YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Vedat ÇINAROĞLU

TEKE’DEN SÜT SAĞMAK

27 Mayıs’taki Yassıada töreninde Erdoğan ve Bahçeli’nin ilginç değerlendirmelerine tanık olduk. Erdoğan’ın, “Kurtuluş Savaşımızdan sonra başlatılan kalkınma hamlesi” sözünü duyunca yanlış işitmiş olabileceğim kuşkusuna kapılarak konuşma metnini basından tekrar tekrar okumak zorunda kaldım. İktidara geldikleri günden beri sürekli aşağıladığı bir dönemi yüceltmesi, geç de olsa gerçeği söylediği için olumluydu. Umarım gelecek günlerde, örneklerini sıkça gördüğümüz gibi Atatürk dönemini aşağılama cümlelerine tanık olmayız. Bu kadar Atatürk düşmanı Türklük karşıtı gerici yobazın; bırakalım Cumhuriyetin kurucusu, vatanın kurtarıcısı, kul olmaktan özgür yurttaşlığa kavuşan bir toplum oluşturmayı, yaşamını yitirmiş bir kişiye sağtöresizliğin doruklaştığı sözlerle saldırması ve hukuki karşılığını görmemesi kimin korumacılığı ile yapılmıştı ki? Genelkurmay Başkanı olarak Menderes’in paltosunu tutmaktan utanmayan Rüştü Erdelhun’a yapılanı eleştiren Erdoğan keşke; 26ncı Genelkurmay Başkanı “Terör Örgütü Yönetmek” suçlamasıyla tutuklanırken, Türk Ordu’sunun çok değerli subayları düzmece belgelerle tutsak edilirken, devletin alpları Silivri’de öldürülürken, kıvançlarıyla oynananlar canlarına kıyarlarken de aynı duyarlılığı gösterseydi belki inandırıcı olabilirdi!

“Nezaket, kibarlık ve insan hasletleri dillere destan bir Başbakan” sözleriyle Menderes’i yüceltme çabaları öz düşüncesidir. Ancak, MHP Milletvekilleri ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’la ilgili “kaset soytarılığı” için “Bunlar özel değil genel genel!” diyerek neredeyse eğlenen Erdoğan’ın; bir Başbakan olarak Menderes’in, dönemin ünlü müzisyeni Hasan Ferit Alnar’ı eşi Ayhan Aydan’dan siyasi gücünü kullanarak ayırmasını hangi nezaket ve insan hasletleri ile özdeşleştiriyor olduğunu anlamak güç!

Erdoğan, Yassıada duruşmaları için“ Burada yapılan iş yargılama değil bir hukuk cinayetiydi” “Yassıada’da kurulan tiyatro mahkeme” saptamalarında da haklı olabilir. Ancak Türk ulusunun AKP iktidarları dönemindeki hukuk cinayetlerini ve tiyatro mahkemeleri unutmuş ve hala devam etmekte olduğunu izliyor olması, günün heyecanıyla göz ardı etmiş olduğu ile yorumlanabilir. Ya da konuşmasını yazanlar oldukça özensiz hazırlamışlar. Sanıyorum “ Her darbe öz hukukunu uygular” anlamında kalıplaşmış bir söz var. 20 Temmuz 2016 için de benzer yorumların sıkça yapıldığına yakın geçmişte tanık olmadık mı?.

Yukarıdaki çözümlemeler için “fırsatçı bir siyasetin ortaya çıkması” olarak nitelendirme yapılırsa haklı bir yorum sayılabilir. “Ustalık” dönemi böyle bir yetenek olsa gerek! Ancak yazılması gerekenler daha derin çelişkiler, yanlışlar ve saptırmalardır: Erdoğan’ın “ 1950-1960 arasındaki 10 yıl Türkiye’nin kat ettiği mesafeyi gençler çok iyi öğrenmeli” önerisi ve Bahçeli’nin “ Cepheleşerek sonuç alamayacağımız görülmelidir. Çatışmanın ve çekişmenin sonu olmadığı bilinmelidir.” Sözleri çözümlemeyi gerektirir.

1950-1960 arasındaki 10 yıl, Türkiye’nin üretimden uzaklaştırılıp yayılmacılara bağımlılığının başlatıldığı karanlık yıllardır. Çocukluğumuzda annelerimiz bizlere taze inek sütü içirirlerdi. Demokrat Parti, ABD’nin gönderdiği Süt Tozu’nu ilkokullarda zorunlu olarak Türk çocuklarına içirtti. Çocuk felci, bugünlerdeki Korona gibi yaygınlaşınca, nedeninin Süt Tozu olduğu anlaşıldı. ABD’ye milyonlarca lira ödeyerek Çocuk Felci Aşısı almak zorunda kaldık. Sanıyorum Erdoğan da benim gibi Süt Tozu kurbanlarındandır. Erdoğan’ın çok yalın bir gerçek olarak işaret ettiği “Kurtuluş Savaşımız’dan sonra başlatılan kalkınma hamlelerinin” yani üretim stratejisinin sona erdirildiği dönemdir o on yıl. Atatürk’ün uçmağa gidişinden sonra İnönü dönemi olarak bilinen Milli Şef sürecinde başlamıştır ve Menderes hükümetlerinde doruğa çıkmıştır. Anadolu çiftçisinin ürettiği yararlı buğday gereksinimden fazla üretilirken ABD’nin parasız gönderdiği genetiği bozulmuş buğdayla bu kutlu toprakları ve kutlu ulusu ağılayan o Demokrat Parti iktidarlarıdır. Verilebilecek çok sayıdaki yıkım örneğini de gençler iyi öğrenmelidir. Yüreğimi hala sızlatan bir örneği de emekli bir asker olarak yazmalıyım: Artık çok daha önce olduğunu bildiğimiz ancak hala ulu Türk Hakanı Tanrıkut Mete dönemi olarak onaylanan neredeyse 2000 yıllık Türk Ordusu, NATO kandırmacasıyla 100 yıllık ABD ordusunun eğitim talimnameleriyle “O” 10 yıllık dönemden başlayarak uyuşturuldu. Ne demek istediğimi 106’lık havan, 106’lık Geri Tepmesiz Top, Dağ Harekatı, Gayrinizami Harp Harekatı v.b. ABD Talimnamelerini uygulayanlar açık olarak anlayacaklardır. 1980 yılında Bölük Komutanlığı görevime başladığımda giyim-kuşamla ilgili sayımları yaparken küflenmiş “Amerikan Parkaların” kutlu bir giyecek olarak tutanaklara geçirilmesinden bir Türk subayı olarak duyduğum utanç hala belleğimdedir. Erdoğan’ın savı, kat edilen mesafeden(!) daha fazla örnek vererek okuyucuyu da utandırmak istemem!

Alparslan Türkeş’in İçişleri Bakanlığı’ndaki “ABD İrtibat Ofisi”ne bilinen tepkisini yazmaya gerek yoktur! Konuşmalarda idamlara karşı çıktığı için rahmetle yad edilen darbenin güçlü ismi Alparslan Türkeş’in 4 Kasım 1960 Cuma günü Ankara Yüksek Ticaret Öğretmen Okulun’da Başbakanlık Müsteşarı olarak söylediklerinden örnekler verelim: “Aziz vatandaşlarım, bugün sizlere Atatürk prensiplerini ve 27 Mayıs İnkilabının meydana getirilmesindeki saiklerle, bu inkılabın prensiplerini birlikte gözden geçireceğiz”…”Diyor ki: ‘ Türk’ün haysiyet ve izzetinefsi ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evladır. Binaenaleyh ya istiklal ya ölüm.’ Türkeş’in ne demek istediği çok açık değil mi? Aynı nutkundan: “ Yurdumuz çeşitli kuvvetlerin tehdidine maruz bulunuyordu. Bu kuvvetler içte ve dışta kendini hissettirmektedir. İşte, kendini gösteren tehlikeli durum, milleti parçalayıcı çeşitli zümrecilik, çeşitli fikirler ve ayırıcı hisler adeta vatandaşlar arasında kardeşliği, sevgiyi silecek şekilde yer etmeye başlayan, yanlış, düşmanca hatalı görüşler ve duygulardır. Bütün Türk aydınları endişe içindedir. Yıllarca çırpınarak hürriyet ve demokrasi nizamının tesisini görmek aşkıyla çalışmış olan insanlar ümitsizliğe düşmüşlerdir.”…”El öpmenin kaldırılmasını istemişizdir. Karşılamalarda kurbanlar kesilmesinin kalkmasını istemişizdir.”… Nutkun tamamı, içerisindeki el yazımdan okuduğuma göre 1978 yılında incelediğim “ 27 Mayıs, 13 Kasım, 21 Mayıs ve Gerçekler, Dokuz Işık Yayınları, İst. 1977” basımlı bitikten okunabilir.

Sayın Bahçeli yukarıda işaret ettiğim sözlerini Erdoğan’a mı söyledi bilmiyorum. Ulusun önemli bir çoğunluğu Erdoğan’ın cepheleşme stratejisinden yakındığına göre Erdoğan’a söylemiş olmalı. Karşıtı olursa, yani bu sözü muhalefete söylediyse “Aynaya bakmalısınız!” yanıtı verilebilir. Usuma Sayın Bahçeli’nin TBMM Grup Toplantısında söyledikleri geldi nedense: “ Teke’den süt sağılmaz, Recep Tayyip Erdoğan’dan da Cumhurbaşkanı olmaz!” 27 Mayıs yorumları “Teke’den süt sağma!” çabalarına benziyor ve güldürüyor da, belki Cem Yılmaz’a esin olur diye düşündüm!

TÜRKLÜK NAMUSUMUZDURGARA VE LAİKLİKYENİ YÜZYILIN YENİLİKLERİ101'İNCİ YILTÜRK'ÜN TÖRESİCUMHURİYET AMA HANGİSİ?YAĞIMETRİSTEPE’DEN KOCATEPE’YE-2METRİSTEPE’DEN KOCATEPE’YEUTKUYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
BU AÇIK BİR İSTİLADIR
Osman KARA
Prof. Dr. Mustafa ÖZDEMİR
İLK ADIM İSKELESİ
Prof Dr Mustafa ÖZDEMİR
Atilla ÇİLİNGİR
‘’19 MAYIS 1919’’ BAĞIMSIZLIĞIMIZA ATILAN İLK ADIM
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa GENÇ
RAMAZAN SONRASI MÜSLÜMAN’A DOKUNMAK…
Mustafa GENÇ
M. Halistin KUKUL
O, BİTTİ BEYİM
M Halistin KUKUL
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
KİTAP VE OKUMAK ÜSTÜNE (1)
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU