HaberlerHODRİ MEYDAN…

HODRİ MEYDAN…

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara kaleme aldı...

+
-
HODRİ MEYDAN…

Üstat Necip Fazıl haysiyetsizlere, utanmazlara ve de edepsizlere “alçak” demezdi “çukur” derdi. Bir de “anana orospu diyemem ama sen tam bir orospu çocuğusun” derdi. Zaman zaman hatırlarım Üstadın bu sözlerini. Hoş ben hatırlamasam da onlar yani “anaları orospu olmadığı halde orospu çocukluğuna soyunanlar” kendileri hatırlatırlar.

Önüne gelene önce çamur atıp “alacağını aldıktan” ya da “araya birileri girdikten” sonra çark edenler, dün sövdüklerine bugün fedailiğe soyunanlar, inancına, itikadına, mezhebine ve meşrebine laf sokuşturanlardır bunlar.

Hadlerini bilmeden sağa sola saldırmak, çamur atmak huylarıdır, hünerleridir ama hiçbir şey öyle bedava değildir. Kimin adına havlarlarsa havlasınlar ama kime havlayacaklarını iyi bilsinler.

Gazetecilik eleştiri mesleğidir, sövme sayma, çamur atma, hakaret etme mesleği değildir. Ve de yalakalık mesleği de değildir. Eleştiri adap ve edep sınırları içinde kaldığı sürece hem her gazetecinin hem de gerçek dostun hakkı ve görevidir. Alınıp satılanların, alıp satanların değil.

Yıllarca “Vezir hazretlerinin kullandığı” adamcık şimdi kalkmış birilerinin savunuculuğuna soyunmuş. Soyunur ya, kendi bileceği iş. Yeter ki bize bulaşmasın. Yeter ki yanlış yerlere saldırmasın. Kimin bahçesinde kime havlarsa havlasın yeter ki kurtlara havlamasın. Bir de havlatanlara sözümüz vardır; aman ha, dikkatli olunuz, zira atasözüdür; “ürümesini bilmeyen it sürüye getirir kurt…”

O zaman da yazmıştım, bir daha yazacağım: Orospunun çocuğu olmak kaderdir, ayıplanmaz. Ama orospunun çocuğu olarak doğmadığı halde orospu çocukluğu yapmak kişisel bir tercihtir ve de aşağılık bir seçimdir. Bir zamanlar yine haddini aşmaya kalktığında yine Necip Fazıl Kısakürek’in bu sözleriyle cevap vermiştim bu haysiyet fukarasına.

Çok ağır şeyler söylerim ama neyleyim ki daha fazlasına adabım, edebim elvermiyor. Neyleyim ki bu sütunları bir mülevvesin hak ettiği kelimelerle kirletmek istemiyorum.

“Büroyu nasıl açtığımızı” merak ediyormuş. Ona cevap zımnında değil ama kamuoyuna malumat zımnında söyleyelim; dostlarımızın yardımıyla ve borçla harçla ama beytülmale el atmadan ama belediyelere, özel idareye fatura kesmeden. Ek çıkartma ve hazineyi soyma yarışında yer almadan…

Ve de hiçbir makam sahibinden hiçbir şey istemeden. İstediğimi iddia edecek bir makam sahibi varsa çıkarsa meydana ve de yüreklice “evet, benden şunu istedi, bunu istedi” derse, diyebilirse, kırarım bu kalemi. Hodri meydan. Ben buradayım…



SIRADAKİ HABER
}