YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI

OKUMAK VE YAZMAK ÜSTÜNE

       Okumakla yazmak arasında çok yakın ve çok sıkı bir ilişki vardır. Sürekli olarak okuyup öğrenmeyi ve yeni bilgiler edinmeyi alışkanlık hâline getirememiş olanlar, zevkle okunan, dili ve anlatımı düzgün yazılar ve eserler üretemezler. Zira yazmak okumanın, bilgi ve kültür sahibi olmanın bir sonucudur. Bir yazıda kelimeleri dikkat ve titizlikle seçmek ve ustaca kullanmak başlı başına bir sanattır. Dil ustalığı ve ifadeye en uygun düşen kelimeyi yerli yerinde kullanmak, sadece şiir için değil, nesir (düzyazı) için de geçerli ve gereklidir. Dilin akıcılığı, anlatım ve mûsikî kudreti ancak böyle ortaya çıkabilir. Ünlü İngiliz şair ve yazarı Alexander Pope’a göre,“Kelimeler yapraklara benzer; onların bol olduğu yerde anlam meyveleri nadirdir.” Güzel yazı demek, çetrefilli ve süslü püslü yazı demek değildir. Konuşulan dili eğip bükmeden kendi doğallığı içinde yazıya aktaran yazar, dilin tadına varmış demektir. Bu da ancak dili sağlam, kaliteli, edebî değeri yüksek eserleri düzenli bir şekilde okumak ve dilin bütün inceliklerini kavramakla mümkün olabilir. Okumadan, öğrenmeden yazanlar tekrara düşerler; yeni, nitelikli ve özgün eserler ortaya koyamazlar. Eskilerin dediği gibi, “Okumadan âlim, yazmadan da kâtip olunamaz.” Hiçbir kimseye böyle bir imtiyaz ve ayrıcalık tanınmamıştır. Bunun için çok yönlü, çok titiz ve dikkatli bir çalışma ve hazırlık dönemi geçirmek lâzımdır. Dolayısıyla yazmaya hevesli olanların başarması gereken ilk iş, düzenli bir şekilde okumayı alışkanlık hâline getirmek, doğru ve sağlam bir dil şuuru geliştirmek olmalıdır. Elbet kitabı da amaca ve ihtiyaca göre seçmek ve okumak gerekir. Çünkü düzenli ve çok okumak kadar, neyi niçin okuduğumuzu bilmek de çok önemlidir. Kitap sadece hoş, eğlenceli ve zevkli vakit geçirmenin bir aracı olarak düşünülmemelidir. Kitap vardır, hoş ve eğlenceli vakit geçirmek için,  kitap vardır, kültür ve bilgi sahibi olmak için okunur. Okumaya düşkün olmak demek, eski-yeni demeden bütün dönemlerde ortaya çıkan, yaşanan ve gelişen sanat, bilgi, kültür ve fikir hayatını da iyice öğrenmek, bilmek, yani gelenek dediğimiz eski dünyanın bütün zenginliklerini de tanımak demektir. Yazma yeteneğini artıran, sanat sevgisini, sezgi ve zevkini besleyenler bunlardır. İnsanı düşünmeye, araştırmaya, yeni şeyler öğrenmeye sevk eden, onu olgunlaştıran, şahsiyetini geliştiren okuduğu kitaplardır. Bir yazarın, bir sanatçının, hatta sıradan bir insanın kelime dağarcığını, bilgi ve kültür seviyesini, okuduğu kitaplardan anlamak mümkündür. Ünlü İngiliz sosyolog Herbert Spencer’in de dediği gibi, “Bir insanın değeri, okuduğu kitapların değeri ile ölçülür.”

       Eğer okuduğumuz bir kitap dimağımızda bir iz, bir tat bırakmıyor, bilgi ve kültürümüze yeni birtakım değerler katmıyorsa, harcadığımız zamana ve döktüğümüz göz nuruna yazık olmuş demektir. Okunan her kitap ruhumuzu ve zihnimizi beslemeli, bilgi ve kültürümüze yeni değerler katmalı ve yüreğimizdeki ateşi alevlendirmelidir. Çek asıllı Avusturyalı tanınmış roman ve hikâye yazarı Franz Kafka, “Okuduğumuz bir kitap, içimizdeki donmuş değerleri parçalayacak bir balta olmalıdır. Okuduğumuz kitap bir yumruk indirerek bizi uyandırmıyorsa ne işe yarar?” demektedir. Faydalı olan, okunması gereken kitaplar böyle kitaplardır. Öte yandan, bir kitabı sadece okumak da yetmez. Onu anlamak, yorumlamak, yeni düşüncelere kapı aralayan birtakım sonuçlar çıkarmak da lâzımdır. Verimli ve faydalı olan okuma şekli budur. Düzenli ve sürekli bir şekilde okumak insanın bilgi ve kültürünü artırdığı, dil zevkini geliştirdiği gibi içinde yazmaya karşı bir heves de uyandırır. Okuyup yeni bilgiler edinme alışkanlığı olan insanlar bir süre sonra yazdıklarının ve konuştuklarının değiştiğini, daha da güzelleştiğini hemen fark ederler, yazmaya karşı güvenleri artar ve zamanla düşündüklerini yazıya aktaramamanın tedirginliğini duymaya da başlarlar. Okumadan yazmak, kazanmadan harcamaya benzer. Öte yandan bir ilim, bir sanat ve kültür adamının, bir aydının sadece okuyup öğrenmesi ve düşünmesi de yetmez; onlar duygu, düşünce ve bilgilerini mutlaka yazıya da dökmelidirler. Bu onların topluma karşı hem sorumluluğudur, hem de görevidir.

         Ancak önce bir yazarın, bir sanatçının ve bir aydının topluma karşı görev ve sorumluluğundan ne anladığımız, bu görev ve sorumluluğun sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği, söylenenlerin ve yazılanların toplum için faydalı mı, zararlı mı olduğu vb. hususların da net ve açık bir şekilde tespit edilip ortaya konulması gerekir. Zira her söz ve yazının muhtevası da dili ve üslûbu kadar önemlidir. Cemil Meriç, “Aklına geleni yazmak, yazı yazmak değildir.” der. Biri çıkar, pek çok kimsenin katılmadığı, toplumun ortak kabulleri arasında bulunmayan görüşlerini ve düşüncelerini, “ben böyle düşünüyorum, bunlar benim doğrularım” diyerek yazıp neşredebilir ve eğer bunu yapmazsa vicdanına, halkına ve ülkesine karşı sorumlu olacağını da ileri sürebilir. Bunu demokrasinin, ifade ve düşünce hürriyetinin kendisine tanıdığı bir hak olarak görebilir. Bir toplumda böyle düşünenlere rastlamak her zaman mümkündür. Günümüzde de örnekleri çoktur. Ama ne var ki madalyonun bir de öteki yüzü vardır. Herkesin kendi doğrularıyla ortalıkta dolaştığı, sadece kendi düdüğünü öttürdüğü, her kafadan ayrı bir sesin çıktığı, farklı düşüncelere ve düşünenlere söz hakkı tanınmadığı kaotik bir ortamda insanların birlik ve dirlik içinde yaşamaları mümkün olmaz, olamaz. Böyle bir toplumda işler karışır, arapsaçına döner, huzur ve istikrar bozulur. Dostoyevski’nin de dediği gibi, insan olmanın ölçüsü, farklı düşüncelere saygı duymaktır. Elbet konuşmak ve yazmak her aydının, okuyan, duyan ve düşünen her insanın, halkın meseleleri karşısında duyacağı tedirginlikle ilgili bir husustur ve bu tedirginliği dile getirmek hem bir görev, hem de bir sorumluluktur. Söylenip yazılanların taraftar bulması, takdirle karşılanması, kalıcı ve faydalı olması da geniş ölçüde buna bağlıdır. Ancak konuşurken olsun yazarken olsun, ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, itici ve bölücü bir dil ve üsluptan uzak durmak, bir sevgi dil kullanmak, toplumun ortak kabullerine ve değer yargılarına ters düşmemek de çok önemlidir. Bunun da asla göz ardı edilmemesi gerekir.

        Böyle aydınlarımız, yazarlarımız, sanat ve ilim adamlarımız elbette vardır. Onlar yazıyor, üretiyor, tartışıyor, teşhis ediyor, tedavi yollarını da gösteriyorlar. Bütün mesele, bunların sayısını daha da artırmak, yazdıklarına ve eserlerine yayınlama kolaylığı getirmek, en önemlisi de onları yeni nesillere okutabilmektir. Belli türler ve formlar içinde okuyucunun karşısına çıkabilme cesareti gösterebilen her kalem mahsulünün okunmaya değer bir tarafı mutlaka vardır. Sarraf hâlis altınları sahtelerinden ancak onları dikkatli bir şekilde inceledikten sonra ayırır. Biz de bir önyargı gütmeden her yazarı okumalı, onun hakkındaki kararımızı daha sonraya bırakmalıyız. Okuyup öğrenmeden yazarları ve eserleri, “değerli-değersiz, faydalı-zararlı” şeklinde bir tasnife tabi tutmak doğru bir davranış değildir. Bakarsınız, hiç ummadığımız bir yazar günün birinde öyle bir yazı ya da bir eserle karşımıza çıkar ki,  zihnimizi ve fikrimizi allak bullak eder, önümüzde yeni ufuklar açar ve kim bilir belki yüreğimizde yepyeni bir heyecanın ve aşkın kıvılcımlarını bile tutuşturabilir.

SANAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELERYAHYA KEMÂL VE TÜRKÇEATATÜRK VE TÜRKÇEDİN VE TOPLUM İLİŞKİSİ ÜSTÜNEÖNCE ŞİİR VARDIİNSAN GÖNLÜNDEN İBARETTİRKÜLTÜR, DİL VE EĞİTİM-ÖĞRETİMDİL, DİLLER VE DİLİMİZ      OKUMAK VE YAZMAK ÜSTÜNESEVGİ, HOŞGÖRÜ VE DOSTLUK Yazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
BİR ÖLÜMÜN ARDINDAN
Osman KARA
Atilla ÇİLİNGİR
TARİHİMİZE NOT DÜŞEN GERÇEKLER… (Zaman Asla Kaybolmaz)
Atilla ÇİLİNGİR
Mustafa GENÇ
KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN BAZI NEDENLERİ
Mustafa GENÇ
M. Halistin KUKUL
HER ŞEY SEVMEKLE BAŞLAR
M Halistin KUKUL
Mustafa ÖZDEMİR
SEMERKANT
Mustafa ÖZDEMİR
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
SANAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU