YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI

SANAT VE SANATÇI

       Bazı insanlar dünyaya birtakım ayrıcalıklar ve üstün meziyetlerle gelirler. Şüphesiz bu ayrıcalıkların ve meziyetlerin en başında sürekli olarak okuyup öğrenme ve yeni bilgiler edinme azmi ve sevgisi ile bir şeyler üretip ortaya koyma becerisi ve sanat yeteneği gelir. Batılı bir tasnif anlayışı ile“güzel sanatlar” olarak adlandırılan şiir, edebiyat, resim, müzik, heykeltıraşlık, mimarlık vb. alanlarda tarih boyunca ortaya konulan bütün sanat eserleri, işte hüner sahibi bu insanların elinden çıkmıştır. Başta şiir olmak üzere gönül tellerimizi titreten, dili, konusu, üslûbuyla mükemmel yazılmış her çeşit edebiyat eserini, içimizi ısıtan ve bizi büyüleyen güzel bir tabloyu, kulaklarımızı kimi zaman hüzün, kimi zaman tatlı ve yumuşak ezgilerle dolduran bir melodiyi, göz kamaştıran bir mimarî eseri ve heykeli üretip bize armağan edenler, hep o müstesna yaradılışlı sanatçılar olmuştur. Türü, çeşidi, tarzı ne olursa olsun, her türlü sanat eseri bütün yönleriyle kişisel ve göreceli unsurlardan oluşur ve onu üreten sanatçının bilgi ve kültürünün, dünya görüşünün, sanat anlayışının, duygu ve düşünce dünyasının bir bileşkesi, bir yansıması olarak ortaya çıkar. Dolayısıyla taşıdığı bütün özelliklerle sanatçıya aittir, yani kişisel, otantik ve özgündür. Çünkü tabiattaki olaylar ve nesneler, her insan üzerinde aynı etkiyi göstermez. Hele bir sanatkâr üzerinde hiç göstermez. Söz gelimi iki şair veya ressamın aynı gözlemler sonunda farklı algılara ulaşmaları daima mümkündür. O sebeple sanatın oluşumu, ilmin sabit ve değişmez kural ve kanunları ile açıklanamaz. Sanatın farkı ve insanı büyüleyen, onu başka âlemlere çekip götüren özelliği de bundan ileri gelir. Ömer Hayyam, “İnsanın karakteri, kullandığı üsluptan belli olur.” der. Bu elbet sanatçı için de geçerlidir. Ünlü “deneme” yazarı Montaigne de, “Benim yazıda aradığım, tam anlamıyla kendimin olmasıdır. Herkes kitabımda beni, bende kitabımı görsün” sözleriyle buna vurgu yapmıştır. Başka sanatlar için de geçerli olmakla beraber, daha çok bir edebiyat terimi olarak bilinen ve “sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özgünlüğünü,” onun dil ustalığını ve deyiş güzelliğini anlatmak için kullanılan “Üslûb-ı beyan aynıyla insandır.” sözü de aynı maksatla söylenmiş bir sözdür.

             Bir bakıma gayesi hayatı ve yaşamayı daha sevimli, daha mutlu ve daha anlamlı hâle getirmek olan sanat, insanın iyilik ve güzellik arayışının sonucu olarak ortaya çıkan bir değerdir. Yaradılışında iyi ve güzeli arama yeteneği olan, bakmasını ve elbet görmesini de bilen her gözün, o güzelliği ve değeri, tabiatta var olan canlı-cansız her nesnede, her varlıkta görmesi mümkündür. Bu da ancak sanatçıya verilmiş bir lütuf ve ayrıcalıktır. Sanatçıyı herhangi bir insandan farklı kılan da işte onun bu özelliğidir. Onun başlıca görevi, eserine yansıyan algı ve gözlem yeteneği, duyarlılığı ve bunları yorumlama gücüyle hayatımıza yeni renkler ve yeni lezzetler katmak, bize yaşamayı hayâl ettiğimiz mutluluğu yaşatmak,  görmek istediğimiz güzellikleri göstermektir. O bu görevini inanarak yaptığı, coşku ve sevgi ile yoğurduğu, yüreğinin sıcaklığı ile pişirdiği, ruhla aklı birlikte kucaklayan ve ikisi arasında bir denge kuran yazıları ve eserleri ile yapar. Ünlü şairlerimizden merhum Faruk Nafiz Çamlıbel‘in Şâir” adlı şiirinde çok güzel ifade ettiği gibi sanatçı hayatımızı daha renkli, dünyamızı daha canlı ve daha güzel duyan ve duyurabilen müstesna yaradılışta bir insandır. Sanatçı, eşyada sıradan insanın göremediğini görür ve gösterir, duyamadığını duyar ve duyurur, olanı olduğu gibi değil, onu belleğinin süzgecinden geçirerek ve ona kendi dehâsından bir şeyler katarak vermek suretiyle maddeye âdeta ruh ve can verir. Sanat büyük ölçüde bir tecrit, bir soyutlama olayıdır. Oscar Wilde’ın deyişiyle, “sanat tabiatı değil, tabiat sanatı yansıtır.” Her sanatçı realiteyi kendine göre ve yine kendi seçtiği bir yöntemle değiştirir. Tabiatta var olan her şey onun bakışı ile değişir, bambaşka bir mahiyet alır. Böylece sanatın kendi gerçeği ortaya çıkar. Bu, hayatın gerçeğine benzemekle birlikte onun aynısı değildir, daha seçme, daha rafine bir gerçekliktir. Onu, eşyayı sıradan insandan daha farklı algılama yeteneği olan sanatçı, kendine has o büyüleyen yöntemi ile inşa eder. Sanatta olanı olduğu gibi değil, arzu edildiği gibi göstermek esastır.  Bunu da ancak, her şeyden önce farklı ve gelişmiş bir sanat zevki ve algı yeteneği olan sanatçı yapabilir. Bu ayrıcalık onun mayasında, hamurunda vardır, öyle yaratılmıştır. O sebeple, herhangi birine “sen sanatçı ol; şiir yaz, resim, heykel, beste yap” demekle onu sanatçı yapmak mümkün değildir.

              Şüphesiz sanat her şeyden önce bir yetenek ve bir beceri işidir. Ama bunun için tek başına yetenek de yetmez. Yeteneğin uygun bir eğitim sürecinden geçmesi de gerekir. Eğitim olmadan sanat olmaz. Sanat için yetenek ve eğitim birbirine muhtaç, birbirini tamamlayan iki önemli kavramdır. Eğitim insanı yetenekli yapmaz elbet, ama var olan yeteneği harekete geçirir, işler ve geliştirir. Öte yandan sanat değeri taşıyan her eserin mutlaka sosyal, tarihî ya da siyasî bir arka plânı, bir gelişme ve olgunlaşma evresi de vardır. Tanpınar, “Yenilik getirmiş her sanatkârda maziye dönük bir taraf vardır. Maziyi inkâr ettiğimiz an, sanat kendiliğinden durur. ” sözleriyle buna işaret etmiştir. Yine Tanpınar’a göre, “Fırtınaya kuru yapraklar değil, kökünü toprağın derinliklerine salmış olan çınar dayanır.” O bakımdan, bir sanatçının sanat konusunda geniş bir bilgiye, kültürel birikime ve deneyime sahip olması, özellikle de kendi sanatının geçmişte üretilmiş ve tarihe mal olmuş seçkin ve güvenilir örneklerini yakından tanımış, incelemiş, kısaca köklü ve sağlam bir “sanat tarihi” bilgisi edinmiş olması da çok önemlidir. Sanat deryasında kulaç atmak isteyen her sanatçı adayı, bu gerçeği de çok iyi bilmeli ve asla ihmal etmemelidir. Zira en güvenilir bilgi, görerek ve yaşanarak öğrenilen bilgidir.

ŞİİR VE ŞÂİR(1)SANAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELERYAHYA KEMÂL VE TÜRKÇEATATÜRK VE TÜRKÇEDİN VE TOPLUM İLİŞKİSİ ÜSTÜNEÖNCE ŞİİR VARDIİNSAN GÖNLÜNDEN İBARETTİRKÜLTÜR, DİL VE EĞİTİM-ÖĞRETİMDİL, DİLLER VE DİLİMİZ      OKUMAK VE YAZMAK ÜSTÜNEYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
BİR ÖLÜMÜN ARDINDAN
Osman KARA
M. Halistin KUKUL
TÜRKİSTAN’DA ZAMAN
M Halistin KUKUL
Mustafa GENÇ
YENİ BİR LAİKLİK YOKSA YENİ BİR DİN Mİ?
Mustafa GENÇ
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
ŞİİR VE ŞÂİR(1)
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Atilla ÇİLİNGİR
TARİHİMİZE NOT DÜŞEN GERÇEKLER… (Zaman Asla Kaybolmaz)
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa ÖZDEMİR
SEMERKANT
Mustafa ÖZDEMİR
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU