YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI

TÂRİH BİLGİSİNİN VE EĞİTİMİNİN ÖNEMİ (1)  

         Tarih, genel olarak milletlerin geçmiş zamanlarda yaşadıkları bütün sosyal ve siyasî olayları, savaşları ve çatışmaları, sanat, ilim kültür, medeniyet ve teknoloji alanında gösterdikleri başarıları, gelişme ve ilerlemeleri yer ve zaman göstererek anlatan bir ilim dalı olarak tanımlanır. Tarihin yapılmış başka tanımları da vardır elbet. Sözgelimi, Üç Tarz-ı Siyaset (Osmanlıcılık, İslâmcılık, Türkçülük) adlı kitabın yazarı tanınmış Türkçü, dilci, eğitimci ve tarihçi Yusuf Akçura’ya göre “Tarih, soyut bir ilim değildir. Tarih hayat ilmidir. Tarih milletlerin, kavimlerin varlıklarını muhafaza etmek, kuvvetlerini geliştirmek içindir.” O sebeple, tarihi iyi ve doğru bir şekilde bilmek ve öğrenmek, sıradan bir bilgilenme ve bilgilendirme işi değil, bir gerekliliktir, bir mecburiyettir. 18 Mart 2021 tarihinde kaybettiğimiz, ömrünü Osmanlı Devleti’nin uyguladığı iktisadî ve malî politikalar üzerinde yaptığı çok önemli çalışmalarla iktisat ve kültür tarihimizi zenginleştiren değerli tarihçimiz Mehmet Genç’in de dediği gibi, “Tarihi kendimizi yüceltmek için değil, düzeltmek için bilmeliyiz. Kendi tarihimiz diye kendimize yontarak değil, olup bitenleri çıplak gözle, aklın ve ilmin gerektirdiği şekilde analiz ederek anlamamız lâzımdır.” Tarih konusunda söylenmiş bütün bu sözlerin ve yapılmış olan bütün tanımların birleştiği ortak bir nokta vardır. O da şudur: Bir milletin yeryüzünde var olduğu günden itibaren takip ettiği yol haritasını anlayabilmek için, o milletin tarihini çok iyi ve doğru bir şekilde öğrenmek ve bilmek lâzımdır. Tarih, dil ve dinle birlikte milleti var eden ve onu ayakta tutan en kuvvetli değerlerin başında gelir. Her milletin, onu öteki milletlerden ayıran, onu millet olma seviyesine yükselten kendine has bir kültürü vardır. Buna “millî kültür” diyoruz. Milletin karakteristik özelliklerini, onun mistik ve manevî hayatını, ruh ve gönül zenginliğini, saygı duyup yaşatmak istediği dinî, vicdanî ve ahlâkî bütün değerleri bünyesinde barındıran millî kültürün en önemli bileşenlerinden biri de tarihtir. Çünkü millî kültür, geçen zaman içinde bin bir çeşit tarihî olayın çalkantıları içinde oluşmuş ve gelişmiş bir değerler manzumesidir. Bir millet varlığını ancak tarihi sayesinde sürdürebilir. Tarih milletin hafızasıdır. Geçmişini, tarihini unutmuş bir millet, hafızasını kaybetmiş demektir. Tarih bilgi ve tecrübesi, bize sadece geçip gitmiş bir zamanın hikâyesini öğretmez; bununla beraber milletin kültürünü, geleneklerini, örf ve âdetlerini, kısaca milletin bizzat kendisini de tanıtmış olur. Böylece hem bu güne ışık tutan bir ayna görevi görür, hem de sağlam ve güvenilir bir gelecek tasavvurunun zeminini hazırlar. Merhum Mehmet Kaplan hocanın Kültür ve Dil adlı eserinin önsözünde söylediği gibi “Sosyal, politik, ekonomik, kültürel bütün meseleler, ancak tarihî perspektif içinde anlaşılabilirler.” O sebeple, bugünü hakkıyla yaşayabilmek için olduğu kadar, geleceğe yönelik birtakım plânlar ve çalışmalar yaparken de bize yol gösterecek olan en güvenilir rehber, her şeyden önce tarihî geçmişimiz, kültürel birikimimiz, gelenek ve göreneklerimizdir. İleri hamleler yapabilmek için böyle sağlam bir zemine, bir atlama tahtasına mutlaka ihtiyacımız vardır. Bunun için de yetişmekte olan nesillere köklü, derin ve kuşatıcı bir tarih şuuru, dolayısıyla onlara millî ve kültürel meseleleri sağlam ve doğru bir tarih bilgisi ekseninde ele alma alışkanlığı mutlaka kazandırılmalıdır. Zira gelip geçtikleri yolu iyi bilen insanlar, gidecekleri yolu bulmakta da pek zorlanmazlar.  

            Doğru ve sağlam bir tarih bilgisine ve şuuruna sahip olmayan nesiller milletimize ve vatanımıza üstün bir mensubiyet duygusu ve sevgisi ile bağlanamazlar, kendi kültürlerini yaşamakta ve yaşatmakta zorlanırlar. Çünkü onlar kim olduklarını, bugüne nereden ve nasıl geldiklerini, kısaca kendilerini yeterince tanımadan yetişmişlerdir. Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Portekizli ünlü yazar José Saramago, “Kim olduğunu bilmiyorsan, kendin olabilmen mümkün değildir.” demektedir. İnsanın bilmediği, tanımadığı bir şeyin cahili, hatta düşmanı olduğu bilinen bir gerçektir. Rahmetli Erol Güngör, tarih şuurunun her türlü tavır ve davranışın kaynağını teşkil eden duru bir pınar olduğunu söyler. Yetişmekte olan nesillere bu pınarın suyundan kana kana içiremediğimiz, onlara şanlı tarihimizi ve kültürel değerlerimizi doğru dürüst öğretemediğimiz bizim maalesef acı bir gerçeğimizdir. Özellikle Tanzimat’tan sonra tarihimize ve kültürel değerlerimize hep Batı’nın penceresinden baktık ve Batı merkezli bir kültür ve eğitim politikası uyguladık. Bu anlayışla yetişen nesiller giderek kendi ruh köklerinden koptular, kendilerine yabancılaştılar ve yeni bir kimlik arayışına yöneldiler. Bu yeni kimliğin kaynağını da kendi tarih ve kültürel değerlerimizde değil, hep Batı dünyasında aradılar. Böylece etrafımızda, yerli ve millî olmaktan korkan, kozmopolit, Batı hayranı ve taklit ustası ünlü roman kahramanları “Muhsin Bey” ve “Felâtun Efendi” tiplemeleri ile karakterize edilen idealsiz, inançsız, kültürel değerlerine, tarihlerine yabancı ve mesafeli insanların sayısı bir hayli arttı. Unutmayalım ki Batı dünyasında Türk Müslüman, Müslüman da Türk demektir. Bu sebeple ikisini birbirinden ayırmak için yüzyıllardır her yolu denemektedirler. Zira bu ikisinin birbirinden güç aldığını, ayrılmaları hâlinde ikisinin de zayıflayacağını, güç kaybına uğrayacağını çok iyi kavramışlardır. Çünkü Asya bozkırlarından yola çıkıp kısa zamanda Ön Asya’nın, Avrupa ve Afrika’nın önemli bir kısmına yayılan, 8. asırdan itibaren İslâmiyet’le tanıştıktan sonra tarih sahnesinde yepyeni bir kimlikle görülmeye başlayan ve 1071’den sonra da Anadolu’yu yurt edinen Türklerin, bu yeni kimlikleriyle geliştirdikleri Türk-İslâm medeniyeti, kurdukları çeşitli devletler ve Osmanlı İmparatorluğu, 1453’te İstanbul’u fethederek bir çağı kapatıp yeni bir çağ açmaları gözlerini âdeta kamaştırmıştır. Bunu bir türlü hazmedemediler ve önümüzü kesmek için her yolu denediler.

       Maalesef buldular da. Önce imparatorluğumuzu kaybettik. Zorlu bir mücadelenin sonunda kurmayı başardığımız Cumhuriyetimiz neredeyse bir asırlık ömrünü tamamlamak üzeredir. Ama hâlâ insanlarımızın huzur ve mutluluk içinde yaşayabileceği bir toplum yapısı oluşturamadık. İçte ve dışta çözüm bekleyen bir yığın sorunla karşı karşıyayız. El ve gönül birliği içinde bunların üstesinden gelmek için çalışmamız gerekirken, birbirimizle didişmekle meşgulüz. Hızla bir şizofreniye, bir karmaşaya doğru sürüklenip gidiyoruz. Batı dünyası da her yolu deneyerek bu halimizden faydalanmaya devam ediyor. O sebeple hiç vakit geçirmeden kendimize gelmek, tarihimizden ve kültürel birikimimizden güç ve ilham alarak yeni birtakım hamleler yapmak zorundayız. Bunun için de her şeyden önce tarihimizi ve kültürümüzü iyi ve doğru bir şekilde tanımamız ve bilmemiz gerekir. Zira bizi hedefe götürecek en doğru yol önce tarih bilgi ve tecrübesi, sonra da çalışan ve üreten, başkasının eline bakmayan bir toplum olmayı başarmaktır. Bu da ancak birlik ve beraberlik içinde hareket etmekle mümkün olabilir. Aksi hâlde bize hayat hakkı tanımayacaklarını bilmeliyiz. Batı dünyasını yakından tanıyan merhum Prof. Oktay Sinanoğlu’nun şu sözleri kulağımızda küpe olmalıdır: “Sen ne kadar Batı’ya yaranmaya çalışırsan çalış. Batı için sen Türk’sün, Müslümansın. İşte bu yüzden Batı senin ezelî ve ebedî düşmanındır ey çocuk!” (Devem edecek).

KİTAP VE OKUMAK ÜSTÜNE (1)İŞSİZLİK VE KALKINMA ÜSTÜNEKALKINMA KÖYDEN Mİ, ŞEHİRDEN Mİ BAŞLAMALI?KİTAP, BİLGİ VE KÜLTÜR CAHİLLİK, FENALIK, TEMBELLİK, AKIL VE İLİM (2)CAHİLLİK, FENALIK, TEMBELLİK, AKIL VE İLİM (1)MİLLET, MİLLÎ KÜLTÜR VE ATATÜRKÇANAKKALE SAVAŞLARI VE ÇANAKKALE RUHUBAYRAMLAR VE NEVRUZ (BAHAR BAYRAMI-2)KÜLTÜR VE MİLLET İLİŞKİSİ ÜZERİNE (2)Yazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
BU AÇIK BİR İSTİLADIR
Osman KARA
Prof. Dr. Mustafa ÖZDEMİR
İLK ADIM İSKELESİ
Prof Dr Mustafa ÖZDEMİR
Atilla ÇİLİNGİR
‘’19 MAYIS 1919’’ BAĞIMSIZLIĞIMIZA ATILAN İLK ADIM
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa GENÇ
RAMAZAN SONRASI MÜSLÜMAN’A DOKUNMAK…
Mustafa GENÇ
M. Halistin KUKUL
O, BİTTİ BEYİM
M Halistin KUKUL
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
KİTAP VE OKUMAK ÜSTÜNE (1)
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU