YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI

ÇOCUK, KİTAP VE EĞİTİM

      Devletin en önemli görev ve sorumluluklarından birisi de, hiç şüphesiz kendisini korumak ve yaşatmak için gerekli olan tedbirleri zamanında almak ve bunları titizlikle uygulamaktır. Bu tedbirlerin en başında da insanlarımızın asgari müşterekler etrafında birleşmelerini ve kenetlenmelerini mutlaka sağlamak ve toplumda bir ayrışma ve kutuplaşmaya yol açacak her türlü gelişmeye karşı son derece duyarlı ve dikkatli davranmak gelir. Bunun için de devletin insanlarımıza öncelikle zengin kültür ve medeniyet değerlerimizi, tarihimizi, sanat ve ilim eserlerimizi, tarih boyunca yetiştirdiğimiz seçkin kültür, sanat ve ilim adamlarını doğru ve eksiksiz bir şekilde okutması ve tanıtması gerekir. Millî birlik ve beraberlik ruhunu pekiştiren, millî ruhu besleyen ve canlı tutan değerlerin başında bunlar gelir. Milletin geleceğini inşa edecek olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bu doğrultuda eğitip yetiştirmek ve hayata hazırlamak, devletin, dolayısıyla adının başında“millî” kelimesi bulunan bir bakanlığın temel görevlerinden biri olarak görülmelidir. İnsanlarımızda bir milliyet ve mensubiyet şuurunun ve birlikte yaşama iradesinin gelişmesi, onların ancak bu doğrultuda bir eğitim almalarıyla mümkün olabilir. Eğer çocuklarımız, ilkokuldan başlayarak eğitimin her kademesinde kendi seviyelerine uygun düşecek şekilde dikkatlice hazırlanmış ve seçilmiş kitapları okuyarak, kendi devirlerini, fikirleri ve çok başarılı çalışmaları ile temsil etmiş seçkin şahsiyetlerimizi, kültür, sanat ve ilim insanlarımızı yakından tanıyarak büyürlerse, bu onlarda mutlaka bir özgüven duygusu ve birlikte yaşama iradesi geliştirir. Onlar doğru, iyi ve güzel olan şeyler etrafında kolayca birleşirken yanlışlıklar, haksızlıklar ve adaletsizlikler karşısında ortak bir tavır sergilemekte de pek zorlanmazlar.

           Buna karşılık her yaşta başka toplumların hayatını, kültür ve sanatını anlatan yayınları okuyarak ve dizileri seyrederek yetişen çocuklar ise bu şansı zor yakalarlar. Çünkü kendi milletlerine ve onun değerlerine yabancılaşırlar, kendi insanımızın dünyasından, onun tarihinden, kültür ve medeniyet değerlerinden koparlar. Böyle insanların oluşturduğu bir toplumda da elbet her kafadan bir ses çıkar, herkes kendi düdüğünü öttürmek ister. İstikrar bozulur, uzlaşma, anlaşma ümitleri suya düşer, karmaşa ve huzursuzluk alır başını gider. Küçük yaşlardan itibaren iyi seçilmiş, güzel bir baskı ile yayımlanmış, millî, ferdî ve toplumsal birtakım ahlâkî değerleri ve kuralları telkin eden kitaplar okuyarak yetişen insanlardan oluşan bir toplumda ise, kavga ve gürültü pek olmaz, düşünce ayrılıkları içi boş sloganlara dayanan bir siyaset ve ideoloji kavgasına dönüşmez. O toplumda uzlaşma kültürü gelişir, hoşgörü, karşılıklı sevgi ve saygı hâkim olur.                 

       Bir insanın karakteri yaratılıştan, doğuştan getirdiği birtakım temayül ve yeteneklerle, küçük yaşlardan itibaren içinde doğup büyüdüğü aile ortamından ve sosyal çevresinden aldığı tesirlerin, işittiklerinin, görüp yaşadıklarının kaynaşması neticesinde oluşur ve şekillenir. Çocuklukta kazanılan her türlü alışkanlıklar, sonraki yıllarda alınan eğitim ve öğrenilen yeni bilgilerle de zenginleşerek gelişir ve ömrü boyunca insanın bütün davranışları ve yapıp ettikleri üzerinde etkili olur, ona rehberlik eder ve onu yönlendirirler. Aynı zamanda bir çocuk psikoloğu ve psikoterapist de olan eğitimci Haim G. Ginott’ın dediği gibi, “Çocuklar donmamış beton gibidir; üzerlerine ne düşerse izi kalır.”  O itibarla, küçük yaşlardan itibaren çocuklara mutlaka iyi ve olumlu alışkanlıklar kazandırılmalı, onlara insan, bayrak, millet ve vatan sevgisi, merhamet, paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma duygusu, karşılıklı sevgi ve saygı anlayışı vb. değerler mutlaka öğretilmelidir. Özellikle de kitap sevgisi ve okuma alışkanlığı ihmal edilmemelidir. Zira kitap sevgisinden, kitap kültüründen yoksun çocuklar, eksik gıda alarak büyüyorlar demektir. Bu eksiklik onların ileriki hayatlarında olumsuz sonuçlarıyla ve rahatsız edici bir şekilde mutlaka ortaya çıkacaktır. Bugün çocuklara daha altı aylıkken sesli kitap okunmasının faydaları üzerinde çalışan uzmanlar, bunun çocuklarda ruh ve zekâ gelişimini hızlandırdığını, kelime hazinelerini artırdığını söylüyorlar. O sebeple çocukları, çok küçük yaşlardan başlayarak, hem aile, hem de okul ortamında kitap sevgisi ve kültürü ile iç içe, baş başa yetiştirmek, onlara mutlaka okuma alışkanlığı kazandırmak ihmal edilemez, savsaklanamaz bir görev olarak görülmelidir. Çocuklara kitabın ve okuyup öğrenmenin yemek içmek, hava almak kadar gerekli ve önemli bir ihtiyaç olduğu mutlaka kavratılmalıdır.  Devlet bunun için gerekli tedbirleri almalı, kampanyalar yürütmeli, farklı yaş grubundaki çocuklara ve gençlere hitap eden kitaplar yayınlamalı, kütüphaneler kurmalı, mevcutlarının sayısını artırmalıdır. Resmi veya özel, sesli veya görüntülü bütün basın-yayın kuruluşları, devletin bu yoldaki çalışmalarına destek olmalıdırlar. Bu millî bir seferberlik hareketi olarak algılanmalı, benimsenmeli ve uygulanmalıdır. Anneler ve babalar bu konuda mutlaka sorumluluk yüklenmeli ve en önemlisi de elbet çocuklarımızı eğitip hayata hazırlamakla görevli eğitimcilerimizin ve öğretmenlerimizin bu çok önemli görevi hakkıyla yapabilecek bir eğitim alarak yetişmeleri de mutlaka sağlanmalıdır. Zira çocuklara kitabı ve okuyup öğrenmeyi sevdirecek, onlara güzel ve doğru alışkanlıklar kazandıracak olanlar, onlardır. O sebeple, bir eğitimci ve öğretmen, sadece kitaplarda yazılı birtakım teorik bilgileri aktarmakla yetinmemeli, aynı zamanda, değerli fikir ve eğitim adamı merhum Nurettin Topçu’nun da dediği gibi, “karakter yapan ve şahsiyet yaratan bir insan” olmalıdır. Daha doğrusu öyle olması beklenir.  

        Günümüzde sesli ve görüntülü medyanın çeşitli yayınlar, programlar ve diziler vasıtasıyla kolay, zahmetsiz ve çalışmadan kazanılan bir hayatı telkin ve teşvik ettiği maalesef acı bir gerçektir. Bunun çocukları ve gençleri olumsuz yönde etkilediğine, onları kitaptan ve okuyup öğrenmekten uzaklaştırdığına hiç şüphe yoktur. Yarım asrı aşkın bir süre eğitim-öğretim hayatının içinde bulunmuş bir eğitimci olarak, pek çok öğrencinin ders kitapları dışında kitap tanımadıklarını, hatta bir kısmının ders kitaplarına da pek fazla itibar etmediklerini, doğru dürüst tutulup tutulmadıkları çok şüpheli ders notları, teksirler, fotokopiler ya da internetten indirdikleri özetin özeti bilgilerle yetindiklerini görmek beni hep yürekten yaralamıştır. Bu bir faciadır. Mutlaka bir çaresi bulunmalı ve önlenmelidir. Zira kitabın ve okuyup öğrenmenin yerini hiçbir şey tutmaz, tutamaz. Kitap çocuklarımız için bir câzibe merkezi hâline getirilmelidir. Başta devlet olmak üzere, öteki bütün kurum ve kuruluşlar bunun için ne gerekiyorsa tez elden yapmalıdırlar. En başta gelen meselemiz kitapla barışık, okuyup öğrenmeyi seven bir toplum olmayı başarmak olmalıdır. Batılı bir düşünürün dediği gibi, “Yetişen zekâları kitaplarla beslemeyen milletler hüsrana mahkûmdurlar.” Çocukları ona göre eğitip yetiştirmek ve hayata hazırlamak lâzımdır. Geleceğimizi inşa edecek olan mimarlar ve mühendisler çocuklardır. Gelecek onların eseri olacaktır.

           Aslında insan, yaratılıştan okuyup öğrenmeye meyli olan bir varlıktır. Bu onu öteki canlılardan ayıran en önemli özelliklerin başında gelir. Fakat onun bu özelliğini ortaya çıkarıp geliştirecek ortamı hazırlamak gerekir. Bu süreç aile içinde küçük yaşlarda başlamalı ve çocuk gelecekte kendisini bekleyen muhtemel zorluklara ve hayatın gerçeklerine göre hazırlanmalı ve eğitilmelidir. Bu da çocuğu öncelikle kitapla tanıştırmak, ona okuyup öğrenmeyi sevdirmekle mümkün olabilir. Victor Hugo, “Okuma ihtiyacı barut gibidir, bir kere tutuşunca artık sönmez.” der. Bütün mesele o barutu tutuşturmaktır. Okuyup öğrenmeyi alışkanlık hâline getiren bir çocuğun önü açık demektir. O doğru, iyi, güzel, faydalı ve zararlı olanları fark etmede zorlanmadığı gibi, karşılaştığı engelleri aşmanın bir yolunu da kolayca bulabilir. Çünkü okur, öğrenir, anlar ve başarır. “Bilenle bilmeyen bir olmaz.” Zira yapanlar, üretenler ve başaranlar hep bilenlerdir. Üretmenin, yapmanın ve başarmanın sırrı kitaplarda ve okuyup öğrenmede gizlidir. Öte yandan insan tek başına yaşayamaz. Bir toplum içinde başka insanlarla birlikte yaşayarak, onlarla iletişim kurarak yaşar ve mutlu olur. Bunun için de birlikte yaşamanın, insanlarla iletişim kurmanın, insanları tanımanın yol ve yöntemlerini bilip öğrenmesi lazımdır. Bu da ancak, küçük yaşlardan itibaren iyi örnekler görerek yetişmek ve sürekli okuyup yeni bir şeyler öğrenmekle mümkün olabilir. Çünkü insanlar ve toplumlar daima değişen dinamik varlıklardır. Bu değişim ve dönüşüme ayak uydurabilmek için bilgilerin de yenilenmesi ve tazelenmesi gerekir. O bakımdan çocuk erken yaşlarda kitapla tanışmalı ve okuma alışkanlığı kazanmalıdır. O, okuyup öğrendikçe hem kendini keşfedecek, hem de diğer insanlarla kolayca iletişim kurabilecek, kim bilir belki de toplumda ayrı ve seviyeli bir insan konumuna bile yükselebilecektir.   

SANAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELERYAHYA KEMÂL VE TÜRKÇEATATÜRK VE TÜRKÇEDİN VE TOPLUM İLİŞKİSİ ÜSTÜNEÖNCE ŞİİR VARDIİNSAN GÖNLÜNDEN İBARETTİRKÜLTÜR, DİL VE EĞİTİM-ÖĞRETİMDİL, DİLLER VE DİLİMİZ      OKUMAK VE YAZMAK ÜSTÜNESEVGİ, HOŞGÖRÜ VE DOSTLUK Yazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
“O” OLMASAYDI?
Osman KARA
M. Halistin KUKUL
GİRDAP/ASKERÎ OKULLARDA KATLİAM
M Halistin KUKUL
Mustafa GENÇ
İKTİDAR- MUHALEFET DİYALOĞU
Mustafa GENÇ
Atilla ÇİLİNGİR
KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa ÖZDEMİR
SEMERKANT
Mustafa ÖZDEMİR
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
SANAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU