HaberlerÜZÜNTÜ

ÜZÜNTÜ

Yazarımız Sacit Acar kaleme aldı...

+
-
ÜZÜNTÜ

   Yazımın başlığını genelde yazının sonunda uygun olan kelimeyi seçer ona göre koyardım ama bu kez peşin peşin koyuverdim. Birincisi uzunca bir zamandır yazı yazamamanın verdiği tahassürdü. Diğeri ise bugünün güncel halinin verdiği biraz sonra anlatacağım bir ruh hali.

    Uzunca süredir gazetemize yazı yazamama sebebime gelince:   annemin sağlığının kurban bayramı öncesinde bozularak bizler için hastane sürecinin tam manasıyla başlaması oldu. Yıllardır suyu çok az içtiği ve ağrıkesicileri her fırsatta leblebi gibi yediği için böbreklerin iflas etmesiyle hastane yolu anneme ve bizlere görünmüş oldu. Nefesini zor alan annemi hastaneye zor yetiştirdik. İlk etapta üre keratin değerlerini normal seviyeye düşüren Doktorumuz artık yapacak bir çaresi olmadığı için diyalize bağlı bir hayatının başladığını da söyledi bizlere. İşte bu haber tümden sarstı beni. Ama son günlerde ağızlarda dolaşan o sözü ben de mırıldandım. Yapacak bir şey yok. Evet, gerçekten yapacak bir şey yoktu. Elden bir şey gelmiyor.

   Bugün Zafer bayramı. Her yerde fark edilir bir coşku. Duyguların coşmaması galeyana gelmemesi mümkün değil. Hele hele o günün şartlarında o yokluk günlerinde bu vatan için her şeyini kaybeden şehitlerimizi gazilerimizi ve onlara komuta eden Mustafa Kemal’i, İsmet Paşa’yı, Fevzi Çakmak’ı, Refet Bele yi anmamak hatırlamamak, minnet ve şükran duymamak ne mümkün. Ama maalesef insanlarımıza son günlerde bir şeyler oldu. Çanakkale savaşı denince, Kurtuluş savaşı denince dudak bükenlere dahi rastlanabiliyor. Ya olaylara aynı gözle bakamıyoruz ya da bizim içimize artık şeytan kaçtı.

    Bunları neden bu şekilde yazdığımı da anlatayım. Evimin tam karşısında YEDAŞ binası var. Böyle milli günlerde mutlaka bayrak asarlar. Ama bu bayramda astıkları bayrağın yanında Kemal Atatürk resmini herhalde unuttukları için asmamışlar. Başka bir şey gelmedi aklıma. Zira Bu bayramın özelliği o zaferin ayan beyan bu komutanla olan ilgisi değil midir? Sevgili Osman Karanın da dediği gibi 30 Ağustos yalnız başına sıradan kazanılmış bir savaş değildir ki. Bu muhteşem zaferi yönetenler de görmezden gelinemez, gelinmemelidir. Öyle olursa da aymazlık olur, hatta ihanet olur.

   İşte beni bu günlerde üzüntüye sevk eden iki sıkıntılı olay.

    İyi haftalar…



SIRADAKİ HABER
}