HaberlerİDRAKİ DE AHLAKIYLA AYNI SEVİYESİZLİKTEYMİŞ

İDRAKİ DE AHLAKIYLA AYNI SEVİYESİZLİKTEYMİŞ

Genel Yayın Yönetmenimiz Osman Kara kaleme aldı...

+
-
İDRAKİ DE AHLAKIYLA AYNI SEVİYESİZLİKTEYMİŞ

 

Anlatmıştık hâlbuki ama anlamamış. İdraki de ahlakıyla aynı seviyesizlikteymiş. “Anana orospu diyemem ana sen tam bir orospu çocuğusun” demiş ve de anlatmıştık. Orospunun çocuğu olmakla orospu çocukluğu arasındaki farkı. Birincisi fıtrattan gelirdi; ayıplanamazdı, kınanamazdı, sadece acınırdı, zira kaderdi. İkincisi yani şu anası orospu olmadığı halde “orospu çocukluğu yapmak” var ya, işte bir tercih meselesiydi ve de ayıplanırdı. 

Anlamamış ya da anlamasına rağmen bir kutsalın arkasına saklanarak kusmuş tüm sefaletini, tüm rezaletini. Sövmüş, saymış… On kere, yüz kere, bin kere iade ederim ama etmeyeceğim, iadenin gideceği adresteki insanların zerre günahı yok. Bunun haltları onların kaderi daha doğrusu kadersizliği.

Bizim itikadımızda da, imanımızda da, meri hukukumuzda da suçta ve cezada şahsilik esastır. Ceza suçu işleyene verilir ve her koyun kendi bacağından asılır. Beşeri adalet de İlahi adalet de er veya geç mutlaka yerini bulur.

Sevgili dostlar, yıllardır bu kentte yaşıyorum, gazetecilik yaptım ve elan da yapıyorum. Daha önce de söylemiştim bir kere daha söyleyeceğim; kamunun kaynaklarına el uzatmadan yapılmıştır bu gazetecilik. Ne belediye yağmasında geçer adımız ne de özel idare vurgununda. Ne ek yaptık bir yere ne de onlarca, yüzlerce gazete faturası kestik belediyelere.

Ne birilerine sövdük, iftira attık ne de yaltaklandık, yalakalık yaptık. Ne dün birilerinin mezhebine, meşrebine laf sokuşturduk, çamur attık ne de dün sövdüklerimizin ertesi gün utanmadan kapısını çaldık. Ne dostumuzu sattık ne de düşmanımızı unuttuk. Ama yazdık, yanlışı yapan dostumuz da olsa yazdık, zira gazeteci “faille değil fiille”, günümüz Türkçesiyle söylersek “eylemciyle değil eylemle” ilgilenir. Fiil yanlış ise kim yaparsa yapsın yanlıştır, eleştirir; fiil doğru ise kim yaparsa yapsın destekleriz.    

Bir önceki yazımızda büroyu nasıl kurduğumuzu merak edenlere cevap ve hesap vermek zımnında değil ama siz dostlara bilgi vermek babında “borçla, harçla, eşin dostun katkısıyla” demiştik. Evet, çok dostumuzun katkısı var bu büroda, belki rakam olarak küçük ama anlam olarak o kadar büyük ki, anlatılmaz, sadece minnet duyulur. Minnet borçluyum o insanlara.

Bir de “yurt dışında kaçak yaşayan iş adamından gelen asgari ücret” iddiası var. Galip Öztürk’ü kastediyorlar. Doğrudur, yılbaşından beri Galip Öztürk’ten bana ayda 2 bin lira kadar para geldiği doğrudur. 13 yıl önceden tanırım, arkadaşımdır. Lokman Kondakçı, tam 50 yıllık dava arkadaşımdır, siyaset arkadaşımdır, dert ortağımdır. Necmi Hatipoğlu’nun rahmetli babası İsmet Hatipoğlu bu mesleğin bu kentteki saygın isimlerinden biriydi. Onunla hem meslektaş hem de dost olmanın mutluluğunu unutamam. Ben İsmet Hatipoğlu’na “ağabey” derdim, Necmi de bana “ağabey” diyor. Bu başka bir hukuktur, çukurlarda yaşamaz, yeşermez böyle bir hukuk. Çukurlarda her şey çıkar üzerinedir, yollar parada ve makamda kesişir, makam ve mevki paylaşılamayınca yollar ayrılır, sövmeler, saymalar başlar.

Allah’a şükürler olsun utanacak bir lekemiz yoktur bu kentte; olmayacaktır da inşallah. Belediyeleri soymadık, özel idareyi soymadık, iş adamlarını soymadık, ortak değerleri ahlaksızca istismar etmedik. Bundan sonra da bu kentte yaşayacağız ve haysiyetimizle ve yüz akıyla ve de bu kentin insanlarıyla karşılıklı sevgi ve saygı içerisinde.

Başkaları kendi çukurunda ne yapar bilmem ama bu devran bu ahlaksızlık üzerine sürüp gitmez. Keser döner sap döner ve gün gelir hesaplar görülür.



SIRADAKİ HABER
}