HaberlerBÜTÜN KONSANTRASYONUMUZ SAMSUN

BÜTÜN KONSANTRASYONUMUZ SAMSUN

Samsun haber TV Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara'nın hazırlayıp sunduğu 'Farklı Bakış ' programına konuk olan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, arda arda gelen seçimlerin bittiğini, seçimsiz 4 yılda tüm konsantrasyonlarının Samsun ve sorunlarının çözümü olacağını söyledi

+
-
BÜTÜN KONSANTRASYONUMUZ SAMSUN

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, Samsun Haber TV Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara'nın hazırlayıp sunduğu 'Farklı Bakış' programına konuk oldu.

Karaaslan, gerek mesleği gerekse temsil ettiği makam itibariyle çevreyi temsil ettiğini belirterek, "Burada çevrecilik bakış açısıyla meseleye bakarken özellikle Türkiye'de sonradan gelişen tartışmaların çevreci hassasiyetiyle izah edilebilecek bir tarafı yok. Koruma kullanma dengesi içerisinde bir takım faaliyetlerin insan hayatını kolaylaştıran, insan hayatının ihtiyaçları haline gelmiş bir takım yeniliklerin hayatımıza geçmesi arzusu ki bunların çoğu da artık zorunluluk haline geldi. Diğer taraftan da doğaya zarar vermesi, çevreye zarar vermesi. İnsanoğlunun asıl meselesi bu zararı en aza indirmek. Başarısı da bu zararı en aza indirme kabiliyetiyle ölçülmektedir. Bu noktada bir kere her şeyden önce bir taraftan bir tarafı seçmek durumunda değiliz. Yani elektrikle ilgili hiç bir üretim yapılmasın, termik santraller kurulmasın dediğiniz noktada elektriksiz hayatı tercih edebilir miyiz? Hayır. Hiç bir maden çıkmasın ki maden sadece takı amaçlı kullanılan bir ürün de değil, hiç bir maden çıkarılmasın ama biz hayatımıza kaldığımız yerden aynı standartlarda devam edelim mümkün değil. İşte o noktada tüm dünyada dikkatle üzerinde çalışılan bir husus var. O da koruma kullanma dengesi içerisinde faaliyetlerin gerçekleşebilmesi. Türkiye hem madencilik sektöründe hem diğer bütün alanlarda olsun gelişmekte olan bir ülke ve bunun gereği yapmalı. Yani biz kendi ham maddemizi kendi kaynaklarımızı, kendi madenlerimizi mutlaka kullanmalıyız. Ama bunu yaparken doğaya en az zarar veren şekilde yapmalıyız. Son gündemdeki tartışmalarda, Kaz Dağları özelinde baktığımızda ki, gündemde çok uzun bir süre yer aldı. Kaz dağları olarak nitelendirilen alanda başlayan altın arama faaliyetleri toplumda biranda açıkçası bir fotoğraf üzerinden çok farklı bir algı oluşturuldu. Burası Kaz dağları değildi, burası Kirazlı Bölgesi'ydi. Kirazlı bölgesi kuş uçuşu 40 kilometre, aynı zamanda araçla 137 kilometre kaz dağlarına uzakta bir alan. Ama o görüntü elbette ağaçlık alanın ortasında çıplak görüntü bütün gündemi oluşturan. Buradan şuna geleceğim. Biz çevrecilerle sık sık bir araya geliyoruz. Burada verilen tepkinin makul bir sürede arzulanan sonuca ulaştırılması aslı olan. Bu Cerattepe de yaşandı. Ne oldu orada, Cerattepe de çevrecilerin tepkisi oluştu, bütün taraflar bir araya geldiler. Yol açılması yerine teleferik sistemiyle çıkan ürünlerin taşınmasının çok daha az zarar vereceği tespit edildi. Açık galeri sistemi yerine kapalı galeri sistemine geçildi. Yani bunlar oturup konuşulabilir ve bütün mekanizmalarda farklı değişikliklerle tekrar hayata geçirilebilir. Çıkarmayacak mıyız, çıkaracağız. Çıkarırken doğaya zarar verilecek mi? Maalesef ama bu zararı en aza indirmek elimizde. Maden çıkarılan alanların hepsi sonunda rehabilite ediliyor. Alan da sıyırma işlemi gerçekleştiriliyor, bu işlem sırasında ağaçlara olduğu kadar doğanın bütün varlıkları da etkileniyorlar. Fakat maden aramasında bütün dünyada ve Türkiye'de uygulanan teknolojiyle birlikte bu alanlar tekrar eski haline dönmesi için tekrar rehabilite edilmesi zorunluluğu var. Bir de sanki toprağa siyanür serperek arama faaliyeti yapılıyormuş gibi bir algı oluştu. Asla böyle değil. Arama esnasında siyanür kullanımı yok. Çıkarma esnasında da siyanür kullanımı yok. Siyanür sadece en son aşama olan topraktaki mikron düzeyindeki altın ya da gümüşün topraktan ayrıştırılması esnasında özel havuzlarda siyanür işlemi uygulanıyor. Dolayısıyla doğa da siyanürle altın arama terminolojisi doğru değil. Ama bu çevre konusunu siyasete alet edenler var. Çevre hepimizin ortak hassasiyeti. Bu hassas noktamızı kullanmak isteyen, özellikle gençleri provoke etmek isteyen gruplar var. Gerçek anlamda çevreci hassasiyetlerle meseleye yaklaşanlar biz zaten parti olarak da diyalog kuruyoruz. Bazıları çevrecilikten yola çıkarak samimiyetsiz davranarak durumu kullanmak istiyorlar. Türkiye'de konu çevre olunca bir anda kıyamet kopuyor, sanat çevreleri, akademisyenler , bir takım farklı grupların o bölgeyle ilgili hem sosyal medyadan hem de bütün enstrümanları kullanarak devreye giriyorlar ve protesto ediyorlar. Orman yangınları çıktığında da bu konuda ciddi bir eleştiriyle karşı karşıya kalındı, geç müdahale edildi denildi,. neden çıkıyor denildi, yine alevlendi. Fakat orman yangınını terör örgütü PKK üstlenince, bütün bu grupların sesi kesildi. Bu son derece dikkat çekiciydi. Orman yangınlarını provoke etmek için yurt dışındaki orman yangınlarında kaçışan hayvanların görüntülerini sanki Türkiye'ymiş gibi gösterenlerin PKK 'biz yaktık' dediğinde seslerini kesmiş olmaları ve sahneden geriye çekilmeleri dikkat çekici" dedi.

O GÜRUH ŞİMDİ SUSKUN 

PKK ve terörü de değerlendiren Karaaslan, "ABD'nin PKK'ya verdiği destek aşikâr. Uçaklarla, tırlarla malzemelerin nerelere taşındığını biliyoruz. Fakat terörle mücadele konusunda Türkiye çok çok dik bir duruş sergilemekte. Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, hem TSK ile hem İçişleri Bakanlığımızla, hem güvenlik kanalıyla hem de aynı zamanda hayatın bütün alanlarını da daha yaşanabilir kılarak, bu anlamda teröre giden gençlerin önünü kesecek uygulamaları seneler içinde hayata geçirdik. Bugün baktığınızda Diyarbakır'da gerçekleşen annelerin eylemi, annelerin çocuklarını geri isteme talebi de bugün terör örgütünün, onun yandaşlarının, ona destek verenlerin geldiği durumu göstermesi bakımından önemlidir. Seneler önce binlerle ifade edilen dağa gidişler bugün bir elin parmaklarını geçmiyor. Dolayısıyla terör örgütü kan kaybetmektedir; yabancı ülkeler tarafından silah desteği verilebilir ama insan kaynağı desteğini çok büyük oranda kaybetmiştir. Diyarbakır'daki anneler eylem yaparken o her şeye, her yerde sesini gür bir şekilde çıkaran güruh bugün suskun. Oysaki Diyarbakır'da anneler ağlıyor şuanda.

 

SAMSUN POTANSİYELİNİ DUYMAKTAN SIKILDI 

Samsun'un çok güzel bir şehir olduğunu kaydeden Karaaslan, ilin büyük potansiyeli olduğunu ama artık bu potansiyeli duymaktan sıkıldığını ifade etti. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun milletvekili Çiğdem Karaaslan şunları söyledi: "Samsun çok güzel bir şehir. Samsun farklı yaş grupları gözüyle baktığınızda da güzel. Bu şehir denizle barışık bir şehir. Her şeyden önce bunu başarabilmiş bir şehir. Bunda tabi 19 yıl hizmet eden çok değerli büyüğümüz Yusuf Ziya Yılmaz'ı da anmadan geçmek haksızlık olur. Çünkü deniz ile şehir ilişkisi kurulması yıllara sirayet eden bir bakış açısıyla özetlenebilir ve o bakış açısını bu anlamda yansıtmış. Bu şehir sosyal ilişkilerini şehrin içinde gerçekleştirebilen, kamusal alanlarda bir araya gelebilen, açık alanları olan bir şehir. Batı Park,. doğu park ekseninde baktığınızda kıyı kullanımında bunu görüyoruz. Ama bu şehir aynı zamanda beklentileri, çözüm bekleyen sorunları da olan bir şehir. En temel sorunlarından bir tanesi kentsel dönüşüm sorunu. İlkadım’ın belli mahallelerinde ve özellikle Canik'te yoğunlaşmış ama onun dışında şehrin derinlerine doğru gittiğinizde kendini hissettiren bir sorunumuz var. Bu sorunu çözmek için de çalışma başlattık. Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Kurum'u şehrimize davet ettik. İki kez geldi, ikisinde de gündem maddemiz kentsel dönüşüm meselesiydi. Çünkü şehirlerdeki çarpık yapılaşma ve bir süre sonra onun neden olduğu sorunlar bir sarmala dönüşüyor. Burada insanlarımızın doğalgaza erişimlerinden tutun, çocukların sağlıklı yaşam çevrelerine ulaşamaması gibi büyük sorunlara neden oluyor. Bunun için biz bu çalışmayı Çevre Şehircilik bakanımız buradan ayrıldıktan sonra etütlerini gönderdi ve saha/ çalışması yapıldı. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Demir geçtiğimiz günlerde Ankara'da bununla ilgili önemli bir toplantıya katıldı. Arkasından da çalışmalar devam ediyor, bu en kısa zamanda başlayacak. Ama bu hızla öne almamız gereken bir konu. Samsun'la ilgili hayallerimiz ise milletin bizden beklentileriyle özdeş olmak durumunda. Çok seçim atlattık, 2015'le birlikte başlayan süreçte ben şunu gördüm. Samsun potansiyelleri çok yüksek olan bir şehir ama artık potansiyellerini duymaktan sıkılmış bir şehir. 'Potansiyellerini bana anlatmayın, bunun değerlendirildiğini görmek istiyorum" diyor. Peki, nedir bu potansiyeller diye baktığımızda, Samsun'da ciddi anlamda bir istihdam talebi var. Sanayinin gelişmesi ve gelişen sanayile birlikte özellikle gençlerin bunun bir parçası olması talebi var. Ben de sanayiyi çok önemsiyorum ama sanayinin sadece üretim tarafından ziyade aslında Türkiye'de son dönemde özellikle ARGE ve milli savunma sistemlerinin üretilmesi noktasında, bu anlamda bildiğimiz anlamın ötesinde teknoloji yoğun, AR-GE’si güçlü, ve katma değeri yüksek bir sanayinin önümüzdeki günlerde Samsun için çok büyük bir fırsat olacağını düşünüyorum. Bununla ilgili yer başta olmak üzere birçok konuda beklentiler var ama bu beklentileri de inşallah bizler bütün milletvekilleri olarak çözeceğiz. Çünkü Samsun'un limanı var ve bütün dünyaya bir ulaşım ağının parçasıyız biz şehir olarak. Bizim bereketli ovalarımız bana göre Samsun'un geleceğinin en önemli kilit noktası. Ve Samsun'un geleceği tarıma dayalı sanayide. Yani tarımsal varlığınızı elde ederek onu katma değeri yüksek bir ürüne dönüştürüp bunu da dünyaya pazarlayabilirsek, biz orada hakikaten çok büyük bir iş başarmış oluruz. Bunu yapmak hayal değil, mümkün. Türkiye açısından çok önemli bir şey söylemek istiyorum. Bugün bir milletvekili olarak bana ve diğer milletvekillerine gelen en büyük talep iş. İş nedir diye sorduğumuzda bir hastanede, bir belediyede daha da doğrusu garantili olduklarını düşündükleri yerde çocuklarının çalışması. Bu talep genelde / anne ve babalar tarafından dillendirilen talepler. Tarımsal varlığı bu kadar zengin bir şehirde aslında bu varlığı bir markaya dönüştürme iradesini gösteren bir gencin başarısız olacağına inanmıyorum. Onu mutlaka Türkiye pazarında veya dünyada değerlendirme imkânına sahiptir. Biz buna ne kadar kafa yoruyoruz işte orası soru işareti. Türkiye'nin geleceğinin de, dünyanın gelecekte en çok ilgi duyacağı alanın da ben bütün yüksek katma değeri içinde barındıran yenilikçi projeler olduğunu düşünüyorum. Bizim burada biraz daha inovatif davranmamız lazım. Yönlendirme yapmamız lazım. Şuan Sanayi ve Teknoloji bakanlığımızın en büyük destek verdiği kesim gençler. Onların projelerini destekliyor. Bizim gençlerimizi bu tarafa yönlendirmemiz şart. bu topyekûn bir değişiklik gerektiriyor. Biz Türk milleti olarak aslında girişimci bir ruha sahibiz ama bunu nerede kaybettik bunu sorgulamak lazım ama tekrar o ruha geri dönersek ki bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yerli ve milli üretim her alanda dönüş var."

BEKLENTİLERİ YATIRIM VE PROJELERE DÖNÜŞTÜRECEĞİZ 

Karaaslan seçimsiz 4 yıllık süreçte beklentileri somut işlere, projelere ve yatırımlara dönüştürmek için çalışacaklarını ifade ederek, "Samsun çok güzel bir şehir ama onu güzel kılan da insanı ve farklılıklarını ortaya koyarak oluşturduğu güç. Benim ve diğer milletvekillerimizin hedefi önümüzdeki 4 yıllık seçimsiz dönemde bütün toplumdan aldığımız beklentileri ve bu potansiyelleri gerçek somut işlere projelere yatırımlara dönüştürmek. Türkiye'nin başka yerlerine de gidiyoruz. Siyasetle uğraşıyoruz, zaman zaman sizinle aynı fikri taşımayan insanlarla elbette karşılaşıyoruz. Bu demokrasinin olmazsa olmazı zaten. Ama Samsun insanının bu anlamda bile nezaketini, zarifliğini, naifliğini hakikaten ben gözlemliyorum. Bu şehrin insanı gerçekten şehrin misyonuna uygun bir yaşam sürüyor. O misyon öncü şehir olmanın misyonudur. O misyon, 100. yılını idrak ettiğimiz büyük başlangıçların olma misyonudur. Ve bugün de bu taleplerinde çok haklılar. Buna ama fakat demeye gerek yok. Bu talepleri gerçekleştirecek iradede de ancak ortak hayali paylaşan, ortak gelecek iddiasında buluşan ve bu uğurda çok çalışan bir ekiple mümkün olur. O yüzden şehrimizde üniversitelerimiz var, medya, siyaset, sanayi, iş dünyası bütün bu eksenlerin ortak karar alarak gerekli adımların atılması gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu.

SAMSUN'DA ORTAK AKLI OLUŞTURMALIYIZ 

Karaaslan, Samsun Haber Tv Genel yayın Yönetmeni Osman Kara'nın geçmişte yapılan kent kurultaylarını hatırlatarak, "Yeniden bu şehrin kent kurultayına ihtiyacı yok mu?" şeklindeki sorusuna da "Üniversite rektörümüze 1,5-2 yıl önce paylaşmıştım, bir şehir buluşmasına ihtiyaç olduğunu. Bu şehrin bütün aktörlerinin bir araya gelmesi gerektiğini paylaşmıştım. Biri üretici gözünden bakarken diğeri turizmci gözünden, birisi sanayici gözüyle, diğeri öğrenci gözüyle bakacak. Bu şehrin bütün dinamiklerinin önemli temsilcilerinin katılımıyla şehrin ortak aklını oluşturacağımız toplantılar yapsak diye paylaştım. Bir iki kere yapıldı ama ardından arka arkaya seçimler geldiği için konsantrasyonumuz dağıldı. Şimdi diyorum ki bütün konsantrasyonumuz Samsun. İnşallah ortak aklı tesis için çaba sarf edeceğiz." dedi.



SIRADAKİ HABER
}