HaberlerGERMEYİN BENİ

GERMEYİN BENİ

Yazarımız Yılmaz Hocaoğlu kaleme aldı...

+
-
GERMEYİN BENİ

            Rakip siyasi parti lider ve yöneticileri hakkında ettiği hakaret ve iftiralar sebebi ile 1 milyon Türk Lirası civarında tazminat ödemeye mahkûm olan ve bu tazminatları ödeyebilmek ve daha rahat iftira atıp hakaret edebilmek için fon kurup partililerinden destek alan muhalefet Ak Parti Genel Başkanını ve yöneticilerini toplumu germek ve ayrıştırmakla suçluyor.

            Muhalefet 30 yıldan uzun süredir mücadele ettiğimiz bölücü terör örgütü ve onun alfabenin bütün harflerini kullanarak oluşturduğu taşeron örgütlerle mücadelemizi ve şehit olan binlerce askerimizi ve toplumun hassasiyetlerini görmezden gelip “biz YPG'yi terör örgütü olarak görmeyiz, kendi bölgelerinde özgürlük mücadelesi veren guruplar olarak görürüz” diyen, “YPG bize mi Saldıracak” sözünün üzerinden saatler geçmeden askerlerimizin şehit olmasını görmezden gelip bu söylemleri eleştiren Sayın Tayyip Erdoğan ve Ak Parti Yöneticilerini toplumu germekle suçluyor.

            Devletin tüm imkanları ile 3-4 sondaj ve arama gemisi ile askeri kuvvetleri ile faaliyette bulunduğu Doğu Akdeniz’deki çalışmaları görmeyip 7 düvel orada biz niye orda değiliz diyen muhalefet değil de bu söylemleri eleştiren Erdoğan toplumu geriyor he m?.

            Kendilerinin verdiği ruhsat ile sit alanından çıkardıkları bölgede maden arama faaliyeti için ortalığı ayağa kaldırıyor ama ormanlarımızı cayır cayır yakan PKK olunca gıkları çıkmıyor, toplumu da Erdoğan geriyor he mi?

            Bunun gibi yüzlerce çelişkiyi saymak mümkün.

            Nasıl bir akıl tutulması, nasıl bir hazımsızlık ve nasıl kabullenememedir.

            Germe işlemi tek taraflı gerçekleşebilen bir işlem olarak değerlendirilemez. Söylem bazında demokrasiyi, insan haklarını ve özgürlükleri ağızlarından düşürmeyenler, gücü ele geçirdiklerini hissettikleri anda kendileri gibi düşünmeyenlere nasıl bir uygulamayı reva gördüklerini Cumhuriyet tarihi boyunca, özellikle 28 Şubat sürecinde ve de çok yakın zamanda Çamlıca camiinin önünde şampanya patlatarak, seçim kazanma kutlamaları sırasında imam hatip okulunu taşlayarak veya kız öğrencilerin kaldığı yurdu basıp öğrencileri tartaklayarak, hakaret ederek ortaya koymuşlardır.

             “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”. Bu söz Türkiye Cumhuriyeti kurucu lideri M. Kemal Atatürk'e ait değil midir? Egemenliğin kullanılması seçim yolu ile temsilciler aracılığı ile olması demokrasinin olmazsa olmazı ise demokrasilerde sandık her şey değildir sözlemi ve talebi de ne oluyor. Bu söylem darbe sevicilerin demokrasi düşmanlarının söylemidir. Bu söylemi bile toplumu germe aracı olarak kullanılmaya ve ayrıştırmaya araç olarak kullananlar, demokrasinin olmazsa olmazı sandıktır diyenleri toplumu germekle suçluyor. Gezi olayları sırasında sandık her şey değildir diyenler, terör örgütlerini besleyen belediyelere kayyum atanınca sandıkla gelen sandıkla gitmelidir söylemlerini dile getirir oldu. Şiir okudu diye görevden alınan Recep Tayyip Erdoğan sandıkla gelmemiş miydi? Veya 28 şubat döneminde sandıktan çıkarak meclise gelen Merve KAVAKÇI meclisten atılırken sesiniz niye çıkmadı.

            Her canlı gibi insan eli ürünü olan her şey gibi partilerin de bir ömrü vardır. Baki olan davadır. Dün var olan ve muktedir olduğunu düşünen birçok parti bu gün tarih sayfaları arasında kaybolmuş ismi bile hatırlanmaz iken davası olan ülküsü olan liderler hala hafızalarımızda kazınmış olarak durmaya devam etmektedir.

            Sistemi kurgulayanların oluşturduğu altyapı sayesinde hep var olan ama toplumun değerleri ile barışamadığı için 80 yıldır tek başına iktidar yüzü göremeyenler; neden sorusunu kendilerine sormak yerine, toplumun nabzını tutup hizmet edenleri ve bu şekilde hiç bir partiye nasip olmayacak kadar uzun süre iktidarda kalanları toplumu germekle suçluyor. O zaman rahmetli Erbakan Hocamızın dediği gibi “hadi ordan” demek düşer bize.   Tüm milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramını kutluyorum.

            Selam ve dua ile



SIRADAKİ HABER
}