HaberlerOkumak Berekettir!

Okumak Berekettir!

Yazarımız Turgay Sözen kaleme aldı...

+
-
Okumak Berekettir!

Bereket;  "Olağandan, alışılandan çok olma durumu, bol verim, bolluk, gürlük" demektir.

Bunun için Büyük Türkçü, Düşünür, Yazar, Gazeteci Yusuf Akçura 'nın kitabından aldığım bu anekdotu yazımın başlığına koydum.

Evet, okumak berekettir diyorum ve...

Değerlendirmesini siz değerli okurlarıma bırakıyorum.

İlk emri "OKU " olan bir dinin mensupları olarak,

Okumanın keyfini biliyor musunuz?

Okuyarak, neler kazanacağınızı biliyor musunuz?

Bildiğinizi sanmıyorum!

Bilseydiniz, mutlaka okurdunuz.

Çünkü birkaç yıl öncesine kadar ben de bilmiyordum.

Okumanın kazandırdıklarını, keyfini, hatta yaşam şeklini değiştirdiğini...

***

Gençlik yıllarımda çok olmasa da okuyordum.

Yıllar içerisinde hayat mücadelesi ile boğuşurken, okumayı da azalttık, hatta bıraktık.

Meğer ne büyük hata yapmışız.

Sanırım bundan beş yıl önce önceydi.

Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni sevgili Osman Kara Ağabey'in teşviki ile okumaya başladım.

Okudukça, okudum...

Hayat içerisinde oldukça tecrübe kazanmış, çok şey bildiğini zannedenlerdendim.

Okudukça, aslında hiçbir şey bilmediğimi anlamaya başladım.

Zaman içerisinde hatırı sayılır bir kütüphanem oluştu. Bu arada Osman Ağabey’in tavsiyelerini ve kütüphanemin oluşmasındaki payını da inkâr edemem.

Kendilerine minnet borçluyum.

****

Okuduklarımızdan neler, neler öğrendik.

Ana başlıklarıyla siz değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum.

Öncelikle ülkemi, milletimi, geçmişimi tanıdım.

Köyümün,  bölgemin, hatta ülkemin binlerce yıldan bu yana Türk soyundan gelenlerce kurulduğunu, bu topraklarda ilk evvel Türklerin yaşadığını, belgeleri, arkeolojik buluntuları, antropolojik yapısıyla, coğrafi yer adları ve tarihi ile öğrendim.

Köyümün Milattan 2 bin 500 yıl önce ilk dönem Türklerinden Kutlar, Gutlar veya Guttiler adı verilen Türk kavmi tarafından kurulmuş olduğunu, bir kitapta görmekle nasıl keyiflendiğimi anlatamam.

Hatta Aile unvanımız olan “Hatipoğlu” nun nereden geldiğini, Faruk Sümer’in Oğuz boylarını anlattığı, “Oğuzlar” kitabında gördüm desem yalan söylememiş olurum.

Kitaplara daldığında, herkes kendisinden bir şeyler bulabilir.

Yine Karadeniz Bölgesi'nin ve Anadolu'nun ilk insanlarının Türkler olduğunu görmek de büyük keyif vermişti.

Atalarım Hunları, Göktürkleri, Oğuzları, Kıpçakları, Uygurları okurken, onların yaşamlarını, dillerini kültürlerini, kurdukları medeniyetleri öğrenirken yaşadığım keyfi anlatamam.

Selçukluları, Osmanlıları, Hazarlıları, Altınordu Devletini, Türk Moğol İmparatorluğunu, Timur Devletini, Memlukları, Gaznelileri, Karahanlıları, Sahavileri...

Mete Han'ı, Atilla'yı, Kürşad’ı, Ertuğrul Gazi'yi, Osman Bey'i, Yıldırım Beyazıt'ı, Emir Timur'u, Sultan Baybars’ı, Alparslan’ı, Fatih Sultan Mehmet Han'ı, Yavuz'u, Kanuni'yi, Bu ülkeyi vatan yapan kahramanları, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve nicelerini bir nebze olsun tanımak kitaplar sayesinde oldu.

Hepsi dünyayı değiştiren devlet adamları ve komutanlar…

Onların insanlığa katkılarını, yönetimlerini, kültürel, ekonomik yapılarını, yaşam şekillerin, karakterlerini daha neler neleri kitaplar sayesinde görmeye başladım.

Emir Timur'un, Osmanlı’nın bütün uğraşlarına rağmen bir türlü alamadığı İzmir'i aldığını, Karşıyaka'daki bir Cami'yi onarttığını, sonra da Osmanlı'ya bırakarak ülkesine döndüğünü kitaplardan öğrendim.

Yine Emir Timur'un milyonlarca kilometrekarelik ülkesini hazırladığı tüzükatlarla yönettiği, ordusunun, devletinin, hatta ülkede yaşayan herkesin ve her şeyin bu tüzükatlarda yer aldığı ve bunlarda yazan kurallara uymak zorunda oldukları çok dikkatimi çekti.

Osmanlı'yı, kuruluşunu, yaşayışını, yükselişini, gerileme nedenlerini, yıkılış nedenlerini, Birinci Dünya Savaşını, neden ve sonuçlarını, savaş girmemek için harcanan çabaları, yapılan hataları, Çanakkale Destanı’nı, Sevr'i, ihanetleri, ayaklanmaları, Balkan Savaşları'nı, milyonlarca kilometrekarelik topraklarımızı kaybedişimizi, İttihat ve Terakki'yi, Enver Paşa ile Talat Paşa’yı, Jön Türkleri, Hürriyet ve İtilaf'ı, Arap isyanını, Fransız ihtilalini, dünyadaki ve Türkiye’deki etkilerini, Türk ve Dünya klasiklerini, Avrupa’da ve Türkiye’de milliyetçilik fikrinin doğuşunu ve gelişmesini, bunun ülkemiz ve Avrupa’daki etkilerini, Osmanlı’nın yenililik hareketlerini,  İstiklal Mücadelemizi, Lozan’ı,  Ermeni ve Pontus sorunlarını, Kürt sorununu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün askerliği ve devlet adamlığını, devrimlerini, sonrasını, ikili antlaşmaları, ihanetleri, azınlıkların ve yabancı misyonların, okulların, misyonerlerin ülkemizde çevirdiği dolapları, nedenlerini, sonuçlarını okuyarak öğrendik...

Tarihte Rusya’nın boğazlar ve ülkemiz üzerindeki emellerini, İngiltere, Fransa, Yunanistan ve İtalya’nın ülkemiz üzerindeki emellerini, politikalarını ve yaptıklarını, Rönesans ve Reformu, sanayi devrimlerini, Endüstri 4.0'ı, Büyük Veri'yi, otonom robotları, yapay zekayı, akıllı ev ve kentleri de okuyarak öğrenmeye çalıştık...

Değişen, gelişen ve hızına erişilemeyen teknoloji, bilişim ve yaşamı ve daha nicelerini de kitaplardan öğrenmeye çalıştık...

Yine şunu da öğrendik.

Bir günü diğerine eşit olan zarardadır.

En büyük vatanseverliğin, yaptığın işin en iyisini yapmak olduğunu öğrendik.

Dürüstlüğün, doğruluğun, yaptığın işin en iyisini yapmanın meziyet değil, insanlığın fıtratı olduğunu, bunun tarihin her döneminde istismar edildiğini, bu istismarı yapan Milletlerin çok yaşamadığını da kitaplardan öğrendik.

 ***

Okuduk, okudukça da tarihin, zaman içerisinde tekerrür ettiğini görerek dertlenmedik, kahretmedik desem yalan olur.

Hatta keşke okumasaydık, bilmeseydik dediğimiz çok günler oldu.

İnsanlarımızın gördüğü haksızlıkları, çektiği eziyet ve mezalimleri okurken, zaman zaman kitabı bırakıp günlerce elime alamadığım, gözlerimden yaşlar döküldüğü zamanlar oldu.

Yine de okumaya devam diyerek, devam ediyoruz.

Özellikle ülkemizin geleceği olan gençlere olmak üzere, bu ülkenin her kademesindeki yöneticilerine, siyasetçilerine, gazetecilerine, insanlarına, hatta bizim gibi emeklilerine bile okumayı tavsiye ediyorum.

Hatta okuduklarını, toplumla paylaşmanın keyfini de yaşamalarını diliyorum.

Çünkü sadece okumak yetmez.

Çok fazla detayına giremesek de zaman zaman okuduklarımızı, insanlarımızla paylaşmak gerekiyor.

Çünkü okuyarak, “Okumanın Bereket”  olduğunu görüyorsunuz.

Bu şekilde, tarihte tekerrür edebilecek olumsuz şeylere de müdahale etme imkânınızın doğabileceğini görüyorsunuz.

Başka ne söyleyelim.

Daha ne duruyorsunuz; Haydi “Okumaya”  başlayın!



SIRADAKİ HABER
}