HaberlerBASILI YAYINLARIN AKIBETİ - 3

BASILI YAYINLARIN AKIBETİ - 3

Yazarımız Nami Cem İyigün kaleme aldı...

+
-
BASILI YAYINLARIN AKIBETİ - 3

Geçen hafta, günümüzde her alanda hissedilir olan dijitalleşme trendinin kitapları da yavaş yavaş içine çekmekte olduğundan ve gelecekte gelişecek yeni teknolojilerle beraber dijital kitapların muhtemelen kitap okumanın birincil yolu halini alacağından bahsetmiştim. Fakat kâğıda basılı bilindik kitap formunun tamamen ortadan kalkması gibi bir öngörümün kesinlikle bulunmadığını da özellikle belirtmiştim. Bu düşüncemin arkasında, basılı kitabın sadece iki kapak arasında taşıdığı içerikten ibaret bir nesne olmadığı gerçeği yatmaktadır.

Kitaplar yüzyıllardır bilginin ve kültürün ana taşıyıcıları olmalarının yanı sıra birer sevilen eşya ve değer atfedilen sembol olarak da hayatlarımızın içindedirler. Dijital kitapları okumak ve dijital kütüphanelerimizi her an yanımızda taşımak ne kadar kolay ve tercih edilir olursa olsun, basılı kitapların tümüyle tarihe karıştığı bir geleceği hayal etmek zordur. Basılı kitabın sadece müzelerde, özel devlet arşivlerinde veya az sayıda koleksiyonerin depolarında görülebildiği, yeni çıkan bütün eserlerin salt dijital olarak piyasaya sürüldüğü, insanların evlerinde veya iş yerlerinde hiç kitaba rastlanmadığı bir gelecek kurgulayan “kâğıt düşmanı” fütüristler büyük olasılıkla yanılıyorlar. Bazı insanlar ellerinde tutabildikleri ve kitaplıklarının raflarında muhafaza edebildikleri mis kokulu basılı kitapları sevmeye ve talep etmeye her zaman devam edeceklerdir.

Benim tahminim, tümüyle yok olma ihtimalinin gerçekleşmeyeceği; ama dijitalleşme sürecinin belli bir olgunluğa ulaşmasını takiben basılı kitapların azınlıkta kalacağı yönündedir. Mesela yayınevleri piyasaya çıkarmaya karar verdikleri her kitabı esas itibariyle dijital olarak üretip satışa sunarken, meraklıları için de belli sayıda basılı nüsha üretebilirler. Keza dünya düşünce ve edebiyat klasikleri ile sözlükler ve ansiklopediler gibi müracaat eserleri de basılı seriler halinde şahsi ve resmi kütüphaneleri süslemeye devam edebilir. Tabii büyük bir küresel felaket veya dijital bir çöküş durumunda tüm kültürel mirasın bir anda yok olup gitmesine müsaade edemeyecek olduğumuzdan, hemen her kitabın en az bir veya birkaç basılı nüshasını da milli kütüphaneler yahut özel arşivler bünyesinde koruma altına almamız gerekebilir.

Neticede gelecekte basılı kitaplar daha az sayıda ve daha nitelikli örnekler teşkil edecekler, dijital kitaplar ise temel form halini alarak bilgi çağının ağ tabanlı toplumunun merkezinde konumlanacaklardır. Kuşkusuz, dergilerin, gazetelerin ve kitapların, diğer pek çok şeyle birlikte dijitalleşmelerinin ekonomik boyutunu da konuşmamız iktiza ediyor. Haftaya da o konuya gireriz.



SIRADAKİ HABER
}