HaberlerAĞUSTOS'UN KUT'U

AĞUSTOS'UN KUT'U

Yazarımız Vedat Çınaroğlu

+
-
AĞUSTOS'UN KUT'U

       Kut: 1. Devlet idaresinde güç, yaratıcılık ve yetki bakımından sahip olunan güç. 2. Mutluluk. 3. İlahi bir kaynaktan gelen rahmet, bereket.(*) Kut’un kelime anlamını açıklayarak başlamamın nedeni; Türk’ün olan yengiler(zafer), Arapça kelimeler yerine Türkçe kelimelerle anılsın içindir; Türkçü ağızlarda bile alışkanlık oluşturmuş, akıl ve bilime aykırı kesin yargı(inak, dogma, nas) olarak “mübareklenen” kimi günlerde sosyal ağları dolduran iletiler, hiç olmazsa bu günlerde Türkçe olsun içindir!

       26 Ağustos 1071 Malazgirt Yengisi gibi 30 Ağustos 1922 Yengisi de, askeri ve siyasi olarak yalnızca kazanıldıkları çağı ve coğrafyayı değil çok uzun yılları ve çağları etkileyen önemdedir. Askeri ve siyasi sonuçları olarak o kadar benzerdirler ki; Uygulanan yok etme(imha) tasarımından, tutsak edilen yağı(düşman) komutanların onurlarına karşı gösterilen davranışlar bile aynıdır; Türk’ün tarihi türe(adalet) anlayışına bağlı kalınmıştır. Her iki savaşta da Türk Başkomutanlar, Alpaslan ve Mustafa Kemal Paşa, her evresinde aracısız(bizzat) savaşın içindedirler ve aracısız yönetmişlerdir. 

       Askeri açıdan; 30 Ağustos Başkomutan Meydan Savaşı, savaş tarihinde ayrıcalıklı bir değerdedir. Yeryüzü savaş tarihçiliğinin de onayladığı bu değer, savaş kurallarının tüm ayrıntılarının tasarlandığı ve başarıyla uygulandığındandır. Asker sayısı, silah, araç ve patlayıcı madde(cephane) olarak daha güçlü, çokuluslu desteği arkasına almış Yunan Ordusu’na karşı kazanılmış olan bu kesin yengi birçok ülkenin ordularınca araştırma konusu olmuştur. Balkan ve Birinci Büyük Savaştan yenik çıkan Osmanlı- Türk Ordusu, Çanakkale’de kazandığı tin gücü(moral) ile tarihi savaşçı özelliklerine yeniden kavuşarak bölgesinde ve yeryüzünde önemli bir güç olduğunu yeniden kanıtlamıştır. Bu kazanım, 97 yıldır caydırıcı bir güç olarak; Anadolu, Kafkaslar, Ortadoğu, Kıbrıs ve Balkanlar’daki Türk varlığının devamında birincil önemdedir. Atatürk’ten sonra Türk Ordusu’nun; darbelerle, düzenlerle(komplo, kumpas), yasal düzenlemelerle(son Askerlik Yasası’nda olduğu gibi) yıpratılmak, zayıflatılmak ve etkisizleştirilmek çabalarının amacı var olan caydırıcılığını ortadan kaldırılmaktır.

        Siyasi açıdan;  30 Ağustos Başkomutan Meydan Savaşı, yayılmacı(emperyalist) devletlerin yukarıda sözü edilen coğrafyalardan Türkistan’a süpürmek istedikleri Türklerin başkaldırısına, bağımsızlık istençlerine(irade) yenildikleri bir yengidir. Bu yengi; Doğu ve Batı Avrupa, Afrika ve Atlantik ötesi devletlerin Batı Asya(Ortadoğu) ve Türkistan için kurguladıkları tasarımlarına engel olması özelliğiyle “stratejiktir”. Bunun içindir ki; ABD’li ünlü strateji kuramcısı Zbigniew Brzezinski, “Stratejik Vizyon” adlı kitabının kapağına, “ Türkiye’yi içine katmayan bir Batı’nın, Asya’nın yükselişinin önüne geçmesi zordur.” Cümlesini söz başı olarak yazmıştır.

         Atatürk, Nutkun 9ncu bölümünde; “ Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklale sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, istiklalden yoksun bir millet, medeni insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez” demiştir. Tam bağımsızlığın en önemli güvencesi güçlü bir ordudur. 

         Atatürk’ün 30 Ağustos Başkomutan Meydan Yengisi’nin 16ncı yıldönümünde, uçmağa varmadan yalnızca 41 gün önce, 29 Ekim 1938 tarihinde kutlanacak olan Cumhuriyet Bayramı için yazdığı ve Başbakan Celal Bayar tarafından Ankara Hipodromunda okunan, “Türk Ordusu’na Bildirisi”, taşıdığı derin anlamı ile belleklerde özenle saklanmalıdır; “ Zaferleri ve geçmişi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber uygarlık nurlarını taşıyan kahraman Türk Ordusu! Memleketi, en buhranlı ve zor anlarda eziyetlerden, felaketlerden, belalardan ve düşman işgalinden nasıl korumuş ve kurtarmış isen, Cumhuriyet’in bugünkü verimli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silah ve araçları ile donatılmış olduğun halde görevini aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphem yoktur. Bugün, Cumhuriyetin on beşinci yılını devamlı artan büyük bir rahatlık ve kudret içinde kavrayan büyük Türk milletinin karşısında kahraman Ordu, sana kalpten teşekkürlerimi sunar ve bildirirken büyük ulusumuzun övünme duygularını da dile getiriyorum. Türk vatanının ve Türklük toplumunun şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan oluşan görevini her an yerine getirmeye hazır olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inanç ve güvenimiz vardır. Büyük ulusumuzun orduya verdiği en son sistem fabrikalar ve silahlar ile bir kat daha kuvvetlenerek büyük bir kendini feda etme ve yaşamayı değersiz görmekle her türlü görevi yerine getirmeye hazır olduğunuza eminim. Bu inançla kara, deniz, hava ordularımızın kahraman ve deneyimli komutanları ile subay ve erlerini selamlar ve övgülerimi bütün ulus karşısında bildiririm.” 

        - Türk Ordusu’nun “iç ve dış her türlü tehlikelere karşı Türk vatanını ve Türk toplumunu korumak görevi” neden yalnızca “dış tehlikelere karşı” olarak değiştirilmiştir?

        - Büyük ulusumuzun Ordu’ya verdiği en son sistem fabrika neden Türk Ordusu’ndan alınarak başka bir ulusun ordusuna verilmiştir?

          30 Ağustos’un Kut’unu anlayabilmek ve anlatabilmek yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını değil, Türklüğün bağımsızlığını da kavrayabilmektir. Bu günü değersizleştirmek bu ülkede yaşayan hiç kimsenin hakkı olamaz!

          30 Ağustos Bayramını, tüm yurtseverlerin ve Türkçülerin coşkuyla kutlayacaklarına olan inancımla ve Ahmet Kutsi Tecer’in bu gün için yazdığı şiirle kutluyorum;

           Ne var bu dünyada sana yakışan

           Alnında bir zafer sabahı kadar

           Sen Mehmetçik! Söyle büyük kahraman   

           Sana zafer kadar yakışan ne var?

   (*) Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayını, Ankara, 2011

Yazı sonuna söz: Bu yazıyı, bugün uçmağa göndereceğimiz, büyük Türkçü ve tarihçi Prof. Dr. Mustafa Kafalı’nın anısına da saygı sunarak yazdığımı duyurmak isterim. 30 Ağustos Kut’una verdiği değer, O’nu bir 30 Ağustos günü Türk Ulularıyla buluşturuyor! 



SIRADAKİ HABER
}