HaberlerSEVGİLİ DİYANET

SEVGİLİ DİYANET

Yazarımız Tufan Akcagöz kaleme aldı...

+
-
SEVGİLİ DİYANET

Millete 'tasarrufta bulunun' diye tavsiyelerde bulunurken, 2019 yılı bütçesi sanki uzay aracı yapacakmış da fezayı keşfe gidecekmiş gibi bol keseden belirlenip 10.5 milyar Türk lirası olarak açıklanan Diyanet İşleri Başkanlığı, 30 Ağustos'u da Ataturk'ü de görmezden geldi.
İçinde bulunduğumuz ay, ecdadın vatanını ve mukaddesatını koruma uğruna eşsiz kahramanlıklar gösterdiği nadide bir aymış.
Cuma hutbesinde Diyanet, lutfetmiş ve ancak bu kadarını söylüyor.
Dünyanın gıptayla baktığı ve emperyalizme yüz yılın ilk tokatının atıldığı bir tarih ancak bu kadar basitleştirilebilir.
Hutbenin içinde Atatürk yok, milli mücadele yok..
Yazıklar olsun.
30 Ağustos'u, 'Ağustos ayında nice zaferler kazandık' diye geçiştiren ve Malazgirt, Mohaç ve Kosova ile birlikte vermeyi tercih eden Diyanet İşleri başkanlığına şöyle seslenmek isterim..
Sevgili Diyanet,
Senin görmezden geldiğin zafer, ezanın, bayrağın, vatanın namusunu kurtardı.
Bil diye söylüyorum.
Sen fesli meczupları ziyaret yerine iki satır kurtuluş tarihi okusan, inan bunları bilirdin.
Milyonluk zırhlı arabanla gezerken, memlekette yaşanan hırsızlık ve yolsuzluklarla ilgili tek ses çıkarmayan sen, milleti millet yapan ortak değerleri görmezden gelirsen, millet de seni görmezden gelir.
Çocuklar, cemaat ve tarikat yurtlarında tecavüze uğrarken sessiz kalan sen..
Mursi öldü diye camilerde dini program düzenleyen sen..
Erkekli kızlı halay çekmek günah mıdır sevap mıdır diye milletin milli değerlerine ateş düşüren sen..
'Ona dokunmak ibadettir. Onun doğduğu ve yaşadığı kentler kutsaldır. O bize Allah gibi geliyor' diye ortalıkta dolaşanlara sessiz kalan sen..
10.5 milyarlık bütçenle, bu memleketi kurtararan ve bize bağımsız bir vatan toprağı emanet eden Atatürk'ü ve milli mücadele kahramanlarını tek satır dahi anmak sana ağır geliyor öyle mi?
Artık iyice anlaşılmıştır ki, Diyanet İşleri Başkanlığı, kuruluş amacını anlamsız kılacak bir siyaset girdabına kapılmış gitmektedir.
Dün, kimi camilerde tartışma yaşandığını, cuma namazına katılan kimi vatandaşlarımızın vaize tepki olarak camiyi terk ettiğini gördük.
Eyvah ki ne eyvah..!
Camileri bu şekilde bölmek, insanları bu şekilde ayrıştırmak, bu millete yapılacak en büyük kötülüktür.
O hutbeleri her kim, hangi direktifle hazırlıyorsa bu kötülüğe çanak tutmaktadır.
Diyanet, milletle arasına büyük bir uçurum açmıştır.
Son olarak, bu memleket kimleri kimleri gördü.
Yunan kayığına binen Mustafa Sabri'ler..
İngiliz mandası iyidir diyen sözde hocalar..
Keşke Yunan galip gelseydi diye milli mücadele tarihine kin ve nefret kusan sözde tarihçiler..
Hepsi çekip gittiler..
Sevgili Diyanet..
İşte tüm bunların arasında yerini sen kendin belirledin.
Bu millet, herşeyi affeder de ecdadının göz yaşına, alın terine ve anısına bir saldırı oldu mu ayağa kalkar..
Hutbenin amacı, milleti bölmek, insanların kavga etmesine vesile olmak değil, toplumu birleştirmektir.
Ancak görüldüğü üzere, bu amaçtan oldukça uzak bir noktadasınız.
Olsun.
Biz, 30 Ağustos'u da, 29 Ekim'i de, 19 Mayıs'ı da, tüm diğer milli ve dini bayramlarımızı da millet olarak büyük bir heyecan ve coşkuyla kutlamaya devam edeceğiz.
Sizi de bekleriz.
Ama Atatürk'ü ve milli mücadele tarihini tek satır bile anlatmadığınız mikrofonun kablosunda benim de payım var ya, en çok da o canımı sıkıyor.



SIRADAKİ HABER
}