YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Osman KARA

MİSAK-I MİLLİ, SEVR VE LOZAN

Misak-ı Milli, Sevr ve Lozan yakın tarihimizin üç önemli belgesi, birisi milli hedefler bildirgesi diğer ikisi uluslararası antlaşma. Misak-ı Milli bildirgesini yazan Mirliva Mustafa Kemal Paşa, kabul eden son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı. Sevr’i imzalayan İstanbul, Lozan’ı imzalayan ise Ankara hükümetleri.

 

Türk Milleti ve Türk’ün tarihiyle kavgalı birileri bilerek, öyle bir kavgası olmayan büyük bir kesim ise bilmeden Sevr’in imzalanmadığını ya da Sultan Vahdettin’in Sevr’i onaylamadığını yazar, söyler, anlatır, anlatmaya çalışır. Sevr imzalanmıştır, isteyen imzacılardan Rıza Tevfik(Bölükbaşı)’in “Biraz Da Ben Konuşayım” adlı anı kitabına bakabilir. Rıza Tevfik orada gayet net anlatır bizzat Vahdettin’in başkanlığında toplanan Saltanat Şurası’nda nasıl kabul edildiğini ve kendilerinin o anlaşmayı nasıl imzaladıklarını.

 

İmzalanmadığı yalandır ama onaylanmadığı doğrudur. Onaylanmamıştır, çünkü onaylayacak makam yoktur. 1876 tarihli Teşkilatı- Esasiye(Anayasa) Yasasında 1909’da yapılan değişikle “uluslararası anlaşmaları onaylama yetkisi” padişahtan alınarak meclise verilmiştir. O tarihte de İstanbul’da meclis yoktur, Ankara’daki Büyük Millet Meclisi’nin ise öyle bir kepazeliği onaylaması söz konusu değildir.

 

Sevr bir kepazeliktir, Osmanlı mağlubiyetle biten savaşlar sonunda birçok anlaşma imzalamıştır, toprak kaybına uğramıştır ama Sevr bunların hiçbiriyle kıyaslanamaz. Doğrudan doğruya bir teslimiyettir ve o yönüyle de apaçık bir yüzkarasıdır.

 

İstanbul payitaht(başkent) olarak Osmanlı’ya bırakılmıştır, Osmanlı sultanı orada oturacaktır ama “Osmanlı bu anlaşmaların ve özellikle de azınlıkların haklarına dürüst bir biçimde saygı göstermekte kusur ederse Müttefikler bu maddeyi değiştirme hakkını saklı tutarlar ve Osmanlı da buna uymayı peşinen kabullenir.” Maddenin kaypaklığı bir yana ifadedeki üslup oldukça aşağılayıcı ve onur kırıcı.

 

Osmanlı’ya hava kuvvetleri yasaktır, Osmanlı bırakın hava kuvvetleri kurmayı uçak ve uçak parçası bile alamayacaktır. Deniz kuvvetleri ve kara kuvvetleri ancak onların belirlediği kadardır. Ezcümle padişahın hassa ordusu yani koruma birliği “kurmay heyeti, subay, astsubay ve er olarak 700’ü”, Osmanlı kara kuvvetleri ise “kurmay heyeti, subay, astsubay ve er olarak jandarma dâhil 50.000’i” geçmeyecektir. Ki bunun 15.000’i jandarma olacaktır. Müttefikler ayrıca jandarmaya subay gönderecekler, bu subaylar jandarmanın eğitim ve yönetiminde yetkili olacaktır.

 

Müttefikler, daha doğrusu işgalciler “özel polis teşkilatı” da kuracaklar ve bunların masrafları da Osmanlı karşılayacaktır. Sadece o değil Osmanlıların bu hükümlere uyup uymadığını denetleyecek olan Müttefikler-arası Komisyonun masrafları da bizim tarafımızdan karşılanacaktır.

 

Bir de Müttefikler tarafından kurulacak “Maliye Komisyonu” var ki tam bir esaret örneği, başka bir kepazelik. Osmanlı Hükümeti yeni yıl bütçesini meclisten önce bu komisyona sunacak ve onay aldıktan ya da onların onayladığı yeni şekliyle Meclise taşıyabilecek. Meclis komisyonun onayını almadan herhangi bir değişiklik yapamayacak, bütçe ve mali yasa uygulamaları komisyon tarafından denetlenecektir. Uzundur bu fasıl, meraklısı ilgili maddelere bakabilir.

 

Ekonomik teslimiyetin yeniden kabullenildiği ve hatta daha genişletildiği yer de 261 ve 262’inci maddelerdir. İttihat Terakki Hükümeti 1 Ağustos 1914’de hem kapitülasyonları kaldırmış hem de yabancı posta teşkilatlarını kapatmıştı. Posta işletmek devletin hükümranlık hakkı olmasına rağmen memleketimizde o tarihte Avusturya, Rusya, Fransa, İngiltere, Almanya ve İtalyanlara ait olmak üzere 64 yabancı posta merkezi vardı.

 

Sevr’in 261’inci maddesi kapitülasyonları genişleterek geri getirirken, 262’inci maddesi de posta merkezlerinin yeniden açılmasına onay veriyordu. Hem kapitülasyonlar hem de yabancı posta merkezleri birilerince hor görülen ve “gedik açtık” diye övünülen Lozan’da tarihin çöp sepetine atılmıştır.

 

Uzundur ama bahsetmeden geçmek olmaz, 3 ana başlık daha vardır Sevr’de olup da Lozan’da aynı şekilde tarihin çöplüğüne atılan. Birisi “Ermeni Yurdu”, biri “Kürdistan” ve diğeri de İzmir meselesidir.

 

Sevr’in 88-93’üncü maddeleri Ermeni Yurdu’nu düzenler. Bu maddelere göre Türkiye Doğu Anadolu’da sınırları ABD başkanının onayına sunulacak bölgedeki bağımsız Ermenistan’ı tanımayı, Ermenistan’ın denize çıkışını ve bitişik topraklarını askersizleştirmeyi kabullenir.

 

O mahut sözleşmenin 65-83’üncü maddeleri ise İzmir’le ilgilidir, Osmanlı Hükümeti bu anlaşmadan hemen sonra İzmir’i Yunanlılara teslim edecektir. İzmir bizim egemenliğimizde gözükecek ama bunu kullanma hakkı Yunanlıların olacak, egemenliğimizin sembolü olarak da kentin dışındaki bir kaleye bayrağımız çekilecek! Yunan devleti asayişi sağlamak için silahlı kuvvet bulundurabilecek. Orada yerel parlamento olacak ve bu parlamento 5 yıllık bir sürenin sonunda İzmir’in Yunanistan’a bağlanmasını isteyebilecektir. Türkiye buna uymayı peşinen taahhüt etmektedir. İzmir deyince aklımıza şimdiki İzmir gelmesin, Sevr’de çizilen sınırları şimdikinden çok daha geniş bir alanı kapsar.

 

Ve Kürdistan. Önce özerk sonra tam bağımsızlık! Sevr’in 62, 63 ve 64’üncü maddeleri de bunu düzenler.

 

Lozan’da bunların hiçbirinden eser yoktur. Ne kapitülasyon, ne Ermeni Yurdu, ne Kürdistan, ne yabancı posta imtiyazı, ne ordunun tasfiyesi, ne yabancı komisyonlar ne de Sevr’deki o buyurgan dil.

 

Siz olsaydınız hangisini imzalardınız, Sevr’i mi Lozan’ı mı?

 

“O” OLMASAYDI?NE YAPARDINIZ?YIKILIŞTAN KURULUŞA/ KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI(III)YIKILIŞTAN KURULUŞA/ KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI - (II)YIKILIŞTAN KURULUŞA KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI (I)HADİ CANIM SEN DE!ŞARKILARLA GÜNAYDINOSMANLIDAN DERS ALMAK YA DA OSMANLI GİBİ BATMAKLOZAN YALANLARI SEVR GERÇEKLERİ(I)TOPKAPI, DOLMABAHÇE, BEYLERBEYİ VE DİĞERLERİYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
“O” OLMASAYDI?
Osman KARA
M. Halistin KUKUL
GİRDAP/ASKERÎ OKULLARDA KATLİAM
M Halistin KUKUL
Mustafa GENÇ
İKTİDAR- MUHALEFET DİYALOĞU
Mustafa GENÇ
Atilla ÇİLİNGİR
KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa ÖZDEMİR
SEMERKANT
Mustafa ÖZDEMİR
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
SANAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU