HaberlerPOŞETLEME

POŞETLEME

Yazarımız Sacit Acar kaleme aldı...

+
-
POŞETLEME

    Markete sabah alışverişi için girdim. Sipariş listesi elimde, kafesli yük arabam önümde, rafların kontrolünü yapa yapa gördüğümü arabanın tel deposuna doldurarak alışverişimi tamamladım ve ödemeyi yapabilmek için ikinci veya üçüncü sıraya geçtim. Önümdeki kişiye sıra geldi ama biraz da sesli olarak bir münakaşa sesi yükselmeye başladı. Müşteri kasiyere poşet istemediğini ve bunun için ücret ödemeyeceğini biraz da sert bir üslupla söyledi. “Nasıl götüreceğim aldıklarımı” deyince kasiyer biraz da mahcup bir ifadeyle yapabileceğim bir şey yok deyiverdi. Müşteri seçtiği bir dünya ürünü kasanın önüne bırakıp almadan küfrederek çıktı gitti. Sıra bana geldi, kızcağız “poşet ister misiniz” diye sordu, alacağımı söyledim. Benim ürünleri birlikte doldurduk, ödemeyi yapıp marketten ayrıldım.

   Epeyce bir zamandır böyle bir uygulama muhtelif işyerlerinde uygulanır oldu. İnsanlar 25 kuruşluk poşet seçimine adeta mahkûm edildiler. Rakam çok önemli olmasa dahi psikolojik olarak rahatsız ediciydi. Bazı cengâver firmalar uygulamayı hemen başlattılar, bazıları olayı bir kazanç olarak görmeyi ondan faydalanmayı çevre temizliğinin bahanesinin arkasına sığınarak 25 likleri almaya devam ediyorlar.

   Enteresan bir ülkeyiz. Bazı çözümleri öylesine kolay öylesine küçümseyerek ele alıyoruz ki her şey aniden değişecek ortalık pirüpak oluverecek sanıyoruz. Çevre ve ortalık temizliğinin küçücük bir dürtüyle değişmesini düşünmek bunu halletmek için böyle bir yöntemi akıl etmekle bitirmek çok safdillik değil midir?

   Hadi diyelim ki bunu başardınız. Ortalıkta poşet falan kalmadı. Acaba pet şişe diye adlandırılan su ve meşrubat şişelerinin ortalıkta dolaşan kalıntılarını da aynı yol ve yöntemle mi kaldıracaksınız. Boşalan şişeler ortalık yerlerde dolaşıyorken, Çoluk çocuk sokak ve caddelerde bunlarla top oynarken ne şekilde kaldırmayı düşünürdünüz. Hadi getirin şişe boşlarını her getirdiğiniz boş şişeye 25 lik vereceğiz diye bir kampanya mı başlatacaksınız acaba.

   Kirlenme ve çevre kirliliği böyle geçici usullerle hemen halledilecek bir konu değildir. Önce buna sebep olan kafaların değişmesi gerekir. Adam aracını şehrin en önemli cadde ve bulvarlarında sürerken şoför camını açıp içtiği suyun şişesini, sigara paketini, yediği meyvenin çörünü çöpünü dışarı atıyorsa sorun kafalardadır demektir. Kent ve kent kültürünün tam manasıyla yerine oturması için artarda 3 nesil eğitilmelidir diyor sosyobilimciler. Yani dede oğul ve de torun eğitilmiştik süzgecinden geçmişse ancak gerçekleşebileceğini söylemektedirler. Böyle bir durumda 25 likler pek işe yaramamaktadır. Yaramayacaktır.

   İyi haftalar...



SIRADAKİ HABER
}