YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Vedat ÇINAROĞLU

YENİ YÜZYILIN YENİLİKLERİ

                    20nci yüzyılın iki temel yeniliği vardı: İlk yarısındaki bölümde yayılmacıların, ele geçirmek istedikleri coğrafyalarda gerçekleştirdikleri silahlı saldırılara tanık oldu insanlık. Dönemin kazananları; A.B.D, S.S.C.B. ve Türkiye Cumhuriyeti idi. İmparatorluklardan Ulus Devletlere geçiş belirleyici özelliği oldu. Yayılmacıların işine gelmeyen bir sonuçtu. Çünkü Türkiye, Atatürk’ün önderliğinde özünü geliştirip güçlendirirken bölgesine yapılması olası saldırılara karşı güçlü bir savunma işbirliği geliştirmişti(Balkan ve Sadabat Paktları). Ulus Devlet yapılar da bağımlılıktan kurtulmanın çabası içindeydiler. 20nci yüzyılın ikinci yarısında bu denklemin bozulduğu görüldü; Türkiye Atatürk’ün ölümünden sonra etken dış ilişkiler, üretimde yeterlilik ve çeşitlilik ilkelerinden uzaklaşıp tam bağımsızlık anlayışını terk ederek NATO aracılığı ile A.B.D.(Batı) eksenine bağımlı oldu. Savunma işbirliği yapılan İran, Irak, Pakistan, Afganistan, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya yeni güvenlik işbirlikleri arayışına giriştiler. Almanya 2nci Büyük Savaştan edindiği deneyimden yararlanarak akıl ve bilime dayalı bir yönetim anlayışı ile özellikle endüstri alanında kıta Avrupası’nın en güçlü ülkesi oldu. Japonya ve Güney Kore de benzer şekilde Uzak Doğu’nun yıldız ülkeleriydi. Türkiye’nin denklemden çıkması A.B.D ve Rusya’yı yeryüzünün iki kutup başı ülkesi yaparak “Soğuk Savaş” olarak adlandırılacak olan sürecin başlamasında en önemli etken olmuştu. Bu dönemi Charles Levinson’ın betimlediği gibi “Votka-Cola” olarak adlandırmak “savaştan” çok “paylaşım” gerçeğini vurgulamak için çok daha doğrudur.

                    21nci yüzyıla girerken iletişim teknolojilerindeki hızlı değişim; “Küreselleşme” ve “Medeniyetler Çatışması” savlarının, yeni yeryüzü biçimlenmelerinin ve çatışmalarının temelini oluşturuyordu. “Kavramlar” yeni değişim ve çatışma alanları yaratıyordu. Afganistan’ın, önce Rusya sonra A.B.D tarafından denetim altına alınarak Asya’yı etki altına alma amaçları ile oluşan(oluşturulan) El-Kaide ve türevi terör örgütleri “İslami Terör” adıyla kavramsallaştırılıyor, medeniyetler çatışması savına haklılık kazandırılıyordu. Böylece Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da NATO üyesi olmayan ülkelerin Batı’ya(A.B.D) bağımlı olmaları isteniyordu. Bunda bir zorluk yaşanmadı. Özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrikada’ki İhvancı- Selefi yapılar uzun yıllardır hazırlanmışlardı. Bu yapılar, her dönemde olduğu gibi çıkar ilişkilerini önceleyerek yayılmacılarla işbirliği içerisinde oldular.  Berlin Duvarının yıkılışı, Varşova Paktı’nın sonlanması ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının öncü imi olmuştu. Bu gelişme de beklenen bir sonuçtu aslında; İmparatorlukların kalıcı olamayacağı tarihi bir gerçekti. Atatürk bu gerçeği çözümlediği için Türkiye Cumhuriyeti’nin 10ncu yıl kutlamalarında: “Sovyetler Birliği içindeki kardeşlerimizle ilişkilerimizi geliştirmeliyiz.” Demişti. Ancak Atatürk’ün “akıl ve bilim” yolundan uzaklaşmış olan Türkiye, 12 Eylül 1980 darbesiyle yürürlüğe koyduğu “Türk İslâm Sentezi” adlı resmi ülkü ile yeni bir selefi yapının gelişmesini desteklemiş ve ayağına olsa iyi, kafasına kurşun sıkmıştı. Bu gerçek, tasarımı hazırlayanlar ve destekleyenler incelendiğinde bile yeteri kadar açıktır. 1970’li yılların başlarında Aydınlar Ocağı’na “çöken” ve tüm gerici oluşumlarla ilişkide olan tasarımcılar ülkeyi yöneten siyasi partileri de etkileri altına almışlardı. “Türk-İslam Sentezi”indeki “Türk”, yalnızca Cumhuriyet’i kuran kadrolarda olduğu gibi Türklük bilinci olanlara tasarımı şirin göstermek içindi. Gerçekte amaçlanan, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yapılanların Türkiye koşullarına uyarlanmasından başka bir şey değildi. Tasarım, Türk Devlet yapısını uzun süre toparlanamayacak kadar sarsarak başarılı da oldu. Türkiye’yi, “Ergenekon-Balyoz” karanlığına sürükleyen etkenin temelinde bu yanlış vardır.

                    21nci yüzyılı, bu gelişmelerle tek kutuplu bir yeryüzü düzeni selamlıyordu ancak tek kutup olan A.B.D.’in sınırsız sömürme tutkusu gittikçe artan A.B.D. karşıtlığına neden oldu. Bu karşıtlığın giderilmesi için yaptığı tasarımların(2001 İkiz Kuleler saldırısı gibi) A.B.D’ye ne kadar yarar sağladığı tartışılmaya devam ediliyor olsa da her sömürge alanında kaybetmesine engel olamadı. Nasıl olur da bu güçlü istihbarat ağı Dünya Ticaret Merkezi’ne saldırıyı öğrenememiş, güçlü iç güvenlik kurumları önleyememişti? Afganistan, Irak’taki başarısız askeri ele geçirme girişimleri içeride de gergin kutuplaşmaları ve toplumsal ayrışmaları tetikledi. Rusya Federasyonu’nun toparlanma süreci sonrasındaki jeostratejik atılımları, İran’ın Ortadoğu’daki etkinliği, Çin’in A.B.D. ile olan ekonomik çekişmedeki başarısı, Türk Cumhuriyetlerinde yeniden yükselen ulus ve Türklük bilinci Brezezinski’yi haklı çıkarıyordu; “Stratejik Vizyon” adlı çalışmasında “ Türkiye’yi içine katamayan Batı’nın Asya’nın yükselişini önleyebilmesi zordur.” Saptamasında bulunmuştu.

                     21nci yüzyılın başlangıcında olduğumuz bu yıllarda değişim geçmiş yüzyıllara oranla çok daha hızlıdır. Bu, iletişimin düşünceye etkisi olarak onaylanabilir. Türkiye, bu gelişmeler karşısındaki yeni bölgesel işbirliği anlayışını 20nci yüzyılın sonlarında belirlemişti. Ancak, “Türk- İslam Sentezi” tasarımının güçlendirdiği “siyasal İslamcı” yapılar yüksek yargının “irticai faaliyetlerin odağı” olarak saptadığı iktidarla birlikte Brezezinski’nin(!) uyarılarına “huşu” ile bağlı kalıyordu. Bu “mübarek imam nikahı”na hiç beklenmedik şekilde 17-25 Aralık 2013’de sokulan fitne ile denklemin bilinmeyenleri çoğaltılıyordu. Tüm kurumları denetim altına almış Brezezinski vekillerinin kavga etmelerinin nedeni ne olabilirdi ki? İki tarafta da kasalarını dolduranlar vardı ve iki taraf da nereden ne aşırıldığını, ne kadar aşırıldığını, “darülharp doyumluklarının” nerelere yatırıldığını ayrıntılarıyla biliyordu. Yaratılış felsefesinin cahilleri için kural değişmemişti; başkalarının hakkını çalan bir süre sonra tüm çalınanları kendine hak görür. Kavga büyümüş kılıçlar çekilmişti. İktidar gücünü ellerinde tutanlar 3 yıl sonra bile silahlı kalkışmayı öngörememiş, öğrenememiş, engelleyememiş ancak nasıl olduysa 16 Temmuz 2016 sabahı av operasyonu “nokta” atışlı olarak başlatılmıştı. Peki, bir terör örgütü ile savaşım için yönetim düzeninin değişmesine gerek var mıydı? Var ise 14 yıl neden beklenmişti? Üstelik ülkede benzer o kadar çok terör örgütü vardı ki! Çelişkiler ve sorular o kadar çoktu ki! Değişim stratejilerinin başarısı için doğaldır ki çok bilinmeyenli denklemlere gereksinim vardır. Siyasi iktidar acaba ne kadarını bilebiliyordu?

                     Neocon’ların yönettiği A.B.D. Ortadoğu’daki askeri operasyonlarında başarısız olunca “vekâlet savaşları” olarak adlandırılan yeni bir yöntemi yürürlüğe koydu. Ancak bu yeni yöntem A.B.D.’ye olan tepkiyi tiksintiye dönüştürdü. Ayrıca, özellikle Türkiye ve Batı, “sığınmacılar” adıyla yeni bir yönetim sorunuyla karşı karşıya kaldı. Bu durum A.B.D.’deki iç cepheleşmeyi keskinleştirdiği gibi kurumlarla yönetim arasındaki uyumsuzluğu hiç olmadığı kadar arttırdı. Neredeyse bir yılını dolduran virüs salgınındaki çok kötü yönetim içeride sağlık düzenin daha keskin eleştirilmesine neden oldu. Bu koşullarda başkanlık seçimlerini tamamlayan A.B.D. kendine özgün demokrasisinde bir ilkle de tanıştı: “Kongre baskını!”. Bu yeni durum, Başkan’ın iktidarı bırakmamak için “milis güç” gözdağı, iç cephedeki ayrışmayı çatışma öncesine taşıdı. Yeni yönetim, yani Neoconlar bu yeni durumu nasıl yönetecek, olası gelişmeler neler olabilir, Türkiye A.B.D.(Batı) ilişkilerindeki gelişmeler neler olabilir? Gelecek yazıda çözümlemeye çalışacağım.

TÜRKLÜK NAMUSUMUZDURGARA VE LAİKLİKYENİ YÜZYILIN YENİLİKLERİ101'İNCİ YILTÜRK'ÜN TÖRESİCUMHURİYET AMA HANGİSİ?YAĞIMETRİSTEPE’DEN KOCATEPE’YE-2METRİSTEPE’DEN KOCATEPE’YEUTKUYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
BİR ÖLÜMÜN ARDINDAN
Osman KARA
Atilla ÇİLİNGİR
TARİHİMİZE NOT DÜŞEN GERÇEKLER… (Zaman Asla Kaybolmaz)
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa GENÇ
KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN BAZI NEDENLERİ
Mustafa GENÇ
M. Halistin KUKUL
HER ŞEY SEVMEKLE BAŞLAR
M Halistin KUKUL
Mustafa ÖZDEMİR
SEMERKANT
Mustafa ÖZDEMİR
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
SANAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU