HaberlerSIRADAN BİR ZAFER DEĞİLDİR

SIRADAN BİR ZAFER DEĞİLDİR

Genel Yayın Yönetmenimiz Osman Kara kaleme aldı...

+
-
SIRADAN BİR ZAFER DEĞİLDİR

30 Ağustos zaferdir ama herhangi bir zafer değildir. Bir meydan okumadır; yedi cihana ve iç ihanete karşı. O herhangi zafer değildir; herkesin ”artık bittiler” dediği bir günde Türk’ün bitmediğinin ve bitmeyeceğinin dünyaya ilanıdır. 

Birilerinin sandığı ve bizim de öyle sanmamızı istediği gibi salt Yunan’a karşı kazanılmamıştır. Kaypaklığa, kalleşliğe, satılmışlığa, korkaklığa, çapsızlığa, çaresizliğe karşı kazanılmıştır.

Ali Kemallere, Mevlanzadelere, Refii Cevatlara, Rıza Tevfiklere, Sait Mollalara, İskilipli Atıflara karşı kazanılmıştır.

Dürrizadelere, Mustafa Sabrilere, Damat Feritlere, Anzavur Ahmetlere, Nemrut Mustafalara, Süleyman Şefiklere karşı kazanılmıştır.

Yorgunluğa, yoksulluğa, kimsesizliğe karşı da kazanılmıştır. Çok daha öncesi vardır, ama Bu milletin cepheden cepheye koşmasıİtalyanların 1911’de Trablusgarp’i işgaliyle başlar asıl. Balkan savaşlarıyla devam eder.

Ne acıdır o Balkan savaşlarında yaşadıklarımız. Koca bir imparatorluk ordusu dört yeni yetme devletçiğin orduları karşısında perme perişan olur. Balkanlar çıkar elimizden. Kaybettiğimiz Manastır’a mı, Üsküp’e mi, Vardar Ovasına mı yanalım yoksa toprağa verdiğimiz yarım milyondan fazla evlad-ı fatihana mı? Yoksa daha acısı “mağlubiyetin yüz karasına” mı?

Birinci Dünya Savaşı; evet, bir mağlubiyettir ama aynı zamanda bir destandır. Yenildik doğru, ateş kes imzaladık doğru, fakat zillete boyun eğmedik. Dünya tarihinde ilk defa galiplerin dayattığı esaret anlaşmasına biz isyan ettik. Yoktur o güne kadar bunun bir örneği. Ondan sonra da olmadı. Ama bizim Milli Mücadelemiz tüm mazlum milletlere örnek oldu.

Sevr’i biz tarihin çöplüğüne attık kadınımızla, erkeğimizle… Yaşlımızla gencimizle… Kocatepe’de 16 yaşındaki gençle cepheden cepheye koşmaktan eve uğramaya vakit bulamamış 46 yaşındaki yorgun asker yan yana yatar. Afyon’dan İzmir’e, Antalya’ya giderken ana yoldan çok değil 500-600 metredir Kocatepe. Çıkmadıysanız çıkın lütfen, bir kere çıkın, ondan sonra çıksanız da olur çıkmasanız da ama ne olur bir kere çıkın. Aynı şey Dumlupınar için de geçerlidir. Uşak yolu üzerinde, ana yola en fazla 2 kilometre…

Sadece bir dua okumamız yeter vatan topraklarının aziz şehitlerine. Onlar için değil, onların fanilerin duasına ihtiyacı yok. Arif Nihat Asya “Şehitler tepesi boş değil,/Biri var bekliyor./ Ve bir göğüs, nefes almak için;/ Rüzgar bekliyor./ Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;/ Yattığı toprak belli,/ Tuttuğu bayrak belli,/ Kim demiş meçhul asker diye? Destanını yapmış, kasideye kanmış./ Bir el ki; ahretten uzanmış,/ Edeple gelip birer birer öpsün diye fâniler!/ Öpelim temizse dudaklarımız,/ Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız./ Rüzgarını kesmesin gövdeler/ Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasîdeler./ Geri gitsin alkışlar geri,/ Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!/ Ona oğullardan, analardan dilekler yeter,/ Yazın sarı, kışın beyaz çiçekler yeter! /Söyledi söyleyenler demin, /Şimdi sen söyle, söz senin…” der ya. Budur mesele…

Ve bu zafer tüm Batı’ya karşı kazanıldı. “Türkleri insanlığın insan olmayan numunesi ve düşmanı” olarak niteleyen “Türkleri çerleriyle, çöpleriyle Avrupa’dan atmalı” diyen Türk düşmanı İngiliz Başbakanı Gladstone’a karşı kazanıldı. Bu savaş “Türkleri geldikleri yere kovmak için tam fırsat” diyen Lloyd George’a karşı kazanıldı.

Bu zafer Türk’ün dünyaya karşı kazandığı bir zaferdir, inkâr edilemez, ihmal edilemez, unutturulamaz.

Büyük Türk Milleti, büyük zaferin kutlu olsun…



SIRADAKİ HABER
}