HaberlerDEHŞETLER İÇİNDEYİM

DEHŞETLER İÇİNDEYİM

Samsunhabertv Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara kaleme aldı

+
-
DEHŞETLER İÇİNDEYİM

Bir video dolaşıyor sosyal medyada. Kısa mı kısa ama dehşet dolu bir video. Alana, alabilene, anlayana, anlayabilene derslerle dolu bir video.

En güneyden en kuzeye bu ülkenin değişik üniversitelerinde çekilmiş o dehşet görüntüler. Üniversite öğrencileri, kızlar, erkekler, hepsi de sırım gibi, taşı sıksalar suyunu çıkartırlar.

Marşlar söylüyorlar büyük bir coşkuyla ama bizim olmayan bir dille; bayraklar var ellerinde ama ay yıldızlı değil. Marş Suriye milli marşı, bayrak Suriye’deki derleme toplulukların ya da paralı askerlerin bayrağı daha doğrusu alamet-i farikası.

Kendi ülkesini terk etmiş insanlar bizim vatanımızda maliyetini bizim ödediğimiz ama bizim sahip olmadığımız imkânlarla el bebek gül bebek yaşıyorlar. Ne askere gidiyorlar ne vergi veriyorlar ne de sağlık hizmetlerine ödeme yapıyorlar. Aldıkları çeşitli yardımlar da cabası.

Suriye bataklığına niye girdik, nasıl girdik ve bir hayalle başlayan bu maceranın bize maliyeti ne oldu? Sorulması, sorgulanması gereken konular bunlar. Sorgulanacak ta. Er veya geç mutlaka sorgulanacak.

Yıllar önce bu ülkenin en yetkili ağzından çıkmıştı “40 milyar dolar” rakamı. O günden bugüne acaba nereye ulaştı bu rakam? 80 mi, 100 mü, kaç milyar dolar? Hazinesi dış borçlanmaya dünyanın en yüksek faizini ödeyen bir milletin bu maliyeti sorgulamaya hakkı vardır.

Bir siyasi hayal ve bir yanlış hesabın bizi soktuğu macerayı “Ensar” ve “muhacir” gibi iki kavramla açıklamaya kalkmak İslam tarihi ve aklımızla dalga geçmek değilse nedir? Hazreti Peygamberin Mekke’den Medine’ye göçmesi bir ilahi emirledir ve bir kutsal dinin tebliği içindir.

O gidişin bu gelişle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Birisi bir ilahi tebliğ içindir diğeri ise bir siyasi hesaplaşmanın sonucudur. Bize gelenlerle Medine’ye gidenleri “muhacir” sıfatıyla anmak gerçek muhacirlere saygısızlıktır.

Nüfus yapımız hızla değişiyor, daha da artacak bu değişim. Bizim doğum oranlarımız düşerken Suriyelilerin, Afganların, Kuzey Afrikalıların doğum oranı hızla artıyor. Genç oranı oldukça yüksek. Bunlar hayalleri olmayan ya da daha doğru tabirle “hayalleri çalınmış” gençler.

Ülkenin belli bir bölgesinde yani geldikleri ya da kaçarak terk ettikleri kendi ülkelerine yakın illerde kümeleniyorlar. Diğer illerde ise gettolaşıyorlar. Bu gettolaşmanın doğuracağı sosyal, ekonomik ve güvenlik sorunlarını dillendirenlere kızmak değil teşekkür etmemiz lazım. Onlar sığınmacılara nefret kusmuyorlar onlar bizi uyarıyorlar. Onlar sığınmacıların düşmanı değil ama bu devletin ve bu vatanın asli sahiplerinin dostları.

Kendi yetişmiş evlatlarını batıya kaptıran doğunun ve Afrika’nın yetişmemiş insanlarına kapılarını ardına kadar açan hiçbir ülkenin kalkınması, çağdaş toplumlar arasında yer alması söz konusu değildir.

Bu sorun siyasal değil ulusal bir sorundur. Parti ayrılıklarını bir kenara bırakıp milli bir çözümde uzlaşmak zorundayız.

Geleceğin tehlikelerine bugünden dikkatleri çekmek ne ırkçılık ne faşizm ne de bir başka topluluğa düşmanlıktır. Sadece ve sadece kendi toplumuna sevdadır. Biz bu toplumu sevmeye ve NE MUTLU TÜRK’ÜM DEMEYE ve toplumu dilimiz döndüğünce uyarmaya devam edeceğiz.



BU AÇIK BİR İSTİLADIRGÜNCEL
BU AÇIK BİR İSTİLADIR
Fonttr Türkçe FontGÜNCEL
Fonttr Türkçe Font
ONLAR ARAP BİZ TÜRK'ÜZGÜNCEL
ONLAR ARAP BİZ TÜRK'ÜZ
ZORDUR BU VATANDA TÜRK OLMAKGÜNCEL
ZORDUR BU VATANDA TÜRK OLMAK
2023 OLMADI 2053'E NE DERSİNİZGÜNCEL
2023 OLMADI 2053'E NE DERSİNİZ?
SIRADAKİ HABER
}