HaberlerŞAYAK KALPAKLI ADAM

ŞAYAK KALPAKLI ADAM

Yazarımız Tufan Akcagöz kaleme aldı

+
-
ŞAYAK KALPAKLI ADAM

"Dağlarda tek tek
ateşler yanıyordu..
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki.
Şayak kalpaklı adam,
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında..
Birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: "Üç" dediler,
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar,
İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı."
Kurtuluş savaşını en iyi anlatan dizelerdendir Nâzım Hikmet'in kuvayı milliye destanı.
Çekilen çileyi, kurtuluş mücadelesindeki azmi, satır satır görmek mümkündür bu destanda.
Bu destanın tek bir kahramanı yoktur elbette.
Mustafa Kemal'in, 'Ya istiklal, ya ölüm' direktifini alan herkes, birer kahramanıdır.
Kanla yazılmıştır bu destan.
Aradan geçen zaman, mücadelenin ne denli büyük olduğunu hepimiz için daha anlaşılır kılmıştır.
Kurtuluş mücadelesinde, Anadolu'nun her karış toprağı, zafer muştusuna giden yolda akıtılan şehit kanıyla yoğrulmuştur.
26 Ağustos'ta verilen taarruz emri, Mustafa Kemal Atatürk'ün, bir gazeteciyle mülakatında söylediği gibi, 'İcap ederse, asker Mustafa Kemal olarak, mavzerimdeki son kurşuna kadar atar, sonrasında yine kanımı bayrağıma içire içire toprağıma düşerim' sözündeki anlam kadar büyüktür.
Bugün, keşke Yunan galip gelseydi diyen istismarcı din bezirgânlarına karşı, Atatürk'ü ve Cumhuriyet devrimlerini bir türlü benimseyememiş kanı bozuklara karşı, bağımsızlık savaşımızın ruhu ve sonrasında kurduğumuz Cumhuriyet, dimdik ayaktadır.
Atatürk'ün büyüklüğü, Balkanlarda, Çanakkale'de ve bir çok cephede, barut kokuları içinde adeta yaşama sevincini ve mücadele azmini kaybetmiş, enerjisi tükenme noktasına gelmiş bir milleti yeniden ayağa kaldırmayı başarmasındadır.
30 Ağustos'ta kazanılan zafer, bir milleti adeta yoktan var etmiştir.
Düvel-i muazzama dedikleri devrin büyük devletleri, aç bir sırtlan gibi saldırdıkları Anadolu'dan elleri boş dönmüşler, belki yüzyıllarca sürecek olan kuyruk acısını, işte bu tarihte, 30 Ağustos 1922'de yaşamışlardır.
Ortaya çıkan tablo ve tarih önünde verilen mesaj şudur..
Türkler gerekirse ölürler ama asla esir edilemezler.
Zafer, çılgın Türklerin zaferidir.
Zafer, bağımsızlığa inanmış kahramanların zaferidir.
Zafer, şımarık düşmana kafa tutanların zaferidir.
Zafer, bütün emperyalist planları alt üst eden bir destansı hikayedir.
Bu mücadeleyi başarıyla sonuçlandıran, bize bağımsız bir vatan bırakan, başta şayak kalpaklı adam Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz.
Onlara çok şey borçluyuz.
Ruhları şad olsun.



SIRADAKİ HABER
}