HaberlerKILIÇDAROĞLU'NA ÇAĞRIMDIR

KILIÇDAROĞLU'NA ÇAĞRIMDIR

Yazarımız Tufan Akcagöz kaleme aldı...

+
-
KILIÇDAROĞLU'NA ÇAĞRIMDIR

31 Mart yerel seçimlerinde, önemli bir demokrasi bloku oluştu.
Bunu görmeyen, ya siyaseten kör, ya da bu işlerden hiç anlamıyor demektir.
AK Parti'nin, adına 'Cumhur' koydukları ittifakın ömrü, Devlet Bahçeli'nin iki dudağı arasında olup, pek uzun yaşayacağını sanmıyorum. Ancak, demokrasiyi ve özgürlükleri temel alan ve asgari müştereklerde birleşmeyi başaran millet ittifakının uzun ömürlü olması, memleket için de en hayırlısıdır.
HDP'nin 2014 yerel seçimlerinde İstanbul'da aldığı yüzde beş civarı oyu, 2019 yerel seçimlerine uyarlayın, üzerine kötü giden ekonomiyi, insanların huzursuzluğunu, geleceğe dair ümitlerinin zayıflamasını, açık/gizli işsizliği, memleketin öz varlıklarının satılmasını, Cumhuriyet değerlerinin tahrip edilmesini, KHK'larla gündeme gelen hak ihlallerini, demokrasiden oligarşiye kayışımızı ve bunun, insanlar üzerinde doğurduğu endişeyi ekleyin, 2019 yerel seçimlerinin sonucunu üç aşağı beş yukarı bulursunuz.
Biliyorsunuz İçişleri Bakanlığı Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarını görevden aldı ve Türk siyasi tarihinin en garip uygulamalarından biri olan 'kayyum' idaresini bu kurumlara monte etti.
Demokratik açıdan, kabul edilebilir bir uygulama değildir. Aynı antidemokratik tavırla, İstanbul seçimlerini iptal ettirdiler. Ellerine ne geçti?
Bizden farklı düşünse de, insanların bir siyasi parti çevresinde örgütlenmesine, o siyasi parti ile yarışa girmesine izin vermezseniz, izin verdiğiniz halde bir takım ayak oyunları ile onlara faaliyet alanı tanımazsanız, belki ortaya çıkacak olan zarar sizin umurunuzda olmayabilir ama tahrip olan şey, millet iradesinin ve demokrasinin ta kendisidir.
Türkiye'de bugün en etkili, köklü ve örgütlü siyasi kurum Cumhuriyet Halk Partisi'dir.
Kürt sorununu da, ekonomik krizi de çözebilecek olan dinamik siyasi kadro, Cumhuriyet Halk Partisi'nin elindedir.
Bu büyük bir avantaj..
Bu gücü kullanamamak da maalesef dezavantaj olarak karşımızda duruyor.
Ülkenin kurucu siyasi iradesi, memleket dara düştüğünde çıkar yol bulmak, gerektiğinde farklı lisan kullanmak zorundadır.
Bu, tarihi bir görev ve sorumluluktur.
Bu nedenle, hiç bir manipülasyona aldırmadan, bu tarihsel sorumluluğun gereği olarak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, hiç vakit kaybetmeden Diyarbakır merkezli bir ziyaret gerçekleştirmesi ve vatandaşa meşru diye yutturulmak istenen kayyum idaresinin ne anlama geldiğini, kayyum kararı ile görevden alınan Belediye başkanlarını sahiplenerek anlatması gerektiğini düşünüyorum. Kayyum idaresi altındaki belediyelerin, milletin parasını nasıl çarçur ettiği, AK Partili Bakanlara verilen hediyeler, yapılan tonla israf, Türkiye kamuoyuna etkili bir dille anlatılmalıdır.
Aksi halde, demokrasiye olan inancı zedelenen HDP seçmeninin, önümüzdeki herhangi bir seçimde küskün kalması, İstanbul'da oluşan psikolojik bloka ve bundan sonraki siyasi gidişata da olumsuz yönde etki edecektir.
Bu girişimin bir takım riskleri olabilir, olacaktır..
Olsun!
Bu risklere göğüs germek, bu anlamda risk almak önemlidir.
Kimileri, bak görüyorsunuz 'PKK ile işbirliği yaptılar' kavalını çalmaya başlayacak olabilir.
Hiç kulak asmayın..
Ülkeyi kuran iradenin, hiç bir terör yapılanması ile bir araya gelmesi tarihsel olarak mümkün değildir. Bu mavalı okuyanların sicili, bir çok kirli ve karanlık ilişki ile doludur.
Bunları anlatmak, iyi anlatabilmek, vatandaşın anlayacağı dilden ve tüm CHP örgütlerini de harekete geçirerek anlatabilmek, Cumhuriyet Halk Partisi'ne puan kazandıracağı gibi, memleketin de kurtuluşu için adeta bir reçete görevi görecektir.



SIRADAKİ HABER
}