HaberlerASANLAR VE ASILANLAR(II)

ASANLAR VE ASILANLAR(II)

Samsunhabertv Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara yazdı...

+
-
ASANLAR VE ASILANLAR(II)

Bir bildiriden alıntılarla bitirmiştim “Asanlar ve Asılanlar” başlıklı yazımın ilk bölümünü. “Bu kadar değil, daha çok inciler(!) var o bildiride, onları da yazacağız” diyerek.

Devam edelim kaldığımız yerden. “Zalim” diye niteledikleri  “Mustafa Kemal, Ali Fuat, Bekir Sami ve onlarla birlikte hareket edenleri” yani vatanı savunanları, yani “İstiklal-i Tam ve Hâkimiyet-i Milliye” peşinde koşanları, mallarını ve canlarını gözlerini kırpmadan feda edenleri “öldürmek” gibi yeni bir farz ihdas edenler o melun bildirinin devamında aynen şunları yazıyorlar:

“Bu memleketin başına bu kadar felaket getirmiş olan bu hainler daha yaşatılacak mı? Siz daha ne kadar böyle gafletle bunların gayrı meşru emirlerine ittiba edeceksiniz(uyacaksınız)? 

…Askerler! Bu kadar uyuduğunuz artık yeter, bu zalimlere alet olduğunuz artık kifayet eder. 

Padişahımız Halifemiz Efendimiz Hazretlerinin merhamet ve şefkat kucağı siz açılmıştır. Hepiniz koşunuz, geliniz dünya ve ahiret saadetini ihraz ediniz: İşte size ihtar ediyoruz. Allah’ını, peygamberini ve padişahını seven bu tarafa gelsin!” 

İki bildiri vardır o yıllarda İstanbul’da kaleme alınan ve Yunan uçakları tarafından Anadolu topraklarına atılan. Tam bir teslimiyet bildirisi. Teslimiyetten de öte tam bir ihanet. Kim yazdı, mühürlendi mi mühürlenmedi mi, tartışmalı ama başında son zamanlarda adeta kutsanan/kutsallaştırılmak istenen İskilipli Atıf Efendi’nin olduğu Teali-i İslam Cemiyeti(İslam’ı Yüceltme Derneği)adına yazıldığı ve dağıtıldığı kesin.

Yazan Mustafa Sabri Efendi, Teali-i İslam Cemiyeti’ne getiren ve imzalanmasını isteyen de damadı Kınıklı Zeki’dir.

İskilipli Atıf Efendi ve Tahir Hoca(Tahirül Mevlevi) Ankara İstiklal Mahkemesi’nde yargılanırken Kınıklı Zeki’nin kendilerini ”bunu imza edeceksiniz veyahut hakkınızda lazım gelecek tertibat alınmıştır”  diye tehdit ettiğini öne sürecekler, buna rağmen imza etmediklerini savunacaklardır. Hatta bir süre sonra da tekzip ettiklerini iddia edeceklerdir. Doğrudur, tekzip edilmiştir ama epey sonra ve sadece bir gazetede. Mahkeme başkanı bu tekzip zamanını “devir değişmişti” diye yorumlamıştır.

İskilipli Atıf Efendi’nin asılmasına neden olan veya gerekçe olarak görülen/gösterilen şapka devrimi ve o sebeple çıkan isyanlara gelmeden önce sorulması gereken asıl soru niyeyse bir türlü sorulmamış ya da onu savunanlar tarafından sorulamamıştır.

Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak, Ali Fuat Cebesoy, Hüseyin Rauf Orbay, Refet Bele, İsmet İnönü, Mehmet Akif Ersoy, Hasan Basri Çantay ve daha birçokları Anadolu’ya koşarken İskilipli Atıf Efendi ya da Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi niye Anadolu’da değildir? Vatan savunmasına niye katılmadıkları niyeyse hiç sorulmadı, sorgulanmadı. İlk önce sorulması gereken asıl soru bu olmalıydı.

Asanlar Anadolu’da düşmana kurşun sıkarken asılanlar İstanbul’da kimlerin yanında, kimlerin konağında ya da sofrasındadır?

Daha kestirmeden bir soru: Mustafa Sabriler, İskilipli Atıflar, Mevlanzade Rıfatlar, Refik Halitler, Refi Cevatlar ve diğerleri niye Anadolu’da, niye düşmanın karşısında ve şehadet noktasında değiller de İstanbul’dalar?

(Devam edecek.)



BU AÇIK BİR İSTİLADIRGÜNCEL
BU AÇIK BİR İSTİLADIR
Fonttr Türkçe FontGÜNCEL
Fonttr Türkçe Font
ONLAR ARAP BİZ TÜRK'ÜZGÜNCEL
ONLAR ARAP BİZ TÜRK'ÜZ
ZORDUR BU VATANDA TÜRK OLMAKGÜNCEL
ZORDUR BU VATANDA TÜRK OLMAK
2023 OLMADI 2053'E NE DERSİNİZGÜNCEL
2023 OLMADI 2053'E NE DERSİNİZ?
SIRADAKİ HABER
}