sümer, Hitit Türk Devletlerinin bir İlidir. Zaman zaman Arapların veya Romalıların ellerine geçmiş olsa da Selçuklular’dan günümüze de bir Türk İlidir. Alparslan’ın en değerli ve büyük komutanlarından Artuk Beğ’den adını almış olan “Artuklular Beğliği”nin de merkezi olduğunu Prof. Osman Turan’ın, “Anadolu Türk Devletleri Tarihi” adlı eserinden biliyoruz. Artuklu Beğliğinin büyük çoğunluğu Türkmenlerden oluşmaktaydı. Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin türkülerini Kerkük türkülerinden ayırt etmek zordur, ağız ve biçim(form) olarak eştirler. 26 Eylül 1932’de Diyarbekir’e giden Atatürk; “ Ben Türk elinin kahraman bir bucağındayım. Yazık ki buraya Bekir Diyarı diyorlar. Fakat özünde Türk diyarı idi. Bekir sonradan ona alem olmuş. Bizim diyarımız Oğuz Türk’ün has konağıdır, biz de bu yüce konağın çocuklarıyız.” Demiş ve Türk Dil Kurumunun çalışmasıyla adı Diyarbakır olarak değiştirilmiştir. (*)

           Mardin, Şanlıurfa ve Diyarbakır arasında tarih ve ekin ayrımı(fark) yoktur. Türküleri, yaşam biçimleri(tarz) benzerdir. Zaman içinde coğrafya, inanç, eğitim ve yönetim kaynaklı nedenlerle yayılmacılığın(emperyalizm) etnikçilik tuzağına düşürülmüş “Türk Elleri”dirler.

           Bunca sözün ve anlatımın nedeni Diyarbakır ve Mardin Belediyelerine yapılan “kayyum” atamalarıdır. Kayyum, “Cami Odacısı(hademe)” anlamındadır. Hukuk dilinde de, “bir kişinin yerine görevlendirilen kişi” demektir.(**) AKP Hükümetleri; “Terörle savaşımda(mücadele) asker ve polislerin demokrasi ve hukuk dışı uygulamaları” uydurmasıyla “Açılım” denilen “İmralı önerisini” başımıza bela etmişti ya; “O” uydurmaların verdiği zarardan daha etkili bir zarar verir bu kayyum uygulamaları. Arslan Bulut’un;  Bu atamalar “ ‘İktidar terörle mücadele ediyor’ zannedilmesine yarıyor.”  Suçlamasını eksik ve yanlış bulurum!(***) Bu atamalar yayılmacıların(emperyalistler) oluşturdukları ve destekledikleri terör cephesini güçlendirmekten(tahkim etmek) başka bir işe yaramayacaktır. AKP Hükümeti bunu bilgisizlikten(cehalet) yapıyorsa yanlıştır, bilerek yapıyorsa yanlış ötesidir, “Vatana ihanettir”! Seçilmiş Belediye Başkanlarının yasa dışı uygulamaları varsa Ceza Hukuku işletilerek de görevden alınabilirler. Ancak bu yöntem; “Görevi, sarayı korumak olan MİT”, “ Görevi, trafik denetimi olan Jandarma”, “Görevi, yurttaşların yasal haklarını engelleyen Polis” ve “Haber alma olanakları elinden alınmış Ordu” ile uygulanamaz.

           Çok daha önemli olanı, tertemiz Türk çocuklarına ve gençlerine yukarıda örneklerini vermeye çalıştığım Türk Tarih ve Ekinini verebiliyor muyuz? Türk Edebiyatını gerçek anlamda öğretebiliyor muyuz? AKP Genel Başkanı da, “ Cehepe”ye “Cehape”, “Mehepe”ye “Mehape” diyor, AKP’yi eleştiren sosyalist (büyük edebiyatçı, şair) Ataol Behramoğlu da! Hiç unutmam; Lise ikinci sınıfta edebiyat öğretmenimiz bir arkadaşımızı, “Türkçede ‘ ha’ diye bir harf yoktur” diye şiddetle cezalandırmıştı. AKP, eğitimde Türk Tarihi ve Ekini yerine Arap Ekinini verme uğraşındayken, CHP yanlısı Halk TV ve TELE1 TV; Atatürk’e “ Koca teres(pezevenk)” şiiri yazan Sabahattin Ali’yi veya kendi ülkesi için değil de başka ülkelerin, bir yayılmacılıktan diğer yayılmacılığa devri için savaşım veren Che Guevara’yı alp(kahraman) göstermek çabasında; Hem de Atatürkçülük adına! “Öğretimde Birliktelik”(Tevhid-i Tedrisat) uygulanmaz, Tarikat ve Cemaatlere eğitim ve öğretim olanağı sağlanırsa başkaca ne sonuçlar umulur ki?

             “ Devletin, içine düştüğü felaket ve uçurumun derinlik ve dehşetini görmekten aciz olan zavallılar, elbette ciddi ve gerçek çareyi görmemek için gözlerini yumarlar. Çünkü, o ciddi ve gerçek çare kendilerini daha çok dehşete düşürür. Akıl ve kavrayışlarındaki kısırlık, tabiat ve ahlaklarındaki zayıflık ve soysuzlaşma gereği böyledirler.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, Bölüm 136. 

              “ Vatan ve Milletin kutlu varlıklarını kurtarmak ve korumak hususunda son sözü söyleyecek ve bunun gereğini yerine getirecek güç, bütün vatanda bir elektrik ağı haline gelmiş olan milli akım; Kahramanlık Ruhudur” Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, Bölüm 38. 

                Ben bu satırları sonlandırırken; “Iğdır’ın Al Alması”nı, “ Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa” marşını, “Haydi Gidak Toyuna” türküsünü, “ Yemen Ağıtı”nı, “Urfa Çeteleri”ni ve “Ah Kerkük”ü, Türklük onuru ve ATA’mın buyruğu olan alp tinimle(ruh) dinliyorum! 

(*) Konuşmanın tamamı için Diyarbakır Gazetesi, 26 Eylül 1932 tarihli habere bakınız.

(**)Türkçe Sözlülük, Türk Dil Kurumu, Ankara 2011, Sf. 1370.

(***) Arslan Bulut, Yeniçağ Gazetesi, 22 Ağustos 2019 tarihli, “ İktidar Ahmet Türk’ü Neden Görevden Aldı” Başlıklı Köşe Yazısı.



SIRADAKİ HABER
}