HaberlerMÜDAFAA-İ HUKUK

MÜDAFAA-İ HUKUK

Samsunhabertv Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara kaleme aldı...

+
-
MÜDAFAA-İ HUKUK

31 Mart 1918’de Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay başkanlığındaki Osmanlı delegasyonu Mondros Ateşkes Anlaşmasını imzalıyor. Anlaşma sadece 25 madde, ama İtilaf Devletlerinin yani galiplerin her tarafa çekebileceği bir ateşkes anlaşması.

Yenilmişiz, bütün ordular gibi Yıldırım Orduları da cepheden çekiliyor. Yıldırım Orduları Grup Kumandanı Mirliva Mustafa Kemal Paşa henüz İstanbul’a dönmemiş, ordularının başında ve Adana’da. 8 Kasım 1918’de İstanbul’da Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya uzun bir rapor gönderir. Şu satırlar o rapordan:

“İngilizlerle yapılan Ateşkesin imzalanan örneği, Osmanlı Devleti’nin korunmasını ve esenliğini sağlayıcı anlam ve nitelikte değildir. Söz konusu maddelerin anlaşılmayan yönleri ve genel delillerinin bir an önce tespiti gerekir. Yoksa İngilizlerin tekliflerine bugüne kadar olduğu gibi karşılık verilmeye devam edildiği takdirde, bugün Payas-Kilis çizgisine kadar olan araziyi isteyen İngilizlerin yarın Toros’a kadar Kilikya bölgesini ve daha sonra Konya-İzmir hattını işgal önerilerinin birbirini izleyeceği ve sonuç olarak ordumuzun kendileri tarafından yönetilmesi ve daha ötesi Osmanlı Bakanlar Kurulu’nun Britanya Hükümeti tarafından seçilme gereği gibi önerilerle karşılaşmak uzak değildir.”

Liderlik bu olsa gerek; kimsenin göremediğini görebilmek ve tehlikeyi önceden sezmek. Sadece görmekle kalmaz Mustafa Kemal Paşa, Fransızların İskenderun’a çıkma taleplerine karşı çıkar, ordularını dağıtmaz, silahlarını teslim etmez. Dağıtılmayan o askerler ve teslim edilmeyen o silahlar Milli Mücadele’nin başarısına önemli katkılar verecektir.

Bir gün önce Yıldırım Orduları Grubu iptal edilmiş, Mustafa Kemal Paşa da Harbiye Nezareti emrine alınmıştır. Karar kendisine 10 Kasım 1918’de bildirilir. Aynı gün Adana’dan trenle yola çıkan Mirliva Mustafa Kemal Paşa 13 Kasım’da İstanbul’dadır. Ne garip bir tesadüf ki İstanbul o gün İtilaf devletleri tarafından işgal edilmektedir. Boğaz’da topları Yıldız Sarayı’na çevrilmiş tam 55 savaş gemisi vardır. Ayrıca dört de denizaltı.

Mustafa Kemal Paşa İstanbul düşman donanmasına bakar ve o tarihi söz dudakların dökülür: GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER…

Gittiler, 9 Eylül 1922’de İzmir’den denize döküldüler.

Kurtuluşun 100. Yılında yine sağdan soldan kuşatılıyoruz. Havadan, karadan, denizden. Yine Yunanlılar önde, İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve diğerleri ve ABD arkada.

Askeri planda olmasa, emperyalist bir amaç taşımasa ve hatta açlıktan ve savaştan kaçış gibi bir gerekçesi olsa da yine işgal ediliyoruz hem de saklı gizli değil, açıktan, Suriyelisiyle, Afganistanlısıyla, Afrikalısıyla. Hem kültürümüz bozuluyor hem nüfus yapımız. Giderek nüfus artışı azalan bu vatanın gerçek sahipleri bir yanda, doğurganlıkları Türk insanının neredeyse üç katı olan Suriyeliler, Araplar, Afrikalılar diğer yanda.

Müdafaa-i Hukuk ne muhteşem bir kavram. Sadece askeri değil aynı zamanda çağlar üstü bir kavram. Hukukun savunulması ya da kısaca adalet, hani şu “mülkün temeli” olan adaletin savunulması.

Merak ediyorum muhalefet niye altılı masa der de “Müdafaa-i Hukuk Masası” demez. Sayıların ucu açıktır, azalır veya çoğalır. Değişken bir kavram yerine tarihi değeri de olan bir kavram niye kullanılmaz ki? 



'NAH ALIRSIN'DAN AKDENİZ' MARŞINAGÜNCEL
'NAH ALIRSIN'DAN AKDENİZ' MARŞINA
İÇİMDE BİN TÜRLÜ KEDERGÜNCEL
İÇİMDE BİN TÜRLÜ KEDER
BİR FETVA, BİR MAHKEME VE BİR HALİFEGÜNCEL
BİR FETVA, BİR MAHKEME VE BİR HALİFE
BİR OSMANLI PADİŞAHI VE KAYBEDİLEN VATAN TOPRAKLARIIIGÜNCEL
BİR OSMANLI PADİŞAHI VE KAYBEDİLEN VATAN TOPRAKLARI(II)
BİR OSMANLI PADİŞAHI VE KAYBEDİLEN VATAN TOPRAKLARIIGÜNCEL
BİR OSMANLI PADİŞAHI VE KAYBEDİLEN VATAN TOPRAKLARI(I)
SIRADAKİ HABER
}