YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Mustafa ÖZDEMİR

TÜRK LAİKLİĞİ FARKLIDIR

Türk toplumunu bölen ve derin fikir ayrılıklarına sebep olan uygulamalardan biri de laiklik konusudur. Bu konuyu sükûnetle ele alıp nerede hata yaptığımızı, kavramı doğru anlayıp anlamadığımızı, yanlış anlaşılıyorsa kimlerin yanlış anladığını ortaya koymak gerekir. Uygulamayı karmaşaya sokmak ve ondan düşmanlar üretmek hiçbir Türk İnsanının yararına değildir. Bu makalede çok farklı bir bakışla doğru uygulamanın ne anlama geldiğini anlatmaya çalışacağım.

Batı tipi laikliğin iki unsuru vardır: Birincisidin ile devlet işlerinin ayrılması, ikincisidin özgürlüğünün sağlanmasıdır.

Bizde uygulama konusunda üç tarafı olduğunu biliyoruz:

Birinci taraf katı ve sıkı laikliği savunan dini tamamen öteleyen her dini işaret, ibadet ve duygunun açığa vurulmasını şiddetle karşılayıp giyimden yaşam tarzına kadar halka cehennem azabı çektiren uygulamaları yapanlardır.  Hemen her Müslümanı gerici, eski kafalı vb. sayıyorlar. Azalsa da o günlerdeki baskıyı özleyen çevreler var. Ancak bunların çoğunluğunun hatalarını anladığını görüyoruz.

İkinciler ise laiklik dinsizliktir, İslam’ı kökünden kaldırıyorlar, bunlar dinsizdir. Biz İslam devleti kuracağız, laikliği kaldıracağız. Zaten laikliği savunanlar kâfirdir. İşin ucunu Atatürk’e uzatıp onu hedef alıyorlar. Hatta şunları, şunları öldüklerinde camiye sokmayın diyen aşırı kişilikler var. Aslında çok eleştirdiğimiz IŞİD zihniyetlerinden bir farkları yoktur.

Üçüncü tarafa gelince, kavramları bilimsel ve doğru analiz etme yeteneği olan halk ve aydın çoğunluğu bu taraftadır. Bunu da önce laiklik gerçekte nedir, sekülerlik nedir, sorularının cevabını verdikten sonra Türk laikliğine bakıp cevaplayacağız. Bu laiklik gerçekten klasik Avrupa laikliği midir, yoksa bize göre bir uygulama mıdır? Bunlara bakılınca bizde uygulaması istenen, fakat bir türlü gereği gibi uygulanamayan laiklik kavramının doğru anlamını verebileceğiz.

LAİKLİK VE SEKÜLERLİK:Din ile devlet işlerinin ayrılması ve din özgürlüğünün yasalarla uygulamasıdır. Sekülerlik de aynı işlevi görür. Ancak sekülerlik yasalarla uygulanmaz. Seküler ülkeler yasa çıkarmadan aynı icraati yaparlar. Fransa laik bir ülkedir. İngiltere ise seküler bir ülkedir.

Laiklik bir ideoloji değildir. Din sömürüsü ve dinin siyasetçiler tarafından yozlaştırılmasına karşı alınan bir tedbirdir. İdeolojilerin yönetim modelleri ve felsefeleri olur. Ekonomik görüşleri olur. Laikliğin öyle bir özelliği yoktur. Trafikte kırmızı ışıktan geçmemenin bir ideoloji olmadığı gibi laiklik de bir uygulamadır. Bu kavramı abartarak bir taraf dini öteleyen bir ideolji olarak görmesi bir tarafın da laiklik olmayınca bilimin ve hayatın sona ereceğini düşünmesi bu derin çelişkiye yaratmaktadır. Diğer tarafın ise laikliği bir ideoloji gibi kavrayıp milletin kültür kodlarına nüfuz etmiş dinin ve işaretlerinin yok edilmesini ülkü haline getirmesi yanlışıdır.

 Basit bir mantıkla bakılınca “suç olmamış olsaydı hapishaneye gerek kalmazdı”. Din sömürüsü olmasaydı laiklik kimsenin aklına gelmezdi.

Türk Milli Mücadelesinin temeli olan Kuvayı Milliye’ye din adamlarının yaklaşık %70’i karşıydı. Bu % 70’in önemli bir kısmı da yabancıların savunucusu ve casusu olmuştu. %30 kadarı ise bu kutlu mücadelede oranlarının üstünde katkı sağladılar. Balkan savaşı gibi bir bozgunun sebeplerinden biri de dini bölünmüşlüktür. Milli Mücadele kazanıldıktan sonra da rahat durmadılar. Çıkan 13 isyanda da parmakları vardı. Bu nedenle onlarla mücadele edip devleti yaşatmak gerekiyordu. Dinin doğru öğretilmesi gerekiyordu. Bu nedenle Mustafa Kemal Paşa Tevhid-i Tedrisat kanununun 4. Maddesi ile İmam Hatipleri kurdu. Ama açamadı. Kısa bir süre denedi. Yasayı da kaldırmadı. Daha ileride açılacağını düşünmüş olduğu düşünülüyor. Aynı gün Diyanet İşleri Başkanlığını kurdu. Seküler bir siyaset izliyordu. 14 yıl sonra yasalara laikliği geçirerek yasal hale getirdi. Böylece uygulama laiklik oldu.

Bu laiklik ne Fransız likliği, ne de İngiliz sekülerliğne benziyordu.Çünkü bu ülkelerde din alanında devletten maaş alan tek bir şahıs bile yoktur. Devletin tek bir resmi dini kurumu yoktur. Öyleyse bizim Türk laikliğine biraz daha yakından bakalım, üç unsur içerir:

  • Dinin devlet işlerinden ayrılması. Ancak Devletin içinde resmi dini kurumlar kurulunca ve okullar açılınca bu kural çoğu kez uygulanamamış, iki aşırı tarafın saldırısına uğramıştır. Atatürk bu dengenin mutlaka kurulacağından emindi. Halkın dinine doğrudan karşı çıkmış gibi algılanmamak için ve daha doğrusu halka gerçekten inandığı için böyle yapmıştır.
  • Din özgürlüğünün sağlanması ve dinin yozlaşmasının önüne geçmek amaçlanmıştır.
  • İslam dininin doğru anlaşılması ve gerçek din birliğinin sağlanması düşünülmüştür. Bu diğer laik ülkelerde mevcut olmayan bir uygulamadır. Zira Mustafa Kemal Paşa ilk iş olarak diyaneti teşkilatlandırırken Elmalılı Hamdi Yazır Hocaya Kur’anın tercümesini maaşından masrafları ödeyerek yaptırmıştır. Bununla da kalmamış Babanzade Ahmet Naim Efendiye de hadis tercümeleri yaptırmıştır. Hatta bu sebeple bir hadis komisyonu kurdurmuştur. Bunlar bize Türk Laikliğinin Batı laikliğine benzemediğini göstermektedir. Bu büyük devlet adamının başka bir özelliği de burada ortaya çıkıyor. Her iki hoca da Kuvay-ı Milliye’ye taraftar değildi.Ama liyakatleri uygundu. Görevi onlara vermişti.

Ancak laikliğin amacı yerine getirilememiştir. Laikçiler uygulamayı akıl almaz boyutta ağır uygulamışlar. Halkın çok büyük kesimini laiklik düşmanı haline getirmişlerdir. Karşı taraf da buna yalanla, büyük tekfir suçlamaları ile İslam düşmanlığı iddiaları ile cevap vermiştir. Bu çekişme asıl büyük grup olan ve Türk tipi bu laikliği benimseyen kimseleri rahatsız etmiştir. Halen de etmektedir.

Tevhid-i tedrisat yasası uygulanamaz haldedir. Eğitim tarikat ve cemaatleri kendisine ortak etmiştir. Bu eğitimden bilim, teknoloji, ilerleme ve gelişme çıkmaz. Hiçbir eğitim ilerlemesi sağlanamaz. Allah’ın verdiği akıl ile her varlığı ve maneviyatı layık olduğu yerde kullanmalıyız. Dini kendi yerinde değil de sömürü ve istismarlarda kullanırsak din diye bir şey kalmaz. Konuyu Miladi 901 ile 973 yılları arasında yaşayan büyük İslam Bilgini El Kindi’nin sözleri ile bitirelim. O zamanın din tüccarları hakkında diyor ki:”Bir tüccar malını sattığı zaman elinde o maldan nasıl kalmazsa, din sömürücü ve tüccarları da dini sattığı zaman onlarda din kalmaz.”

Özet olarak şu gerçeği ifade etmeliyiz: ”DAHA İYİSİ BULUNANA KADAR EN İYİ REJİM DEMOKRASİDİR” İslam dinine en çok uyum gösteren rejim de demokrasidir.

SEMERKANTDOĞRU YOLBURÇİN’İN GÖKADASIORGANİZMALAR NE ZAMAN ÇÖKER?TERÖRİSTMİŞİZBİR DAVUD ARIYORUMMUHAMMED MUSTAFAKÖY ENSTİTÜLERİ VE PULUR KÖY ENSTİTÜSÜTÜRK LAİKLİĞİ FARKLIDIRSAMSUN SEVDAMYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
BİR ÖLÜMÜN ARDINDAN
Osman KARA
M. Halistin KUKUL
TÜRKİSTAN’DA ZAMAN
M Halistin KUKUL
Mustafa GENÇ
YENİ BİR LAİKLİK YOKSA YENİ BİR DİN Mİ?
Mustafa GENÇ
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
ŞİİR VE ŞÂİR(1)
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Atilla ÇİLİNGİR
TARİHİMİZE NOT DÜŞEN GERÇEKLER… (Zaman Asla Kaybolmaz)
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa ÖZDEMİR
SEMERKANT
Mustafa ÖZDEMİR
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU