HaberlerGAZİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

GAZİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

Genel Yayın Yönetmenimiz Osman Kara kaleme aldı...

+
-
GAZİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

Büyüktür bu millet, hem de çok çok büyük. Bir emsali, bırakın emsalini bir benzeri yoktur. Bakmayın siz son üç asırlık dağınıklığına, yenilişlerine ve kaybedişlerine. O yenilişlerin arasında bile destansı zaferler vardır. O yenilginin çileleri, acıları, kayıpları bile gerçek sanatkârların elinde muhteşem destanlara, romanlara, şiirlere, filmlere, dizilere, heykellere ve tablolara konu olacak ihtişamdadır. Ne yazık ki Türk sanatkârı ya o üç asrı destanlaştıracak kudrete erişemedi ya da o kudrete sahip olanlar o destanlara yabancı, en azından ilgisiz kaldı.

Milli Mücadele, o destansı duruşların en muhteşemlerinden ve de geleceğimizi belirleme açısından en önemlilerindendir. Destandır; tam dört yıl boyunca dört köşede, dörtten fazla cephede savaşmaktan yorgun ve yoksul düşmüş bir milletin dünyanın en güçlü devletlerinin dayatmasına “hayır” dediği ve hem efendileri hem de onların hempalarını yurttan silip süpürüp denize döktüğü bir destandır.

Örnektir; Şarkın Mazlum Milletlerine, Asya’nın, Afrika’nın sömürge Müslümanlarına bağımsızlık savaşlarının nasıl verileceği ve özgürlüklerin nasıl elde edileceğini gösteren, onlara öncülük eden bir örnektir.

Anlatmaya satırlar, sütunlar, sayfalar yetmez. Bakmayın siz birilerinin “ne yani üç buçuk Yunan’ı yenmenin nesi zaferdir?” dediğine. Sadece Yunanlılar yenilmemiştir Türk’ün imanı karşısında, İngiliz’i de, Fransız’ı da, İtalyan’ı da, içeride ihanet edeniyle ve dışarıdan geleniyle de Ermeni’si de, Pontus sevdalıları da yenilmiştir. Payitahtın işbirlikçileri, Sait Mollalar, Mevlanzadeler, Refik Halitler, Damat Feritler, Mustafa Sabriler de yenilmiştir.

Hem de hangi şartlarda? Mondros’un dağıttığı ordu yeniden kurulmaktadır ama elde avuçta ne para pul, ne silah ve mühimmat, ne de ayakta çarık, sırta gömlek vardır. Hatta Anadolu’da savaşacak erkek yoktur, kimisi Yemen’de kırılmış, kimisi Kanal’da, kimisi Çanakkale’de, kimisi Filistin’de, kimisi de Sarıkamış’ta şehit olmuştur. Ama söz konusu vatan olunca asker mi tükenir Anadolu’da; ,ihtiyar dedeler gençleşir, çocuklar ergenleşir, kadınlar erkekleşir, millet olunur ve cepheye koşulur.

Sakarya’yı biliriz de Sakarya öncesini pek bilmeyiz. Millet Meclisi’nin Ankara’dan Kayseri’ye taşınmasının söz konusu olduğu ve hatta birer ikişer kağnıların, yaylıların yola koyulduğu günlerdir. Büyük Millet Meclisi Reisi Mirliva Mustafa Kemal Paşa “üç ayla sınırlı olmak üzere Meclis’in yetkilerini devralarak” Cephe’ye yollanır. Gitmeden önce 10 maddeden oluşan Tekalifi Milliye(Ulusal Yükümlülükler) emirlerini yayınlar. Özetle ve de sadeleştirilmiş haliyle şöyledir bu emirler:

“Her aile birer kat çamaşır, bir çift çorap ve çarık hazırlayacak ve komisyona verecek.  Herkes elindeki bez, patiska, pamuk, yün, kumaş, iplik vesairenin; buğday, saman, un, arpa, vb. her türlü gıda maddelerinin; benzin, motorin, lastik, kablo, pil ve telin yüzde kırkını; deve, öküz, at, katırın yüzde yirmisini paraları sonra ödenmek üzere komisyona teslim edecek. Halkın elindeki tüm silah ve cephane üç gün içinde komisyona teslim edilecek ve kasatura, kılıç, mızrak ve eyer yapabilecek tüm zanaatçılar isimlerini, yeteneklerini komisyona yazdıracak. Herkes elinde kalmış olan her çeşit aracıyla ayda bir kez 100 km’yi geçmemek şartıyla ordu mallarını ücretsiz taşıyacak. Ordunun ihtiyacına lazım olabilecek bütün terk edilmiş mallara da el koyulacak.”

Bir ordu ki, askerinin çamaşırı yok, çorabı, çarığı yok. Bir ordu ki, ne silahı, ne cephanesi, ne yiyeceği var ne de bunları alacak parası. İşte bu ordudur Sakarya Destanını yazan. İşte o ordunun başkumandanına Büyük Millet Meclisi’nin kararıyla “gazilik” unvanının verildiği 19 Eylül 1921’in yıldönümüdür bugün kutlayıp kutlamadığımız pek de anlaşılmayan Gaziler Günü.

Hakkın rahmetine kavuşan gazilerimizin aziz hatıraları önünde huşuyla eğiliyorum. Yaşayan gazilerimize de saygılar sunuyor, hayırlı ömürler temenni ediyorum…

Bu vatan bize onların hediyesidir.       



SIRADAKİ HABER
}