HaberlerDOĞANIN GÜNDEMİ, DÜNYANIN GÜNDEMİ, ÜLKENİN GÜNDEMİ... HANGİSİ ÖNCE?

DOĞANIN GÜNDEMİ, DÜNYANIN GÜNDEMİ, ÜLKENİN GÜNDEMİ... HANGİSİ ÖNCE?

Yazarımız Mehmet Ali Bayar kaleme aldı...

+
-
DOĞANIN GÜNDEMİ, DÜNYANIN GÜNDEMİ, ÜLKENİN GÜNDEMİ... HANGİSİ ÖNCE?

Kısa bir süre önce, bir Bayram’ı daha edâ ettik ve günlük hayatımızın gündemine döndük; dönebilenler tabii...Her vatandaşımız maalesef aynı şansa sahip olamadı. Bayram boyunca, Türkiye’nin yollarında yüze yakın vatandaşımız kazalarda hayatlarını kaybettiler. Allah’tan hepsine rahmet niyaz ediyoruz. Keza, yüreklerimizi dağlayan şehit haberleri gelmeye devam ediyor. Onlar Cennet’te mekân sahibi oldular. Allah rahmetini esirgemesin, Ailelerine ve Milletimize acısın, sabır, kabullenme gücü versin.

Ne yazık ki, bu artık alışılmış bir durum gibi algılanıyor, hatta algılanmıyor bile...Cenazelerimizde toplumca dayanışma içinde oluyoruz. Sonrasında herkes kendi gailesine dönüyor, tâ ki bir sonraki meş’um habere kadar. Öncelikle, sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: bu bir Milli gündemdir, bir demokrasi meselesidir, bir hayat memat meselesidir. Alışamayız, alışmamalıyız. Ne Bayram demek yüzlerce canın “doğal” olarak yokolması, ne de şehitlik günlük haber bültenlerinin otomatik gündem maddesi demektir. Bu facialar doğal gündem değildir, olmamalıdır. Demokrasi Ülkenin sadece bugününü değil, geleceğini de etkileyecek bu meselelerin öncelikle ve bütün veçheleriyle konuşulmasını ve ortak bir akılla, ortak bir zeminde çözüme ulaştırılmasını sağlayacak yegâne mekanizmadır.

Korkarım, bu “alışılmışa” şimdi tabii âfetler de girmesin. Esasen, yaz mevsimiyle birlikte orman yangınları bu kategoriye çok uzun zamandır girmiştir bile. Yaz gelir, havalar sıcaktır, otlar, ağaçlar kurur, elektrik trafoları ve hatları aşırı sıcaktan etkilenir ve an gelir yangın olur..Söndürme çalışmalarına devlet ve vatandaşlar katılır, dönümler, hektarlar yanar, canlar kaybolur, Milli servet heder olur. İşte bu da alışılmış bir gündemdir. Ancak, son yıllarda bu gündem başka bir boyut almaya başladı. Amazon Ormanlarının tarihte görülmemiş ölçeklerde kaybına neden olan mevcut yangınlar birdenbire küresel gündemin ilk sırasına oturdu. Bunun temel nedeni, küresel ısınmanın, ne kadar inkâr edilirse edilsin, artık reddedilemeyecek bir acil sorun haline gelmesidir. Amazon ormanları, şimdi öğreniyoruz ki, Dünya oksijen ihtiyacının yüzde 25’ini ve su rezervlerinin yüzde 10’unu barındırıyor. Yarattığı eko-sistem sadece Latin Amerika kıtasını değil, Yerküre’yi yaşatıyor. En basit tabiriyle bu şekilde tanımlanabilir. Şimdi bu eko-sistemin rant için acımasızca katli ve bir yandan da ısınmanın yarattığı doğal yangınlar, Yerküre’nin her yanını doğrudan felakete sürükleyecek bir boyut kazanmış durumda. Küreselleşmeyi bir siyasal veya ekonomik olgu olarak kabul etmeyebiliriz; ideolojik bir yaklaşımla küreselleşme eğilimlerinin önüne set çekmeye çalışabiliriz. Ancak, şurası bir vakıa ki, Yerküre’nin fiziksel, hayatî varlığı hepimizin ortak kaderi haline geldi ve küresel bir olgu oldu. İşte, Ege’de, Akdeniz’de ülkemizin orman varlığının korkutucu derecede yokolmaya başlaması da, bu küresel faciaya, yerel bir alev tutuşturuyor. Küresel ısınma, yerelde körükleniyor. Bir yandan da ormanlar, dağlar, tepeler, herhangi bir plana tabi olmadan, uluslararası kartellere verilen gelişigüzel ruhsatlarla hoyratça yokediliyor.

Vahim olan, Devlet dediğimiz, hepimizin ortak kaderini tayin eden, bizim rızamız, emeğimiz, alınterimiz ve fedâkârlığımızla kurulmuş ve ayakta duran mekanizma ortak facialarımız karşısında giderek daha da aciz, kararsız, hareketsiz ve hatta umursamaz bir atâlet içinde...Ne şehitlerimizin kaybı, ne ormanlarımızın kaybı alışılmışa indirgenebilecek, sıradan, cenazeden cenazeye, yangından yangına, demeçten demece, törenden törene savsaklanabilecek facialardır...Milli meselelerdir, Milli facialardır..Milli davalardır. Demokrasiyi işletmenin ve TBMM’yi bu meselelerin Millet adına, her boyutuyla konuşulup çözüme kavuşturulduğu yegâne makam haline getirmenin yolunu behemahal bulmalıyız.

Zira, hem bizim hem Yerküre’nin gündemi olmak zorundadır bu facialar...Biz neyle mi meşgulüz? Takdir okuyucunundur....



SIRADAKİ HABER
}